Krank’ta çevrimiçi karma sergi: Her Temas Bir İz Bırakır

Krank Art Gallery’nin online karma sergisi 11 sanatçının işlerini 'mahremiyet' ekseninde bir araya getiriyor.

29 Nisan 2020 Çarşamba, 10:10
Krank’ta çevrimiçi karma sergi: Her Temas Bir İz Bırakır
Abone Ol google-news

Krank Art Gallery'de açılan 'Her Temas Bir İz Bırakır' başlıklı sergi birçok farklı disiplinden sanatçıyı bir araya getiriyor ve kolektif bir bilinç ve düşünce etrafında içinde yaşadığımız zorlu koşulları sanatsal üretimlere dönüştürmeyi hedefliyor.

'Kıyıda' - Güneş Terkol

SERGİDE KİMLER VAR?

Aslı Işıksal, Aslı Narin, Damla Yalçın, Eda Aslan, Eda Gecikmez, Güneş Terkol, Irmak Canevi, Radenko Milak, Roman Uranjek, Sena Başöz ve Zeynep Beler’in eserlerini bir araya getiren sergi, “mahremiyet” konusunu farklı açılardan ele alıyor. 

'Salon Penceresinden Dışarı Selfie' - Zeynep Beler

Çok katmanlı ve soyut bir kavram olan “mahremiyet” üzerine yeniden düşünen sanatçılar, sanatseverleri de bu düşünme sürecine ortak olmaya çağırıyor. Sergi kapsamında işleri izleyicinin beğenisine sunulan sanatçılar, bu süreçte en önemli sığınak olan eve hapsedilmenin bu algıyı nasıl değiştirdiği üzerine de çeşitli sorgulamaların içerisine giriyor.

'27/09/2012' (Hommage Don McCullin) - Roman Uranjek

Sergiye eşlik eden metnin bir bölümünü aşağıda okuyabilirsiniz.

Dijimodern çağın sınırsız olanakları, devletlerin toplumu gözetim altında tutmasına, ve dijital izlerimiz aracılığıyla ticari şirketlerin tüm bilgilerimize ulaşabilmesine imkan tanıdı. İnsanların sosyal medya üzerinden iletişim kurması, görme/gözetleme ve görülme arzusu da sistemin kitlesel gözetimine gönüllülük esasıyla katkı sağlamış oldu. Gözetimin bir mahremiyet ihlali olduğu düşünüldüğünde, bu iki kavramın arasındaki sınırların buharlaştığını, mahremiyet gibi soyut ve çok katmalı bir kavramın ifadesinin giderek güçleştiğini ve kendini sürekli dönüştürdüğünü söyleyebiliriz.

Yaşadığımız salgınla şu an gelinen noktada tüm bu teknolojiler salgını kontrol altına almak adına bireylerin 24 saatini takip edecek yeni uygulamalar başlatmaktalar. Bu durum görünür, görünmez bir çok tehtidin yarattığı korku egemen dünyamızda güvenlik mahremiyete üstün gelmeli mi sorusu aklımızı kurcalıyor. En önemli görevimiz ve güdüsel zorunluluğumuz olan hayatta kalmaya öncül olan hangisidir gizlilik hakkımız mı güvenlik mi?

Tüm bu sorular ışığında distopik bir kurgu içerisinde mahremiyet kavramını tekrardan tartışmaya açtık. Panoptikon’un hangi tarafında olduğumuz gerçeği ile yüzleşmemiz gerekiyor; izleyen mi izlenen mi? Ev, Le Corbusier’in dediği gibi, doğaya yerleştirilmiş bir fotoğraf makinesi ve mercek de pencereleri midir? Ya da belki Kafka’nın sözleriyle: “Mahremiyet Her Şeydir”