'Kayıp çocuklar' için komisyon kuruldu

TBMM Genel Kurulunda, kayıp çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu kurulması, oy birliği ile kabul edildi.

16 Şubat 2010 Salı, 21:02
Abone Ol google-news

TBMM Genel Kurulu'nda, kayıp çocuklar ve çocukların maruz kaldığı sorunlara ilişkin iktidar ve muhalefet milletvekilleri tarafından verilen 25 ayrı araştırma önergesi birleştirilerek görüşüldü. Yapılan görüşmeler sonucunda, kayıp çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu kurulması oy birliği ile kabul edildi.

Komisyon, 16 üyeden oluşacak. Görev dağılımının ardından 3 ay süreyle faaliyette bulunacak olan komisyon, gerektiğinde Ankara dışında da çalışma yapacak.

Genel Kurulda, kayıp çocuklar ve çocukların maruz kaldığı sorunlara ilişkin verilen 25 araştırma önergesinin birleştirilerek görüşülmesi sırasında, MHP Grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Şenol Bal, Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre 27 Ocak itibariyle bin 661 çocuğun kayıp olduğunu anımsattı. Çocukların kaçış nedeni veya kaçırılma şekline ilişkin veri tabanı bulunmadığına dikkati çeken Bal, sokakta yaşayan çocukların da kayıp çocuk durumunda olduklarını savundu. Bal, kurulacak komisyonun, çocukları kaybolduğu halde ihbarda bulunmayan ailelere yönelik yaptırımlar konusunu da görüşmesi gerektiğini söyledi. Çocukları kaybolan ailelerin yaşadığı acıyı da anlatan Bal, ''Çocuğunu kaybeden ailelerin hayatı, dünyada cehennemi yaşamaktır. Sosyoekonomik seviye düştüğünde, aileler parçalanıyor, kayıp ve kaçak çocuk sayısı artıyor'' diye konuştu. MHP'li Bal, emniyet müdürlükleri bünyesinde acilen kayıp çocuk şubesi oluşturulması gerektiğini de ifade etti.

BDP Muş Milletvekili Nuri Yaman, kız çocuklarının büyük çoğunluğunun, gönül ilişkisinden dolayı kaçtığını söyledi. Kayıp çocukların, uyuşturucu, şiddet, cinsel istismar gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Yaman, çocukların kaçırılma nedenleri ve organ mafyasıyla ilgili herhangi bir veri bulunmadığını söyledi.


''Çocuklar sadece ailelerin değil..."


CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, kayıp ve kaçırılan çocuklarla ilgili konunun siyaset üstü bir konu olduğunu belirtti. Organ mafyası tarafından kaçırılan çocukların yurt dışına götürüldüğünü, ''merdiven altı'' denilen yerlerde organlarının alındığını, ölen çocukların cesetlerinin bulunamadığını anlatan Sevigen, kayıp ve kaçırılan çocuklarla ilgili, ailenin, mahallenin, kurumların, devletin, herkesin sorumluluğu bulunduğunu söyledi.

Sevigen, bazı yatılı okullara sokak çocuklarının alınmadığını belirterek, bu okulların, bürokratların ve yurtlarda iş yapan taşeron firmalarının denetlenmesi gerektiğini kaydetti.
Çankaya'daki Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda (YİBO) sokak çocukların kaydının kabul edilmediğini ileri süren Sevigen, Erzurum'daki YİBO'da ise musluk olmadığı gerekçesiyle çocukların 6 aydır banyo yapamadığını iddia etti.

CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman ise ''Çocuklarını koruyamayan bir toplum haline geldik. O çocuklar sadece ailelerin değil, ülkemizin de geleceği. Biz çocuklar karşısında hep sınıfta kalıyoruz. Çocuklara bayram hediye eden tek ülkeyiz ama çocuklarına güvenli yaşam ortamı sağlayamıyoruz. Kaybolan sadece çocuklarımız değil, aynı zamanda geleceğimizdir'' diye konuştu. Son 7 yılda çocuk ihmal ve istismarına ilişkin olayların arttığını ifade eden Arıtman, SHÇEK'te kalan çocukların kaçma gerekçelerinin araştırılması ve bunun devlet tarafından önlenmesi gerektiğini söyledi.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, taş attığı için çocukların 15 yıl ceza aldığını ileri sürerek, ''Bu çocukların dilini, kültürünü yasaklayacaksınız, geçmişini çalacaksınız, eğitim ve sağlıktan mahrum bırakacaksınız. Bu çocuk taşa sarılmayıp da neye sarılacak?'' diye sordu.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da söz konusu çocuklar olduğunda, bunun siyaset üstü olması gerektiğini belirtti. Şandır, bir tek annenin acısını dindirirlerse, burada yaptıkları tüm işlerden daha iyi bir iş yapmış olacaklarını söyledi.

Genel Kurulda, konuşmaların ardından Meclis Araştırma Komisyonu kurulması oybirliğiyle kabul edildi. TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, çalışmanın sona ermesi üzerine, birleşimi yarın saat 13.00'de toplanmak üzere kapattı.

 

Selma Aliye Kavaf

Kayıp çocuklar ve çocukların mağdur olduğu sorunlara ilişkin araştırma önergelerinin görüşmelerinde ilk olarak, Hükümet adına Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf söz aldı.
Sahip oldukları genç nüfusun, kalkınmanın en önemli dinamikleri arasında gösterildiğine işaret eden Kavaf, Türkiye'de yaklaşık 24 milyon çocuk bulunduğunu, bu sayının pek çok Avrupa ülkesi nüfusundan daha fazla olduğunu belirtti. Kavaf, çocukların ihmal ve istismara son derece uygun olduğunu, zaman zaman suç ve çıkar aracı olarak kullanıldığını kaydetti.

Literatürde kayıp çocuk tanımının, ''evden kaçan çocuk'' ve ''kaçırılan çocuk'' şeklinde iki başlık altında ele alındığını anlatan Kavaf, çocuk kaçırma nedenleri sıralandığında ortaya uzun bir liste çıktığını ifade etti. Kavaf, çocuğun yaşından cinsiyetine, kaçıran kişiye göre nedenlerin farklılaştığını vurgulayarak, hedeftekilerin genellikle küçük yaş grubundaki çocuklar olduğunu dile getirdi.

Kavaf, kaçırılan çocukların yaşı büyüdükçe kaçırılma nedenlerinin de değiştiğine dikkati çekerek, ''4-5 yaşa kadar daha çok duygusal gereksinimlerle gerçekleştirilen kaçırma olayları görülürken, özellikle 6-14 yaş arasında kaçırılan çocukların büyük çoğunluğu suç kurbanı olmaktadır. Özellikle okul dönemi kız çocukları, okul dönemi erkek çocuklarına göre 3 kat daha fazla kaçırılma riski altındadır'' diye konuştu.


''Dünyada her yıl 2,5 milyon çocuk kaçırılıyor"

Devlet Bakanı Kavaf, dünyada her yıl yarısı kız çocuğu olmak üzere 2,5 milyon çocuğun kaçırılarak satıldığının, 90 milyon çocuğun da sokakta yaşadığının tahmin edildiğini kaydetti. Kavaf, milyar dolarlık ticaret olarak da kabul edilen çocuk ticaretinin en önemli kaynağının, bazı Afrika, Balkanlar ve Güneydoğu Asya ülkeleri olduğunu anlattı.

Dünyada kayıp çocuk riskinin yüzde 30, Türkiye'de ise yüzde 15 olduğunu vurgulayan Kavaf, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığının hazırladığı kayıp çocuklar raporunun, önlem alınmazsa, Türkiye'deki riskin de büyüyebileceğini ortaya koyduğunu kaydetti.
Kavaf, Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre 1997'den günümüze kadar toplam kayıp başvuru sayısının 27 bin 594 olduğunu, yapılan çalışmalar sonucu bunlardan 25 bin 937'sinin bulunarak, ailelerine ve ilgili kurumlara teslim edildiğini bildirdi.

Kavaf, şu anda bin 657 kayıp çocuğun emniyet birimlerince aranmasına devam edildiğini, bu çocuklardan 590'ının sosyal hizmet kurumlarından izinsiz olarak ayrılıp, ''kayıp'' olarak nitelendirilemeyecek çocuklar olduğunu söyledi. Kavaf, bin 67 çocuğun ise ailelerinin yanından ayrılarak, geri dönmediğini belirterek, kayıp çocukların yüzde 88'inin 13-18 yaş aralığında, büyük oranda kız çocukları olduğunu vurguladı. Çocukların evlerinden ayrılış nedeni olarak, ''duygusal ve psikolojik gelgitleri, aile içi iletişim sorunlarını'' gösteren Kavaf, erkek çocukların ise daha çok macera hevesi ve iş bulma ümidiyle evlerini terk ettiğinin değerlendirildiğini söyledi.


''Sokak yaşamının cazibesi"

Çocukların, sosyal hizmet kurumlarındaki açık kapı uygulamasıyla bazen aileleri, bazen arkadaşlarıyla vakit geçirdiğini, sonra kuruma döndüğünü anlatan Kavaf, bu çocukların ayrılışları itiyat (alışkanlık) haline getirdiğini, onlarca kez aynı davranışı sergileyebildiğini belirtti. Kavaf, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Korunma ve bakım altındaki çocuklarımızın, zaman zaman kuruluşlarımızdan izinsiz ayrılışlarının nedenlerinin başında, özellikle son zamanlarda 5395 sayılı kanun gereği, haklarında bakım tedbiri kararı alınarak, kurumlarımıza yerleştirilen çocuk profilinin değişmiş olması gelmektedir. Kuruluşa kabul edilmeden önce, genelde parçalanmış ailelerden gelen suç mağduru olan, suça yönelen bazı çocukların geçmiş yaşantılarından kaynaklanan travmaların neden olduğu, psikososyal durumları nedeniyle yapılan bütün uyum çalışmalarına rağmen, davranış değişikliğini kısa sürede gerçekleştirmek mümkün olamamaktadır.

Bu çocuklar, genellikle suça yönelmeleri ve cinsel istismar mağduru olmaları nedeniyle kendilerini suça iten kişilerin ya da grupların yönlendirmesi, baskısı, kontrolsüz sokak yaşamının sorumsuzluğu ve cazibesi nedeniyle kurum bakımını reddetmekte, kuruluşa teslim edildiklerinde, izinsiz olarak ayrılabilmektedir. Bazı çocuklarımız ise ailelerini özlemekte, sık sık ailelerinin yanına gitmekte, ailelerince zamanında teslim edilememektedirler.''


3 Bakanlık arasında protokol

Kavaf, kayıp çocuklar ulusal bilgi sistemi projesi kurumlar arası işbirliği protokolünün, İçişleri, Adalet bakanlıkları ve bakanlığınca en kısa sürede yürürlüğe konulacağını bildirdi.
Protokol çalışmalarının sona erdiğini vurgulayan Kavaf, protokolle çocuk kayıplarının önlenmesi, kaybolan çocukların bulunması için sorumlu kurumlar arasında etkin işbirliğinin sağlanması, kaybolma vakalarına ilişkin ulusal bilgi sisteminin oluşturulması, kayıpların incelenmesi ve nedenlerinin araştırılmasının amaçlandığını anlattı. Kavaf, böylece güncel bilgileri içeren veri tabanı sayesinde kayıp çocukların aranmasında, kurumlar arası gerekli refleksin çok daha kısa sürede ve etkin şekilde oluşturulmasının sağlanacağını vurguladı.

Kavaf, yeni kayıt sistemine esas olacak 3 ayrı bilgi formuyla, sağlıklı veri toplanacağını, aramada uygulanacak işlemlere standart getirileceğini anlattı. Kavaf, yeni kayıt sistemiyle toplanacak bilgilerin, belirli aralıklarla istatistiksel analize tabi tutularak, konunun çeşitli yönleriyle değerlendirilmesinin mümkün olacağını dile getirdi. Kayıp çocuklar sorununun çözümü için öncelikle anne, babalara ilişkin çalışmalar yapılması gerektiğini ifade eden Kavaf, anne, babalara aile içi iletişim, ana, babalık, sorun çözme ve empati geliştirme eğitimi verilmesinin zorunluluğuna işaret etti.

Kavaf, aile içi iletişim nedeniyle evi terk eden çocuğun bakım evinde tutulmasının, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de çok kolay olmadığını belirtti. Kavaf, öncelikle çocuğun evden kaçış nedeni üzerinde durulduğunu, daha sonra çocuğun ihtiyacı olan koşulların sağlanmaya çalışıldığını anlattı.


CHP Grubu adına konuşan Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur, hukuk sisteminde, çocuklara özgü düzenlemeler yapılması gerektiğini, çocuklara yönelik tehditleri ortadan kaldırmanın kendilerinin görevi olduğunu dile getirdi.

Erbatur, kayıp çocuklarla ilgili en önemli sorun olarak, kurumlar arası çalışmada ortak bir tanım ile kayıp çocuk tarifinin olmamasını gösterdi. Erbatur, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü verileri arasında farklılıklar bulunduğunu söyledi.
Kayıp çocuklara ilişkin verilere göre, bu çocukların yarısının SHÇEK'ten olduğunu ifade eden Erbatur, buna ilişkin eleştirilerde bulundu. Erbatur, herkesin, çocukların akıbetinden korkmaya başladığını dile getirerek, çocukların organ nakli nedeniyle kaçırıldığına yönelik korku ve kaygıların, kurulacak komisyonca ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.
Sokakta yaşayan çocukların sorunlarına dikkat kesildiklerini ancak daha sonra bu çocukların hangi şart altında yaşadıklarının unutulduğunu ifade eden Erbatur, çocukların sorununu çözmek için ekonomik olarak aileleri güçlendirmek gerektiğini söyledi.
CHP'li Erbatur, çocukların korunmasının hem vicdani hem ulusal hem de uluslararası bir zorunluluk olduğunu dile getirdi.

Erbatur, çalışmalara başlayacak komisyonda çocuk hak ihlallerinin de incelenmesini isteyerek, çocuk evliliklerinin, çocukların sokakta yaşamaya zorlanmasının, çocuk işçiliğinin hak ihlali olduğunu belirtti.


''Hapishane tarzı binalar değil"

Erbatur'un eleştiri üzerine söz alan Devlet Bakanı Kavaf, kurumlarının sadece yurt ve yuvalardan ibaret olmadığını, aileleri tarafından terk edilen, suça itilen çocukların rehabilite ettikleri kurumların da bulunduğunu söyledi.

Kavaf, yurt ve yuvaların, etrafı tel örgülerle, duvarlarla çevrili, çocukları hayattan izole eden, hapishane tarzı binalar olmadığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:
''Bizim çocuklarımız, hayatın içinde yaşıyorlar, okula gidiyorlar, yüzde 90'ından fazlasının ailesi var, ailelerinin yanına tatile gidiyorlar, hafta sonu izne çıkıyorlar, meslek edindirme kurslarına gidiyorlar. Açık kapı sistemi. Ailesinin yanında kalan bir çocuk dışarıda ne kadar tehlikeye maruzsa, bizim çocuklarımız da o kadar maruz. Dönmeleri gereken saatte dönmezlerse, emniyet ile irtibata geçerek, çocuklarımızın aranması, bulunmasında hassasiyet, duyarlılık gösteriyoruz.''

''Kayıp çocuklarla ilgili ne yapıyorsunuz?'' sorusuna, ''Ben ilgilenmiyorum, emniyet ilgileniyor'' cevabı verdiğine yönelik eleştirilere ilişkin de Kavaf, ''O verdiğim cevabın içinde geçen bir cümledir. Bizim sorumluluğumuz, bize teslim edilen çocukları koruma, bakım altına almaktır. Ancak kaybolan çocukları bulmak, teslim etmek emniyet mensuplarının görevidir'' dedi.