Muhsin Akgün’ün ikinci fotoğraf albümü

Muhsin Akgün’ün ikinci fotoğraf albümü ‘Söz ve Müzik: İstanbul’, son on yılda fotoğrafladığı 437 konserin 190’ından seçtiği fotoğraflardan oluşuyor.

25 Ekim 2020 Pazar, 05:30
Muhsin Akgün’ün ikinci fotoğraf albümü
Abone Ol google-news

İdeallerinin peşinden gidebilmiş şanslı kuşaktan. Eğitimini aldığı işi yapabilmek bile bugünün gençleri için ulaşılması zor bir rüya iken... Muhsin Akgün, üniversitede fotoğrafçılık eğitimi alıyor. Öğrenciyken arkadaşlarıyla dergi çıkarıyor. Sonra Radikal macerası. Radikal gazetesi kültür sanat servisinde 15 kişi çalıştıklarını söylediğinde, bir zamanlar ben de oralarda bulunmuş olsam bile şaşırıyorum, Cumhuriyet’te pandemi öncesi her gün iki, şimdi tek sayfa da olsa kültür sanat haberlerini üç kişi yapıyoruz! Bizim yolumuz ilk kez o Radikal’de çalışırken kesişti. Kitabım yeni çıkmıştı ve röportaj için evime fotoğraf çekmeye gelmişti. Bir yanda Galata Kulesi, bir yanda Boğaz manzarası olan terasa çıkarmıştım. O manzarayı boş verip kırmızı Marsilya tuğlası eski duvarı seçmişti fon olarak. O fotoğrafı hâlâ sosyal medya hesaplarımın birinde kullanırım! 

Fotoğrafçı olmak böyle bir şey, neyin nerede çekilmesi gerektiğini görmek. Kadrajı önce gözünle yapmak. Gerisi teknoloji ki şimdiki makineler onu kendiliğinden yapıyor! Haber fotoğrafçılığında hareket ve olay önemli, portre fotoğrafçılığında duyguyu yakalamak. Muhsin Akgün, Radikal kültür sanat servisinde çalışırken İstanbul’un renkli ve güzel zamanları, her gece bir konser, bir etkinlik kovalıyor. Gündüzleri ise sanatçı portreleri çekiyor. Müziğe olan tutkusu, gittiği konserlerde sadece fotoğraf çekmekle kalmamasının nedeni; genelde ilk iki üç parça için verilen fotoğraf çekme izni bittikten sonra geriye çekilip konseri izliyor. Ve bazen hiç beklemediği bir kareyi orada yakalıyor! Ki zordur konserde fotoğraf çekmek. Işık, açı, hareket hiçbir şey kontrolünüz altında değil, gerçi anlatıyor: O izin verilen üç parça için izin verilen sahne önünde, ışık ve sanatçıların birlikte olma durumu, her şey önceden planlanıyor. Koskoca sahnelerde her biri bir köşede koşuşan sanatçılar, çekim için seyirciye belli etmeden bir araya geliyor. Sahne ışıkları ona göre açılıyor. İzin süresi bitip fotoğrafçılar geriye çekildikten sonra ise her şey müzisyene göre değişiyor.

Muhsin, on yıl boyunca çektiği konser fotoğrafları yere göğe sığmayınca onları bir kitapta topluyor. İlk kitap, 2010’da 800 konserin içinden seçtiği 204 konserin fotoğraflarından! Düşünün nasıl bir çalışma, her konserden yüzlerce fotoğraftan seçim yapılıyor. Bir on yıl daha geçiyor: 2020’ye geliyoruz. Ekonomik kriz, darbe girişimi, kimi zaman terör, kimi zaman olaylar, İstanbul’da müzikli geceler, gelip giden dünya yıldızları azalmış. Yine de 437 konsere gitmiş, fotoğraf çekmiş arkadaşımız; bu kez 190 konserden seçtiği fotoğraflarla ikinci kitabını yapıyor: “Söz ve Müzik İstanbul!”

EN ÜNLÜ MÜZİSYENLER...

Muhsin Akgün’le bu yolculuğu konuşmak için stüdyosunda buluştuk. Bir fotoğraf albümünü andıran kitabı anlatmaya kalkışmayacağım. İçinde her biri farklı konserlerden, dünyanın en ünlü müzisyenlerinin İstanbul konserlerinden duvara asmalık fotoğraflar var. Onların içinden seçtiklerimin öykülerini anlatmasını istiyorum. Her konseri yaşar gibi anlatıyor, her saniyesini hatırlıyor.

Bombay Bicycle Club’un bir fotoğrafı var: Müzisyenler en arkada yağmur damlaları arasından hayal meyal seçilirken ön planda tempo tutan seyircilerin elleri gözüküyor. Bu kareyi kendisine ayrılan süre bittikten sonra en arkaya çekilip konseri izlerken aniden yağmur bastırınca makineyi çıkarıp çekmiş. Çoğunlukla yaptığı bir şey değil. Hatta sanatçıyla konser sonrası beraber olmaya devam ediyor ama artık fotoğraf çekmiyor, “Çünkü orada fotoğrafçı değil, hayranıyım” diyor!

‘PORTREDE KONTROL BENDE’

Ya portreler? Stüdyoda çektikleri? Orada tabii hem işi iyi yapmak, doğal olması hem de çekilenin beğenilmesi devreye giriyor. Gerçi şimdiki teknolojiyle şişmanı zayıf, yaşlıyı genç yapmak çocuk oyuncağı ama ifadeyi yakalamak, duyguyu yerleştirmek başka. “Çok film izliyorum, o bana portre çekimlerinde çok yardımcı oluyor” diyor. En çok konser fotoğrafı çekmiş olmasına karşın insanla çalışmanın daha keyifli olduğunu da itiraf ediyor. Halbuki çoğu insan için poz vermek ne kadar zordur! “Portrede, modelle çalışırken kontrol bende. Etrafındaki dekorundan ışığına, pozuna, yönetmen ne derse o olur” diye özetliyor. Madem öyle, işe fotoğrafçı olarak başlamış bir gazeteci olarak ben de ona uyguluyorum bu yönetmen ne derse o olur kısmını. Sayfa için poz veriyor, ben çekiyorum; şaka şaka, çekiyormuş gibi yapıyorum ama mizansen benden!

Pandemi dönemi, sınırlar kapalı, kimse gelmiyor. Konserler patates oldu. “Zaten yoruldum, yıldım. Her konseri çekemem. Bundan sonra böyle” diyor. Tabii elindeki arşivi karıştırsa on binlerce fotoğraftan kaç kitap daha çıkar, söylemiyor!