İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'den iktidara "iyi yönetim reçetesi"

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. "Erdoğan'ın derdi reform yapmak değil" diyen Akşener İYİ Parti olarak reform reçetesini sıraladı. Akşener," Saray'dan derhal çıkın. Buradaki evinize geçin. Devlet kurumları dolarla, euro ile pahalı kiralarda oturuyor. Devletin tüm kurumlarını çıkarın Saray'a yerleştirin. Siz de ilk iktidar olduğunuzda yerleştiğiniz evinize dönün" ifadelerini kullandı

18 Kasım 2020 Çarşamba, 10:29
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'den iktidara
Abone Ol google-news

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. 

Açıklanan vaka sayılarında bir gariplik olduğunu belirten Akşener, "İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin rakamlarına göre, 14 Kasım tarihine kadar, sadece İstanbul’da, hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 9872" dedi.

Akşener, 14 günlük kesintisiz bir sokağa çıkma kısıtlaması ilan edilmesi gerektiğini de ifade etti.

Akşener'in açıklamasından satır başları şöyle:

"14 GÜNLÜK SOKAĞA ÇIKMA KISITLAMASI İLAN EDİN"

"Sayın Sağlık Bakanı’nın zor durumda olduğunu görüyorum. Ekonomideki her rakamla, kafalarına göre oynayıp, yanlış hikayeler yazan bu iktidarın, pandemi konusunda da benzer bir alışkanlık edindiğine şahit oluyoruz. İktidarın, milletimize akşam üstleri açıkladığı rakamlar, maalesef artık inandırıcı değil.

Bakın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin resmi rakamları ortada. Mesela geçtiğimiz hafta sonu, 14 Kasım Cumartesi günü, Sağlık Bakanlığı, tüm Türkiye’deki, pandemi kaynaklı can kaybını, 92 olarak açıkladı. Oysa aynı gün, defin raporlarına göre, sadece İstanbul’da, salgın hastalık dolayısıyla, hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 164. Yani sadece İstanbul’da, Bakanlık rakamlarının iki katı insanımızı kaybetmişiz. Yine sağlık Bakanlığının açıkladığı rakamlara göre, pandeminin başından bu yana, Türkiye’de toplam, 11 bin 418 vatandaşımız hayatını kaybetti. Ancak yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin rakamlarına göre,14 Kasım tarihine kadar, sadece İstanbul’da, hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 9872. Bu işte bir gariplik var. Çünkü şeffaflık yok, dürüstlük yok.Hal böyleyken, Sayın Koca’nın da artık bir karar vermesi gerekiyor. Salgının ilk gününden bu yana sürdürdüğü çalışmalarına gölge düşürmemek için, gerçekleri milletimize anlatması gerekiyor.

Çünkü gerçekleri bilmek en doğal hakkımız.Bizi ilgilendireni, bizden saklayamazsınız.Siyasi hesaplarınız, vatandaşlarımızın sağlığından, ya da canından önemli değildir. Buradan iktidara sesleniyorum; Pandemi kontrolden çıkmış görünüyor. Özellikle İstanbul’daki tablo tam bir felaket. Söz konusu olan, vatandaşlarımızın canı. Burada başka hesaplar yapılmaz. Hele siyasi hesap hiç yapılmaz. Çok geç olmadan, uzmanlara kulak verin. Akla, bilime kulak verin. Dün akşam açıkladığınız yarım yamalak tedbirler yerine hiç vakit kaybetmeden, 14 günlük kesintisiz bir sokağa çıkma kısıtlaması ilan edin."

"ERDOĞAN'IN DERDİ REFORM YAPMAK DEĞİL"

"Sayın Erdoğan’ın derdi, reform yapmak falan değil.Aslında bu vaadin gizlediği bir başka şey var. Nedir o? Acı reçete! 19 yıldır, her yıl yeniden uçan ekonominin geldiği nokta bu: Acı reçete. Akılları sıra bu acı reçeteyi, reform yapıyoruz diye millete yutturacaklar.Ne var ki, uzun zamandır millete uzak, milletin derdine sağır oldukları için,farkında olmadıkları bir şey var: Milletimiz o acı reçeteyi, zaten çok uzun zamandır iliklerine kadar yaşıyor. Maaşlarında yaşıyor. Çarşıda yaşıyor, pazarda yaşıyor. İşsiz evlatlarının hüzün dolu bakışlarında yaşıyor. Siftahsız geçen günlerde yaşıyor. Binlerce kişiye ekmek veren kapılara, kilit vurulduğunda yaşıyor.Onlar için yeni olabilir ama, o acı reçete, milletimize reva gördükleri hayatın ta kendisi. Dava arkadaşlarım; Millete acı reçete diyenler, renkli hayatlarına, sefalarına tam gaz devam ediyorlar. Beş müteahhidin kasasına para akıtmaya devam ediyorlar. Bakın size, milletimize acı reçeteden bahseden iktidarın,daha üç gün önce temelini attığı bir otoyoldan bahsedeyim.Hafta sonu, Aydın-Denizli otoyolunun temeli atıldı. Ne güzel.Taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun.Böyle güzel işleri lekeleyen şu zihniyetleri olmasa, alkışlayıp geçeceğim. Ama maalesef geçemiyorum. Bu otoyol, toplamda 150 kilometre. Otoyolun bir kilometresinin maliyeti ne kadar? Ortalama 5 milyon dolar, yani 4.2 milyon euro. Bu durumda, 150 kilometrelik yol ne kadara mal oluyor? Yaklaşık 630 milyon euro'ya.Peki, temeli atılan bu yol için müteahhit firmaya,17 yıl için verilen araç geçiş garantisi ne kadar biliyor musunuz? Maliyetinin iki buçuk katı, 1 milyar 550 milyon euro.Yani 14 milyar 200 milyon lira. Daha dövizdeki artıştan, vergi avantajlarından ceplerine girecekleri söylemiyorum bile…Vatandaşa acı reçete, yandaşa milyarlar... "

REFORM ÖNERİLERİNİ SIRALADI

Buradan iktidardakilere bir çağrıda bulunmak istiyorum. Söyleyeceklerim, İYİ Parti’nin sorumlu siyaset anlayışıyla, memleketi içine düşürdüğünüz durumdan çıkarmak için, size uzattığı bir yardım elidir. Söyleyeceklerim, gözünü vatandaşın cebine diken “acı reçeteniz” yerine, gözünü devletteki israfa diken bir “iyi yönetim reçetesidir”. Eğer biraz olsun, zor durumdaki vatandaşlarımızı düşünüyorsanız, sözlerime kulak verin. Eğer içinizde biraz olsun, millet sevgisi, memleket sevgisi kaldıysa, söylediklerimi yapın.

- İlk olarak, ekonomide güven kaybına neden olan beyanat ve uygulamalardan vazgeçin. Devlet eliyle belirsizlik yaratmayın, öngörülebilir bir yönetim sergileyin.

- Bir karar alırken ilgili kurum ve paydaşlarla istişare edin. Karar vericilere, doğru bilgi ve analiz getirecek kanalları açık tutun. Muhalefet partilerinin yapıcı, yol gösterici eleştirilerini, özellikle Meclis çalışmalarında dikkate alın.

- Muhalif olan herkesi hapse atmaktan, baskılamaktan vazgeçin.

- Para ve maliye politikaları, birbirleriyle uyumlu bir şekilde uygulanmalıdır.

- O nedenle, Merkez Bankası’na karışmaktan artık vazgeçin.

- Bırakın Merkez Bankası, politika araçlarını serbestçe kullansın.

- 2021 yılı bütçesiyle, Orta Vadeli Program’ın, hedef ve büyüklüklerini acilen revize edin.

- Bütçede yer alan, kamu kurumlarının, araç ve bina alımlarını, kiralamalarını bir an önce durdurun.

- Diğer mal ve hizmet alım kalemlerinde en az yüzde 20 kesinti yapın.

- Ahbap çavuş ilişkisi içinde, yandaş vakıf ve derneklere para aktarmaktan vazgeçin.

- Kamu ihalelerinde şeffaf olun, ihale kanununda açılan yolsuzluk deliklerini kapatın.

- İş-Kur harcamalarını disipline edin, kurumu siyasi rant kapısı olarak kullanmaktan vazgeçin.

- İşe alımlarda mülakat sistemini kaldırın, KPSS sistemini etkin hale getirin.

- Üst düzey yöneticilerin, üç beş yerden maaş almasına, hemen yarın çıkaracağınız bir kararnameyle son verin.

- Bakan yardımcıları dahil olmak üzere, tüm atamalarda, liyakate, ehliyete önem verin.

- Milletin güvenini kazanın.

- Bir an önce, ekonomi yönetiminden sorumlu, işinin ehli bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı atayın.

- Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nı, bu makama bağlayın, ekonomi yönetiminde koordinasyonu sağlayın.

- En büyük kara delik olan Varlık Fonu’nu, bir an önce tasfiye edin.

- Fonun altında yeni kurulan, ne yaptığı belirsiz şirketleri kapatın.

- Bütün dünyada faizler sıfıra yakınken, yanlış politikalarınız yüzünden, zaten yüksek olan faizlerde, ciddi artışlar olacak.

- Öncelikli alanlarda, yatırımların olumsuz etkilenmesini önlemek için, faiz sübvansiyonu yapın.

- Borçlanma stratejisini değiştirin, döviz ve altına dayalı borçlanmadan vazgeçin.

- Birçok kurum gibi, TÜİK de itibarını yitirdi.TÜİK’e yeniden güven kazandırmak için, Başkan ve yöneticilerini, liyakat esasıyla asaleten atayın.

-Firmaların devletten 200 milyar lira KDV alacağı var. Bir yandan da devlete vergi ve sigorta prim borcu var. Burada mahsuplaşmaya gidin,

İşletmelerin, bu alacakları teminat göstererek, kredi kullanmalarına imkan sağlayın.

"SARAY'DAN DERHAL ÇIKIN"


- Saray'dan derhal çıkın. Buradaki evinize geçin. Devlet kurumları dolarla euro ile pahalı kiralarda oturuyor. Devletin tüm kurumlarını çıkarın. Saray'a yerleştirin.Siz de ilk iktidar olduğunuzda yerleştiğiniz evinize dönün.10 uçak fazla. Hadi 1,2 anladık. Gerisini satın.

- Milletimizin gıda güvenliği ve gıdaya erişimde yaşadığı sorunların acilen giderilmesi gerekli.

- İşe, alanında, en az eski Damat Bakan kadar başarılı, en az onun kadar vizyoner, “tarıma bakmayan” Tarım Bakanı’ndan kurtularak başlayın.

- Sonrasında liyakatli bir ekiple tarım ve hayvancılık için akılcı destekler uygulayın, sektörleri yeniden üretir hale getirin.

- Üretimin ve istihdamın önündeki engelleri kaldırıp, yatırım izinlerinde hızlı ve adil kararlar alın.

- Yatırımcılara yer tahsisinde kolaylık sağlayın, devletin bütün karar ve işlemlerinde, şeffaf ve hesap verebilir olun.

- Toplumsal uzlaşı temelinde, adil ve sade bir vergi sistemi kurun.

- Bu çerçevede, vergi istisna ve muafiyetlerini gözden geçirip, vergiyi tabana yayın, kayıt dışılığı azaltacak tedbirler alın.

- Kamu bankalarına siyasi müdahalelerden vazgeçin, piyasa kuralları içinde çalışmalarını sağlayın.

- Şehir hastaneleri, yol, köprü ve havalimanı projeleri başta olmak üzere, kamu-özel iş birliği projelerindeki kamu yükümlülüklerini azaltmak için, taraflarla masaya oturup, sözleşmeleri adil bir biçimde tadil edin.

- Özelleştirme sonrası yeni tekellerin oluşmasının önlenmesi gerekiyor.

- Rekabetçi fiyat oluşumunu temin etmek, firmaların ihale şartnamelerindeki taahhütlerini yerine getirmelerini sağlamak için, düzenleme ve denetleme kurumlarının, etkin bir biçimde çalışmasını sağlayın.

- Eli kolu bağlı bir Sayıştay’ın, Türkiye’ye faydası olamaz. O nedenle, ilk iş Sayıştay’a performans denetimi yetkisini geri verin.

- Tüm bu önerilerimizi yapabilmeniz için, önce aklınızı başınıza almanız, Sonra da hepimizi içine soktuğunuz bu ucube sistemden vazgeçmeniz gerekli. Çünkü Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıların temelinde bu ucube sistem var. O yüzden, kalıcı ve sürdürülebilir reformları yapabilmek için önce, iyiİleştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçmeniz gerekli.

Çünkü, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem; Kurumsal devlet, demokratik cumhuriyet ve konuşan Türkiye demektir.