Kirli Üçgen: Siyaset - Mafya - Ticaret, "Nesim Malki cinayeti"

'Kirli Üçgen' yazı dizinin onuncu sayısında, Alaattin Çakıcı'nın da içinde yer aldığı skandal ticari ilişkiler ve cinayetler ele alındı.

02 Haziran 2021 Çarşamba, 04:00
Kirli Üçgen: Siyaset - Mafya - Ticaret,
Abone Ol google-news

Yazı dizinin bir önceki sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Erol Evcil’in, Nesim Malki’den aldığı yüksek faizli borcunu ödeyemez duruma düşmesi sonucunda Alaattin Çakıcı’dan yardım istemesiyle başlayan ilişki Türkbank ihalesi sürecinde sürecektir. Nesim Malki’yi korkutmak isteyen Erol Evcil’in Çakıcı’yı devreye sokması pek de işe yaramamıştır. 

Malki, Çakıcı’nın adamlarının tehdidine rağmen 400 milyon doların üzerindeki alacağını tahsil etmek için Evcil’i sıkıştırmaya devam eder. Evcil’in bu yüklü borçtan kurtulmasının tek yolu Malki’nin ortadan kaldırılmasıdır.  

O Nesim Malki ki, Türkbank’ı almak isteyen Erol Evcil’i yanına alarak Ankara’da kapı kapı dolaşıp kendisine referans olmuş kişidir. Ayrıca Bursa’da iplik fiyatlarını birlikte belirlemeye başladılar. Hatta otobüs alım satımından, zeytin işine kadar pek çok alanda ortaklıkları da mevcuttu.

Nesim Malki 1994 yılından itibaren birçok kez telefonla tehditler almaya başlamıştı. Evine telefonlar geliyor ve çoğu kez kızı ve eşine eli ile işaret ederek evde olmadığını söylettiriyordu. Bu tehditlerin artması ve 15 Haziran 1994 günü evinin önünde ayağından vurulması nedeniyle, o sıralar Yeşil Vadi konutları ve birkaç projede ortak olduğu işadamı Korkma Yiğit’e kendisine gelen tehditlerin arttığını söyledi ve Yiğit ile birlikte 9 ekim 1995 günü dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu’nu ziyaret etti. Kozakçıoğlu, Malki’ye işine gidiş-gelişlerde ayrı güzergâhlar takip etmesini ve korumasız gezmemesini tavsiye ettikten sonra, polis tarafından yakın korumaya alınması için bir dilekçe yazmasını istedi. Malki dilekçesinde şunları yazdı: “Finans ve tekstil konusunda hizmet veren bir kuruluşun başında bulunuyorum. Yaptığım işlerin çapından ötürü zaman zaman büyük miktarda para taşımaktayım. Buna bağlı olarak zaman içerisinde muhtelif tehditler aldım. Huzursuzum ve korku içerisindeyim.”

Nesim Malki ve Korkmaz Yiğit, valiye veda edip dışarı çıktıktan hemen sonra Korkmaz Yiğit’in cep telefonu çaldı. Telefondaki ses şunları söylüyordu: “Nesim Malki’yi valiye götürmüşsün. Onu koruma, o benim ekmek kapım. Ben bir sürü insana bakıyorum. Arada bir ona fatura çıkarttığımda, onu almaya mecburum.” Korkmaz Yiğit’i arayan kişi Alaattin Çakıcı’dır. 

6 Temmuz 1994 günü kendisine bir koruma tahsis edildi. Fakat Malki, ancak İstanbul dışına çıktığında bu korumasını yanına almıyordu. 

28 Kasım 1995 günü İstanbul’dan bindiği Sönmez Havayolları’na ait uçak, saat 10.20’de Bursa Havaalanı’na indi. Malki’yi havaalanında, Tunca Tekstil’in Bursa irtibat bürosunda görevli şoförü Cengiz Yüksel aldı. 34 SPK 62 plakalı Renault 9 model arabanın arka koltuğuna binen Malki, Cavit Çağlar’dan sonra iş yaptığı ikinci büyük iş insanı olan Ali Osman Sönmez’in Yalova yolu üzerindeki iplik fabrikasıra doğru yola çıktı. Araba, fabrikaya gitmek için çevre yoluna girdi. Özdilek Tesisleri’nin önündeki ışıklı kavşağa gelindiğinde kırmızı ışık yanınca araba durdu. Malki, cep telefonuyla İstanbul'daki ortağı Erol Erkohen ile görüşüyordu. Tam bu sırada araba çapraz ateşe tutuldu. Erol Erkohen, silah seslerini İstanbul’dan duydu. Görüşme kesildi. Arka koltukta oturan Malki’yi hedef alan kurşunlarla camları kırılan otomobil delik deşik oldu. Vücuduna çok sayıda kurşun saplanan Malki, arabanın arka koltuğuna kanlar içinde yığıldı. Cinayet jandarma bölgesinde işlenmişti. 

ÇAKICI’NIN KASASI!

Bursa’da bu cinayetle ilgili olarak “zeytin kralı” olarak tanınan Eze zeytinlerinin sahibi Erol Evcil adı akla geliyordu. Erol Evcil denince akla Alattin Çakıcı geliyordu. Piyasada Erol Evcil, bilindiği gibi, Alaattin Çakıcı’nın kasası olarak tanınıyordu.  

Malki cinayeti üzerinde iş dünyası ve basın olası şüpheliler arasında pek çok ismi işaret etti. Malki'nin uyarılarına rağmen Sümerbank ihalesine giren ve 103.7 milyon dolara satın alan Hayyam Garipoğlu'nu desteklemesinin ölümüyle ilişkisi olduğu ileri sürüldü. Ölmeden bir süre önce Trabzonspor Kulübü başkanı Sadri Şener'in iflasına neden olmuştu.

YENER KAYA CİNAYETİ

Malki’den birkaç gün önce öldürülen borsanın büyük aracı kurumlarından Yener Menkul Kıymetler AŞ’nin sahibi Yener Kaya'nın da Malki ile ilişkili olduğu, kimi tekstil hisselerinin işlemlerini kontrol etmesi nedeniyle iki cinayet arasında ilişkiye dikkat çekildi. Bursa’da Nesim Malki’ye yüklü miktarda borcu bulunan Erol Evcil’in de adı geçiyordu tabii. 

ÇEKLER YIRTILDI

Bankalar Malki'ye ait şirketlerin borçları için ölümünden sonra ortağı Erol Erkohen'i sıkıştırmaya başladılar. Bu çeklerin bir kısmı Erol Erkohen tarafından ciro edilerek bankalara verilmişti. Tabii ki hepsi karşılıksızdı, bu yüzden bankalar bunların karışılığını istiyordu. Ödeme sıkıntısına düşen Erkohen, Malki'nin Sümerbank'taki yüzde 50 hissesini Korkmaz Yiğit'e sattı. Diğer şirketlerde Yiğit’le beraber girilen işlerdeki payları da Yiğit’e devrederek karşılığında aldığı paralarla bankalara borçları ödedi. Geride halen birçok Erol Evcil çeki kalmış fakat Erkohen, Malki’nin akıbetine uğramamak için bu çeklerin bazılarını Evcil'e teslim etmiş, bir kısmını da yırtmak zorunda kalmıştı. Erkohen, bu çetrefilli ilişkiler nedeniyle can güvenliğinden endişe ederek İsrail'e kaçmıştı.

EMNİYETTEN ŞİRKETİN BAŞINA

Erol Evcil, bir yandan Alaattin Çakıcı gibi yeraltı dünyasında para karşılığı tetikçilik yapanlarla ilişki kurarken diğer yandan da Emniyet’le arasını iyi tutuyordu. Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapmış emekli üst düzey polisleri şirketlerinin yönetim kuruluna alıyordu. Malki'nin öldürülmesinden bir ay sonra Bursa Emniyet Müdür Yardımcısı Yusuf İlhan, mesleğini bırakıp Evcil'in yanında işe başlamıştı. Evcil onu Eze Zeytinleri Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirmişti.

Uzun süren soruşturmada bütün oklar Evcil’i gösteriyordu. Önce Bursa’da sonra da yurtdışında saklanan Evcil, Malki’nin cinayetinde azmettirici olarak yargılandı ve tutuklandı.

HÜKÜMETİ DÜŞÜREN BANKA İHALESİ

Türkiye’nin köklü ilk özel bankası olan Türkbank, Ocak 1994’te patlak veren krizin ardından zayıfladı. Aynı yılın mayıs ayında Hazine’ye devri gerçekleşmiştir. Ancak, bankanın yüzde 84,5 hissesi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kamu ihalesiyle satışa çıkarıldı.

Bankanın taliplisi çoktu. BankEkspress’in sahibi Korkmaz Yiğit, Denizbank’ın sahibi Zorlu Grubu, kapanan İktisat Bankası’nın sahibi Erol Aksoy, Hayyam Gariboğlu ve Türk Petrol de bu köklü bankayı almak için kulislere başlamıştı.

Bankanın ihaleyle satılacağı açıklandıktan sonra ilk olarak Bursa’da “zeytin kralı” olarak tanınan Erol Evcil, bankaya talip olmak için temaslara başlardı. Türkbank Evcil’e 12.5 milyon dolarlık döviz kredisinin yanı sıra 1.5 trilyon liralık da dövize endeksli kredi vermişti. Evcil, bankalardan kredi almakta pek mahirdi. Türkiye İş Bankası’nın, Evcil’in dev yatırımı Eze Zeytincilik’e 150 milyon dolar kredi verdiği, ayrıca Evcil’in 26.7 milyon dolarlık borcunu da karşıladığı ortaya çıktı. Bu süreç, yıllarca İş Bankası Genel Müdürlüğü görevini yürüten Ünal Korukçu’nun başını yemişti. Olay ortaya çıkınca Korukçu apar topar emeklilik dilekçesi verdi.

BORSACI ZOR KURTULDU

Evcil, talip olduğu Türkbank’ın Genel Müdür Yardımcısı Burhan Ünlüata’nın bu girişime engel olması üzerine Ünlüata’nın yakın arkadaşı borsacı Adil Öngen’e baskı yapmaya başladı. Evcil, Öngen’i defalarca telefonla arayarak tehdit etti ve sonrasında da Öngen, Alaattin Çakıcı tarafından vuruldu. 12 Mart 1997’de yapılan saldırıda Öngen, arabasının zırhlı olması sayesinde kurtuldu. Erol Evcil’in Alaattin Çakıcı ile ilişkisini siyaset, bürokrasi ve iş dünyasında bilmeyen yoktur artık. Türkbank’ın Evcil’e verilmesine bürokrasinin direnmesi üzerine Evcil ve Çakıcı, başka bir formül üzerinde çalışırlar. Çakıcı, Türkbank ihalesine giren diğer kişileri tehdit edecek ve güya Korkmaz Yiğit’in önünü açacaktır. Bu süreçte Korkmaz Yiğit ve Çakıcı ilişkisi enteresan bir hal almaya başlar. Yiğit, Ulus’ta inşa ettiği Platin Konutları’ndan Çakıcı’ya bir daire hediye etmeye kadar vardırır işi. Gerçi sonra mahkemede bu evi tehdit sonucu Çakıcı’ya verdiğini açıklayacaktır.

Bu arada ihale öncesinde Başbakanın Danışmanı Güneş Taner’le bir iki kez görüşen Korkmaz Yiğit’e bankadan önce medya alanına yatırım yapması tavsiye edilir. Taner’in tavsiyesi üzerine Korkmaz Yiğit önce Kanal 6, Kanal E’yi Yeni Yüzyıl’ı, ardından da Milliyet gazetesini satın alır.

2 HAFTA SONRA TAKİP

TMSF, 4 Mayıs 1998’de Türkbank ihalesini duyurdu. 18 Mayıs’ta İstanbul polisi, Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne Korkmaz Yiğit’in cep telefonunu organize suçla mevcut bağları ve para transferine ilişkin makul gerekçelerle dinleme izni almak için başvurdu. 4 Ağustos’ta yapılan ihalede Yiğit’in şirketi Bank Ekspress 600 milyon dolar ile en yüksek teklifi yaparken onu 595 milyon dolar ile Zorlu Holding’e bağlı DenizBank izledi. İhalenin tamamlanmasının ardından polis, Yiğit ile mafya babası Alaattin Çakıcı arasındaki ilişkiyi ve Çakıcı’nın ihaleye teklif veren diğer tarafları rahatsız ettiğini yazılı olarak TMSF’ye bildirdi.

SAĞLAR’A MEKTUP

1998 Eylül ayının sonlarına doğru CHP İçel Milletvekili Fikri Sağlar’a ‘Mersinli’ rumuz adıyla bir posta geldi. Zarfın içinde 45’lik Raks marka bir ses kaseti çıktı. Yanı sıra küçük bir not kâğıdında da şöyle yazıyordu: “Bu bant Alaattin Çakıcı ile Korkmaz Yiğit’in konuşmalarını içermektedir. Bant sadece devleti için çalışan namuslu kamu görevlilerince görev gereği kayda alınmış ve sizin namusunuza tevdi edilmiştir. Size güveniyoruz ve kamuoyunu aydınlatacağına inanıyoruz.”

Sağlar ses bandını dinledi. Konuşmalar Türkbank ihalesi için Alaattin Çakıcı’nın devreye girdiğini ve Korkmaz Yiğit, destek verdiğini gösteriyordu.

Fikri Sağlar’ın görüştüğü dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, “Konuyu biliyoruz, takipteyiz. Çakıcı ile Yiğit arasındaki ilişkileri takip ettiğimiz sırada Yiğit benimle birçok kez görüşmek istedi. Yakın arkadaşlarımızı aracı yaptı, hiç randevu vermedim, Hüsamettin Cindoruk devreye girene kadar. Onun talebi üzerine bir kez görüştüm. Jefi Kamhi ile birlikte geldiler” dedi.

Başbakan Mesut Yılmaz basın mensuplarına yaptığı açıklamada ise “İhaleye çıkılması safhasında Korkmaz Yiğit önce Güneş Bey’e geliyor her halükârda almak istediğini bunun için gerekli her türlü özveriyi göstereceğini söylüyor. Güneş Bey de bunu bana aktardı. İlk defa Korkmaz Yiğit ismiyle öyle muhatap oldum. Kendisini tanımam, ondan sonra emniyetten ve MİT’ten bana bir bilgi geldi ki buna göre Alaattin Çakıcı Ticaret Bankası ile ilgili bazı şahıslara telefon açıyor, artık bunlar bugün kamuoyuna mal olmuş durumda” ifadelerini kullandı. 

Hedef adam Yiğit ise “Ben Çakıcı’yı ihaleye müdahale etmesi konusunda uyarmak istedim, onun için telefon görüşmesi yaptım. Onu hem bu işin içinde hem de dışında tuttum” açıklama yaptı.

KORKMAZ YİĞİT’TEN İTİRAF

Korkmaz Yiğit, 12 Kasım’da polise verdiği yazılı ifadede tüm bağlantılarını itiraf etti ve hukuka aykırı iş yaptığını kabul etti. Yiğit’in ifadesinin kamuoyunda yankı bulmasıyla konu siyasete de sıçradı. Skandala Başbakan Mesut Yılmaz ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner’in de karıştığı ortaya çıktı. Yiğit, bunu yapmaya kendisini Yılmaz ve Taner’in teşvik ettiğini, hatta bunun için kamu bankalarından kredi teklif ettiklerini iddia etti. Sonunda Yiğit, tutuklanmış ve hapse mahkûm edilmiştir. Bir süre sonra tüm malvarlığını kaybetmiştir.

GÜVEN OYUNU KAYBETTİ

Skandala karışan başbakana karşı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde soruşturma komisyonu kuruldu. Yılmaz ifadeye çağrıldı ve kabinesi güven oyunu kaybederek 11 Ocak 1999’da düştü.

9 Aralık 2002’de Meclis’te Yılmaz ve Taner’i tekrardan dinleyecek bir komisyon oluşturuldu. 25 Haziran 2004’te yayımlanan binlerce sayfalık rapor öncekiyle aynı kanıya varıyor ve iki ismin Yüce Divan’da yargılanmasını öneriyordu.

13 Temmuz 2004’te 447 milletvekilinden 429’unun oyunu alan rapor onaylandı. Ancak Yılmaz, Anayasa Mahkemesi’nde yargılanmak istedi. Anayasa Mahkemesi, bunu davanın iki sanık için ayrılması gerektiğini söyleyerek geri çevirse de 27 Ekim günü Meclis’te yapılan oylamada iki isim ayrı ayrı Anayasa Mahkemesi’ne gönderildi.

Anayasa Mahkemesi 23 Haziran 2006’da Mesut Yılmaz ve Güneş Taner’i Türk Ceza Kanunu’nun 205. maddesi uyarınca görev süreleri içinde ihaleye fesat karıştırmaktan suçlu buldu. Ancak cezaları ertelendi.

ÇAKICI TÜRKBANK DAVASINDA YARGILANMADI

Bankayı alan Korkmaz Yiğit, ‘ihaleye fesat karıştırmaktan’ yargılandı. Türkiye’nin üçüncü büyük medya patronu olma hayali sona erdi. Türkbank davasında, Erol Evcil ve Hayyam Garipoğlu gibi isimler yargı karşısına çıktı. Kamuran Çörtük battı. İlginç olan Türkbank olayını patlatan isim olan Alaattin Çakıcı, Türkbank davasından yargılanmadı. Çakıcı’nın, Fransa’da tutuklanması sonrasında Türkiye’nin Çakıcı’yı geri istemek için gönderdiği dosyada isminin olmaması, Alaattin Çakıcı’yı Türkbank davasından kurtardı.

- SÜRECEK -