'İşçisin Sen, İşsiz Kal!'

24 Eylül 2009 Perşembe, 06:02
Abone Ol google-news

“İşsizliği, yoksulluğu, yolsuzluğu yeneceğiz!” sloganıyla işbaşına gelen yöneticiler, seçim zamanında oylarını aldıkları işçileri “işsizler ordusuna” katmış, çözüm konusunda da bir adım bile atamamışlardır. Çözüm yine biliyoruz ki işçi sınıfının mücadeleci geleneğinde yatmaktadır.

Cem Karaca’nın 70’lerin sonlarında hitletmiş “Tamirci Çırağı” şarkısı bugün de pek çoğumuzun dudaklarından düşmüyor... Sadece romanlarda yaşanabilen sınıflar arası aşkın gerçek hayattaki somut karşılığını anlatır bu şarkı özet olarak... Varlıklı kadın, kendisini seven tamirci çırağına bakarak “Kim bu serseri?” der... Ve şarkı, çırağın ağzından söylenen, dillerimizden düşüremediğimiz şu son kıtayla tamamlanır:

“Ustam geldi sırtıma vurdu, unut dedi romanları... İşçisin sen, işçi kal, giy dedi tulumları..”

İzmir Karşıyaka ilçesinin (ve belediyenin) bölünmesi üzerine işten çıkarılan “276 Kent AŞ işçisinin 145 gündür yaşadığı dram” bundan hiç de farklı değil... Tek fark, giymek istemelerine karşın, tulumlarının üzerlerinden çıkarılmasıdır!..

Pasaport İskelesi’nden Gündoğdu Meydanı’na kadar, arnavutkaldırımında kaç tane taş vardır?.. Eşrefpaşa Hastanesi’nin koridorları kaç adımdır?.. Karşıyaka Çarşı’da kaç tane sokak lambası vardır?.. Buca Mezarlığı kaç dönümdür?

Belediye işçileri

Bu soruların cevaplarını kim verebilir? Hiç kuşkusuz belediye işçileri... Çünkü bütün bunları tek tek ören onlardır..

İzmir’i İzmir yapan iki şey vardır... İlki, yosun kokan denizi ve denizden esen rüzgârıdır.

İkincisi ise, eski deyimle İzmir proletaryasıdır. Tütün tacirleri, gümrükçüler, uluslararası deniz taşımacılık firmaları değil...

İzmir’i İzmir yapan İzmirli işçilerdir. Onlar sokakları süpürürler. Hastanelerin tuvaletlerini temizlerler. Belediye kreşinden mezarlığa kadar her yerde onların parmak izlerine rastlayabilirsiniz.. İşte bu işçilerden 276’sı sorgusuz sualsiz ve tam bir vefasızlık örneği sergilenerek işlerinden çıkarılmışlardır..

Rakamların dili soğuktur... Hayatın yeşilliği, rakamların gri rengiyle anlatılamaz... Her bir Kent AŞ işçisinin dakika dakika, saat saat yaşadığı sıkıntıları, biriken borçlarını, okulların açıldığı bir dönemde çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamayışlarının verdiği ezikliği, bırakın üç öğün yemeği, bir öğünü dahi çıkaramamanın burukluğunu, bir sağlık kuruluşuna gidemeyip hastalığı evde atlatmayı, işsizliğin en korkunç duygusal çöküntülerini “276 çarpı 145 eşittir 40 bin 20 eziyet” diye geçiştiremeyiz..

Bunları hiç düşündünüz mü?.. Çok değil, sadece 10 dakikanızı bir işçiye odaklayarak düşündünüz mü hiç ne yaşadığını, ne yaşayabileceğini?..

“Tok, açın halinden anlamaz” der atasö-zümüz.. Fakat biz yine de şansımızı deneyerek anlatmaya çalışacağız...

“Tamirci Çırağı”nda bahsedilen “roman”, Kent AŞ işçisi için CHP’nin 2009 “yerel seçim pusulası”ndan başka bir şey değildir özet olarak...

Sendikasızlaştırma

CHP 2009 “Yerel Seçim Pusulası”nın “Yerel Yönetim Anlayışı ve Temel İlkeleri” bölümü sayfa 13’te, sosyal demokrat belediyecilik anlayışını aktaran şöyle bir ara başlık var: “Emeğe, örgütlenmeye, sendikal haklara saygılı belediyecilik: Sosyal demokrasinin en temel değerleri olan ‘emeğe, alın terine, çalışma ve örgütlenme hakkına saygı ilkeleri çerçevesinde personeli sendikasızlaştırmaya, düşük ücretle çalıştırmaya ve özlük haklarını ortadan kaldırmaya dönük uygulamalara son verilmesi’ çalışanların sendikal örgütlenme hakkına saygılı yerel yönetim anlayışının yaygınlaştırılmasıdır.”

Karşıyaka Belediyesi’ni kazanan ve hemen ardından 276 işçiyi “sorumluluk alanlarım daraldı, gelirim düştü” diyerek kapıya bırakan fakat bir başka taşeronla anlaşıp 330 yeni işçiyi işe alan CHP’li Belediye Başkanı’nın bu ilkelerden “bağımsız olduğu” varsayılabilir mi?..

Oysa Karşıyaka Belediyesi’nin hemen yanı başındaki CHP’li Konak Belediyesi de ikiye bölünerek Karabağlar Belediyesi kurulmuş ve seçim sonucunda her iki CHP’li belediye, Konak Belediyesi’nin şirketlerini de kapsayacak bir biçimde personeli kendi ihtiyaçları çerçevesinde paylaştırmışlardır. Bu da bir örnektir. CHP Yerel Seçim Pusulası’nın yine 13. sayfasında “Yerel yönetimlerin ‘önce insan’ anlayışıyla, keyfilikten uzak, kararlı ve dürüst yönetim ilkeleri”nden bahsedilmektedir. Anlaşılan, Karşıyaka Belediye Başkanı için “önce insan” sloganı, “önce bazı insanlar” şeklinde algılanmaktadır.

Ve hiç kuşku yok ki, CHP’nin bu ilkesel ve temel değerleri karşısında Karşıyaka Belediyesi’nin uygulamaları sosyal demokrasinin temel değerlerinden köklü bir biçimde sapmayı ifade etmektedir.

İnsanı, insanca yaşamı hedefine koyan, emeği temel değer sayan bir anlayışın 180 derecelik bu dönüşü nasıl izah edilebilir?.

Hatırlayalım...

AKP hükümeti, yerel yönetim seçimleri öncesinde, seçimlerde siyasi avantaj yaratmak, muhalefet partilerini güçsüzleştirmek amacıyla belediyeleri böldü, kapattı veya birleştirdi. Çıkarılan yasa sonucunda belediyelerde toplu iş sözleşmesi düzeni sarsıldığı gibi, özellikle belediye şirketlerinde çalışan işçilerin geleceğine ilişkin belirsizlikler de yaratıldı. Bölünme nedeniyle sorumluluk alanları daralan ve gelirleri düşürülen belediyelerde ve bağlı şirketlerde çalışan işçiler işlerini kaybettiler ya da düşük ücretlerle çalışmaya zorlandılar.

20 yıldır Karşıyaka halkına hizmet veren belediye işçileri, işte bu bölünmeden ötürü (Karşıyaka ve Bayraklı) ve 29 Mart seçimlerinden önce her iki belediye başkanının işçileri mağdur etmeyeceklerine dair söz vermelerine rağmen kendi aralarında yaşanan husumetten dolayı 276 emekçi 145 gündür tam bir dram yaşamaktadır.

Bu süreçte Konfederasyonumuz ve Genel-İş Sendikamız, başta Sayın Genel Başkan ve Sayın Genel Sekreter olmak üzere CHP Genel Merkezi, CHP İzmir İl Başkanlığı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ile görüşerek sorunu anlatmaya ve çözmeye çalıştık. Diyalog yolunu sürekli açık tuttuk ve soruna diyalog ile çözüm aradık. Sadece sorunun doğrudan muhatabı olan Karşıyaka Belediyesi’nin sayın başkanı ile görüşemedik; sorun üzerine diyalog kuramadık. Görüşme taleplerimiz kendisi tarafından sürekli geri çevrildi.

Kısacası, “İşsizliği, yoksulluğu, yolsuzluğu yeneceğiz!” sloganıyla işbaşına gelen yöneticiler, seçim zamanında oylarını aldıkları işçileri “işsizler ordusuna” katmış, çözüm konusunda da bir adım bile atamamışlardır.

Çözüm yine biliyoruz ki işçi sınıfının mücadeleci geleneğinde yatmaktadır.

Bu bilince sahip, Karşıyaka Belediyesi tarafından 1 Mayıs’ta işten çıkarılan Kent AŞ işçileri Ankara yürüyüşünü başlattılar.

Yaşadıkları yoksulluk ve açlığa karşın, “işten atılan Kent AŞ işçileri sadece işlerine dönmek için yürümeyeceklerdi”...

İşte bu nedenle AKP hükümetinin yarattığı ekonomik kriz ve işçilerin çalışma ve yaşam koşullarını olumsuz etkileyen yasal düzenleme ve uygulamalara karşı da yürüyerek Türkiye işçi sınıfının, belediye işçilerinin ve belediye hizmetlerinde taşeron şirketlerde çalışan tüm işçilerin sesi olarak 650 km’lik bir uzun yürüyüşe çıkma kararı aldılar.

Süleyman Çelebi DİSK Genel Başkanı