'Islak imzada kumpas' davası: Adli Tıp Kurumu Başkanı, "Belgenin aslını Zekeriya Öz’ün getirdi"

CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek'in Ergenekon Davası'na delil kabul edilen "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" belgesinde ıslak imzası bulunduğu iddia edilerek kumpas kurulduğuna ilişkin davada dönemin Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce ifade verdi. Belgenin aslını Zekeriya Öz’ün Adli Tıp Kurumu’na getirdiğini belirten İnce, “Zekeriya Öz ile biri makamımda olmak üzere iki kez görüştüm. Kendisi

22 Şubat 2017 Çarşamba, 09:45
Abone Ol google-news

Ergenekon Davası'na delil kabul edilen "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" belgesinde CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek'in ıslak imzası bulunduğu iddia edilerek kumpas kurulduğu iddiasına ilişkin açılan dava başladı. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, aralarında emekli Albay Burhanettin Cihangiroğlu ile eski Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce'nin bulunduğu 15'i tutuklu 18 sanık katıldı. Şikayetçiler Dursun Çiçek ve Serdar Öztürk de duruşmada hazır bulundu. Dursun Çiçek'in avukatlığını kızı İrem Çiçek üstlendi.

Dönemin Adli Tıp Kurumu Başkanı Cengiz Haluk İnce mahkeme heyeti karşısında savunma yaptı.
Üniversitede ki kadrosunu bırakarak geleceğini düşünmeden Adli Tıp Kurumu’na geçtiğini söyleyen sanık İnce, “O günleri ben tek başıma yaşamadım, ailemle yaşadım. Göreve başlar başlamaz kimseyi odama kabul etmeden her birimi gezdim. Kozmik, süper, akıllı binanın ne kadar 5 para etmez bir yer olduğunu, insanların motivasyonunun yerlerde süründüğünü, insanların kurumu hem medya da hem akademik çevreler de topa tuttuğu günlerde biz bu ateşten gömleği giydik” dedi.
“Fiziki dairesini hiçbir tanık hatırlamıyor ama yerlerinde gidip ziyaret ettim” diyen İnce, “Orada arkadaşların dertlerini dinledim. 7 tane uzman bir odadaydı, dosyaların tozuna nefes alamıyoruz, havalandırma yetmiyor diye şikayette bulundular. Benden mekan istediklerini söylediler. Eğitim ister misiniz dedim, ‘ihtiyacımız yok’ dediler. Bu 7 kişinin içinde aklı başında sadece Tuncay Çınar görünüyordu. Çetin Seçkin ile çalışmayı 2007-2008 yılları arasındaki performansından dolayı baştan beri hiç düşünmüyordum” ifadelerini kullandı.


“Askeri savcı belge konusunda bilimsel hassasiyet ve sürat rica etti”
Genelkurmay’dan kendisini askeri bir savcının aradığını ifade eden Haluk İnce, “Bana, ‘Başkanım şuan da makamınızda kurye bekliyor, bu kuryenin elinde ki mühürlü ve kapalı zarfta çok önemli bir belge var. Bu belge konusunda bilimsel hassasiyet ve sürat rica ediyoruz’ dedi. Kuryeyi sekretaryaya çıkınca gördüm, astsubay bir kuryeydi. Belgeye dokunmadan zarfı alarak Genel Evrak Birim sorumlusu Kerem Yolcu’ya teslimat işlemlerini hazırlamalarını söyledim. Çetin Seçkin’e de bilimselliğine en güvendiğin uzmanla beraber gel dedim. Odamın yanındaki salona Çetin Seçkin, Tuncay Çınar, Lokman Başer uzman olarak geldiler. Bizde ilk gelen raporlar 3 kişiye çıkar. Yapılan işlemin ismi de huzurdur. Oda da zarfı aldılar açtılar, tutanağını yazdılar. Sahibi Lokman olarak tespit edildi. Burada kura çekildi mi Lokman Başer nasıl tespit edildi, bunların hiçbirini bilmiyorum. Çünkü bizde uzmanın belirlenmesi için kura çekilmez” şeklinde konuştu.

“Birileri Türkiye Cumhuriyeti devletiyle dalga geçiyor”
“Belge açıldığında fotokopi olduğunu gördüm” diyen sanık İnce, “Raporları 1-2 gün içinde yazdılar ve rapor askeri kuryeye kapalı zarf içinde mühürlü olarak verildi. 2. kez rapor İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’ndan geldi. Bu da kurye ile gelen belgeye de diğerinden farklı olmayacak şekilde işlem yapıldı. Kurye sivil giyimli biriyle geldi. Temmuz ayını hatırlamıyorum ama Ekim ayında Zekeriya Öz yanında kuryeyle birlikte belgeyi getirdi. Bu belge geldiği zaman aynı işlemler yapıldı. Huzur dediğimiz olay yaşanması gerekirken Tuncay Çınar, yaptığı hareketle benim onunla ilgili olan düşünceleri mi iyi niyetimi yerle yeksan etti, hem de bilirkişinin hakkını halel getirdi. Tuncay Çınar, Lokman Başer oturdular, zarfı Çınar açtı. Sonra da, ‘Birileri Türkiye Cumhuriyeti devletiyle dalga geçiyor. Bu kağıt parçasıdır, böyle bir belge olmaz. Polis buna nasıl rapor verdi’ dedi. Bunu belgeyi açtıktan 1 buçuk dakikada sonra söyledi. Dosyayı gören bilirkişi ye belgeye ayaküstü 1 buçuk dakikada şu şöyledir diyen birine ne yapardınız? Dosyayı verir miydiniz? Bu kesin transferdir, bakım pikselasyon farkları var” dedi.


“Belgenin aslını Zekeriya Öz Adli Tıp Kurumu’na getirdi”
Belgenin Adli Tıp Kurumuna nasıl ve ne zaman geldiğini anlatan sanık İnce, “Belgenin gelişi Ekim ayında, Cuma günü öğleden sonra mesai bitmeye yakın, Zekeriya Öz’ün geldiği kapıdan sekreterlerime bildirilmiş. Ben o esnada Emin Akbaşoğlu ve Yüksel Aydın ile odada oturuyorum. Öz’ü içeriye buyur ettim, kendisi İltica ile Mücadele Eylem Planı olarak bilinen belgenin aslının incelenmesini istedi. Bu amaçla kuryesiyle beraber bu belgeyi getirdiğini ve bırakacağını söyledi. Belgeyi Yüksel Aydın Yazıcı aldı. Belge kapalıydı açmadık. Sadece Kerem Yolcu ile savcılıktan kuruma girişi yapıldı. Savcı Öz, kurumdan ayrıldı” dedi.


"Zekeriya Öz ile biri makamımda olmak üzere iki kez görüştüm"
Sanık İnce, "Sonrasında Yüksel Aydın Yazıcı hocaya, Bülent Üner hocayı çağırmasını ve belgeyi ona vermesi talimatını verdim. Bundan sonraki sürece ben şahit olmadım ama Yüksel Yazıcı, her aşamada bana ne yaptığını aktardı. Her şey kurumun yönetmeliğine uygun şekilde olarak yapıldı. Rapor tamamen bilgimin dışında, yönlendirmemin olmadığı süreçte kurumdan çıkmıştır. Raporda imzamın olması Adli Tıp Kurumu Başkanı olduğum içindir. Zekeriya Öz ile biri makamında olmak üzere iki kez görüştüm" diye konuştu.

Haluk İnce’nin ifadesinin ardından mahkeme duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verdi.
18'er yıla kadar hapisleri isteniyor
Aralarında emekli Albay Burhanettin Cihangiroğlu ile eski Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce'nin bulunduğu 15'i tutuklu 18 sanığın "Terör örgütü üyeliği" ve "Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma " suçlarından 8,5'er yıldan 18'er yıla kadar hapisleri talep ediliyor.