'Kamu düzenini bozarsan, ölürsün'

İçişleri Bakanlığı, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın miting için gittiği Hopa'da polisin biber gazlı müdahalesi sırasında fenalaşarak yaşamını yitiren emekli öğretmen Metin Lokumcu'nun ölümüne ilişkin açılan 415 bin liralık tazminat davasında mahkemeye tartışma yaratacak bir savunma gönderdi.

22 Mayıs 2013 Çarşamba, 07:20
Abone Ol google-news

Biber gazlı müdahale konusunda polisi aklayan ve ölümden dolayı Metin Lokumcu’yu “kusurlu” gören bakanlık, “Unutmamak gerekir ki; hukuka aykırı davranmanın mazereti olamaz. Hem devletin kamu düzenini bozmak için eylemde bulunulup, hem de yaralanınca ya da vefat edince devletten tazminat talebinde bulunulması hukuk sisteminin koruduğu bir hak olmamalıdır” değerlendirmesini yaptı.

 

Ankara 4. İdare Mahkemesi’nde dün başlayan davanın ilk duruşmasına Lokumcu’nun oğlu Ulaş Lokumcu katıldı. Lokumcu ailesini 15 avukat savunurken, 341 avukat da vekaletname sundu. OC ve CS türü biber gazlarının ölümcül olduğu ve kimyasal silah niteliği taşıdığını söyleyen avukatlar, mahkemeye Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) “Lokumcunun ölümü ile kimyasal gaz arasında bağ bulunduğu” yönündeki raporu delil olarak sundu.

 

Avukat Oya Meriç Eyüboğlu, Lokumcu’nun yoğun ve ölçüsüz gaz nedeniyle hayatını kaybettiği ve devlet eliyle kullanılan kimyasal silah ile öldürüldüğünü söyledi. Lokumcu’nun atılan gazdan etkilendiği, çevik kuvvetin darbeleriyle yere düşürülüp darp edildiğini söyleyen Eyüboğlu, gazdan etkilenerek fenalaşan Lokumcu’nun ambulansa konurken de gaz bombası atıldığı kaydetti. Ulaş Lokumcu, babasının çok aktif bir insan olduğunu belirterek, “Babamın kalp hastalandığından öldüğü belirtiliyor ancak bu doğru değildir, babam gazdan etkilenmiştir” dedi.

 

 

Bakanlık: Lokumcu kusurlu

Dosyaya yazılı savunma dilekçesi veren İçişleri Bakanlığı’nın avukatları, ayrıca Adli Tıp Kurumu’nun Lokumcu’nun “Ölümüne kalp damar hastalığı neden oldu” şeklindeki raporunu mahkemeye sundu.

 

Cumhuriyet’in ulaştığı İçişleri Bakanlığı’nın yazılı savunmasında, davanın reddedilmesi istendi. Lokumcu’nun ölümünde idarenin hizmet kusuru olmadığı iddia edilen dilekçede, “Aksine, idarece gerekli çaba sarf edilerek sayın Başbakanımızın mitingi öncesinde kamu düzenini bozan şahıslara gerekli müdahaeyi yapmak suretiyle bozulan kamu düzenini tesis etmiş ve sorumluları da tespit ederek haklarında yasal yollarla tevessül etmiştir” değerlendirmesi yapıldı.

 

 

Biber gaz yasak değil

 

“Hopa’da kullanılan gazın ölümcül sonuçları olan kimyasal silahları kategorisinde yer aldığı ve kullanımının yasak olduğu” suçlamasına yanıt veren bakanlık, güvenlik birimleri tarafından kullanılan göz yaşartıcı gazların, Türkiye’nin 1997’de tarafı olduğu Kimyasal Silah Sözleşmesi ve buna ilişkin yasaya aykırı olmadığını öne sürdü. Metin Lokumcu’yu suçlayan bakanlık, savunmasında şu görüşleri savundu: “Davacılar yakının vefat ettiği Hopa olaylarının, olaylara katılan davacılar yakını ve kişilerin yasadışı eylemlerinden ve kendi mütefarik kusurlarından kaynaklanmış olması sebebiyle idari faaliyet ile dava konusu edilen zarar arasındaki illiyet bağı kesilmiş ve idarenin kesilmiş ve idarenin tazmin sorumluluğu ortadan kalkmıştır. (...) Burada asıl tartışılması gereken konu, güvenlik güçleri kamu düzenini sağlarken, yasadışı bir eylemi yatıştırırken oluşacak zararın zarara uğrayanın kusurunun bulunması halinde idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacacağı ya da kusur ölçüsünde azalacağı hususudur. Unutmamak gerekir ki; hukuka aykırı davranmanın mazereti olamaz. Hem devletin kamu düzenini bozmak için eylemde bulunuhup, hem de yaralanınca ya da vefat edince devletten tazminat talebinde bulunulması hukuk sisteminin koruduğu bir hak olmamalıdır. Hiç kimse kendi hukuka aykırı eylemine veya tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği gibi onun yakınlarının da bundan faydalanması kabul edilemez.”