Mustafa Balbay'a yine ret!

Cumhuriyet gazetesi yazarı ve CHP İzmir Milletvekili Musatafa Balbay'ın tahliye talebi oy birliğiyle reddedildi. Mahkeme 19 Eylül tarihine ertelenirken Servet Kaynak ve Oğuzhan Sağıroğlu'nun tahliye edilmesine karar verildi. Bugünkü tahliyelerin ardından davadaki tutuklu sanık sayısı 21'e düştü.

12 Ağustos 2011 Cuma, 09:43
Abone Ol google-news

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen davanın dün görülen 130 duruşması yapıldı. CHP milletvekili Mustafa Balbay salona girerken izleyiciler tarafından coşkuyla alkışlandı. Seçildikten bu yana duruşmada ilk kez söz alan Mustafa Balbay, CHP milletvekillerini ve izleyicileri selamladı. Balbay, “CHP milletvekili olarak Meclis’te görev yapmamı 23 Haziran’da verdiğiniz kararla engellemeye çalıştınız” diye konuştu.Balbay şöyle devam etti:

“Milletvekili olarak tutuklu kalmamın birebir yargının siyasete müdahalesi olduğunu düşünüyorum. Yasama organının bir üyesinin tutukluluk halinin devam ettirilmesinin bir hukuk kararı olduğunu düşünmüyorum. Tutuklama bir tedbirdir. Tutukluluk halimi sürdürmenizin yeni dönemde siyasi sonuçları olacak bir durum olduğunu sizinle paylaşmak istiyorum”

Balbay, Anayasa kitapçığını göstererek “Anayasa’nın 81. maddesinde yer alan metin yaşamım boyunca bağlı kalmaya çalıştığım bir metindir. Gazetecilik görevimde olduğu gibi milletvekilliği görevimde de bu metne sadık kalacağım” diye konuştu. Balbay daha sonra Anayasa’nın 81. maddesinde düzenlenen  “Milletvekili seçilenlerin göreve başlamaları için etmeleri gereken yemin metnini” okudu. Salonu dolduran izleyicilerin yanı sıra avukat sıralarında oturan CHP milletvekileri de Balbay’ın yemimini alkışladı. Başkan Özese jandarma görevlilerine  “Birçok kez uyardım. Alkışlayanları dışarı çıkarın” diye talimat verdi. Balbay ise Özese’ye “İzmir’den gelen seçmenlerim var, hoşgörün” diye ricada bulundu.İzleyicileri dışarı çıkarmaktan vazgeçen Özese “Bu dava siyasi bir dava değil. Kanunlara, Anayasa’ya uygun olarak yargılama yapıyoruz, maddi gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. TCK ve CMK hükümlerini uyguluyoruz” diye açıklama yaptı.


“Bu dava siyasidir”

Başkan Özese’nin bu sözleri üzerine izleyiciler arasında gülüşmeler olurken Tuncay Özkan’ın avukatı eski CHP milletvikili Şahin Mengü de “Bu dava siyasidir” diye bağırdı. Balbay  “Siyasi dava değil dediniz. Bize yöneltilen suçlar arasında ‘siyaseti dizayn etmeye çalışmak’ var. Siyaseti dizayn etmeye siz çalışmaktasınız” diye konuştu. Özese’nin “TCK kapsamındaki suç isnatlarına göre yargılama yapıyoruz, hukuki davadır” diye konuşunca Balbay şu yanıtı verdi: “Hukukidir ama sonuç olarak yargı siyasete müdahale ediyor. Milletvekili olarak görevimi yapmamı engelliyorsunuz. 23 Haziran’daki tutukluluk halinin devamını kararıyla hüküm inşa ettiniz. Masumiyet karinesi değil mahkumiyet kararı verdiniz.”

Balbay, “23 Haziran’daki kararınızda ‘devletin bölünmez bütünlüğünü’ gerekçe gösteriyorsunuz. Bana böyle bir suç isnadı yok” dedi. Özese Anayasa’nın 14. Maddesi’nin milletvekili dokunulmazlığını kapsamayan suçları düzenlediği açıklamasını yaptı. Balbay “Siz benim milletvkeili görevimi yapmamı engelleyemezsiniz. Bedemini tutsak tutabilirsiniz, ama milletvekilliği görevimi yapmaya devam edeceğim” diye konuştu.

Sedat Sami Haşıloğlu’nun Balbay’ın sözlerini eleştirerek “Değil Türkiye’nin dünyanın en demokratik yargılamasın yapıyoruz” burada sözleri salonda gülüşmelere neden oldu.
Balbay “Bir gazeteci tutuklandığı okurları, bir milletvekili tutuklandığında seçmenleri cezalandırılır. Siz bana oy verin 500 bin seçmeni ve tüm halkı cezalandırıyorsunuz”
diye konuştu.

Demokrasi tarihi

Yasa maddelerinin özgürlükçü yorumlanmasından söz edildiğini anlatan Balbay, 1950’de gazeteci Mümtaz Faik Fenik, 1957’de Osman Bölükbaşı ve 2007’de Sebahat Tuncel’in milletvekili seçildiklerinde tahliye edildiklerini anlattı. Balbay mahkeme heyetine şöyle seslendi:
“Türkiye demokrasi tarihine bakıldığında bu üç olay varken kendi gerekçenizi muhakeme ediniz. Acaba demokrasi açısından geri mi gittik ileri mi? Anayasa’nın 9. maddesi ‘Yargı Türk milleti adına karar verir’ der. Bu da milli iradedir. Milli irade, milli iradeye karşı olamaz.”


Meclis’te araştırma sözü

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in bir duruşmada “Terör örgütününü ortaya çıkarmaya çalışıyoruz” dediğini anımsatan Balbay şunları söyledi:
“4 yıldır devam eden çalışmanızı kolaşlaştırmak istiyorum. CHP yöneticleri ve milletvekilleri burada. Aradıyıp bulamadığınız Ergenekon Terör Örgütü’nün biz bulmaya çalışalım. Eğer var olduğunu bulursak ilk önce ben söyleyip yazmazsam namerdim.”

Cumhuriyet Gazetesi’nin Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı gibi yazarlarını teröre kurban verdiğini anlatan Balbay “Cumhuriyet teröre kurban verdi, şimdi de mahpus veriyor” dedi.

Hakimlerin sorunları

Balbay, Cumhuriyet’e molotof kokteyli atmaktan sanık Bedirhan Şinal’in “Polislerin Cumhuriyet’e atması için bomba verdiğini ama, sonuçlarını düşünürek molotof kokteyli attığına” ilişkin ifadelerini basından takip ettiğini söyledi.

Balbay, “Şinal polisler bomba verdi diyor, üye hakim Haşıloğlu’nun ‘frene bas’ demiş” sözleri üzerine üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu müdahale etti.

Haşıloğlu, “Dosyayı biliyor musunuz? Mahkeme Şinal’i 2 saat dinledi. Ancak mahkemeye karşı gariz hakaretlerde bulununca müdahele etme gereği duyduk.” dedi.


Haşıloğlu şöyle devam etti:
“Biz hakimlerin kaderi kendilerini savunamazlar. Hakimlerin karar aşamasını beklemesi çıldırtıcı. Siz bugüne kadar duruşmalarda ve dilekçelerinizde bir düzeyi tutturdunuz. Çok zekisiniz ve kelimelere hakimsiniz. Ancak hakimlere laf sokarak, kelime oyunlarıyla bir yere varılmaz. Mahkemeye husumet gütmek kimsenin yararına değil.”

Balbay ise “Tutukluluk davaları bozuyor. Delilerin inandıcrılığını ortadan kaldıyor. İddaname beni yazar olduğum gazeteye bomba atan kişi ile benim aynı örgütten olduğumu söylüyor. Çıldırma noktasındayım. Cumhuriyet’e bomba atmaktan sanık çocuklar bile bana ‘Mustafa abi şu dosyaya bak’ diye yardım istiyor” dedi.

Norveç

Norveç’te 85 kişiyi öldürün cani için 8 hafta tutukluluk süresi verildiğini örnek gösteren Balbay “Bizim tutukluluğumuz 8 hafta, 8 ay, 8 yıla gidecek. Bugün (dün) Cumhuriyet’te Özgen Acar bu konuyu çok güzel yazmış, tebrik ediyorum. Tutukluluk cezaya dönüştü demiştik. Artık davada tutukluluk ceza ötesi, çıktıktan sonra devam eden ‘ömür boyu men’ gibi ömür boyu sürecek aşamaya geldi” şeklinde konuştu.

Çağın sanığı

Balbay “Yasama organında görev yapmamın engellenmesi yargının siyasete müdahalesidir. Bir kanun oylanırken bir eksik oy eksik olsa bu yargının müdahalesi değil midir” diye sordu.

Balbay üç yıla yakın bir süredir tutuklu bulunduğunu ve bugüne kadar duruşmalarda yaptığı konuşmaların 50 saati bulduğunu söyleyen Balbay “Bana yöneltilen suçlamalar arasında ‘devlete ait belgeleri ele geçirmek’ var. Şimdi dışarda olsam Suriye ile ilgili belge bilgi bulmaya çalışırdım. Irak ile ilgili belgeleri kitabımda yayınlamıştım. Gazeteci çağının tanığıdır. Ama sizi gazeteciyi ‘çağın sanığı’ yaptınız” diye konuştu.

“Milletvekili olarak kendimi daha çok sorumlu hissediyorum” diyen Balbay “12 milyon insanı oyunu almış bir partinin milletvekilini tutukluluk halinin devamını karar veriyorsunuz. Bu hafta tutuklu sanıklar Ersin Gönenci’nin Oğuzhan Sağıroğlu’nun savunmasını aldılar. ‘Bunlarla bir araya gelmem’ dediler. Ben onların karşılaştığı hukuksuzluklardan da kendimi sorumlu hissediyorum” diye konuştu.

Tahliye edilmeme gerekçeleri arasında “kaçma şüphesinin” gösterildiğini anlatan Balbay “1 Temmuz’da gözaltına alıp 5 Temmuz’da bıraktınız, kaçmadım. 5 Mart’ta çağırdınız geldim. Benim en ufak kaçma şüphem yok” dedi.

Mahkemenin tahliye etmeme kararı için çok uğraştığını, genişleterek doktrin örnekleri göstediğini anlatan Balbay “Davanın durdurulamayacağı karırı verdiniz. Biz davanın durdurulmasını istemedik ki. Yargılamanın tutuksuz devam etmesini talep ettik” ifadelerini kullandı.

Aile hasreti

“Önümüzdeki dönemde CHP’de çok şeyler yapacağıma olan inancım bana heyecan veriyor” diyen Balbay “Cezaevinde yalnız kalıyorum, Bu da alıştım. Oğlum kundaktaydı büyüdü, görüş yerindeki camlara dayanıyor, vuruyor. Kızım gençkız oluyor. Cezaevinde tek çözemediğim aile hasreti” şeklinde konuştu.

 

Yalçın Küçük: "Milletvekililerin hapiste tutma yetkiniz yok"

İkinci Ergenekon davasında sanık Prof.Dr. Yalçın Küçük, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ve CHP Zonguldak Milletvekili Prof.Dr. Mehmet Haberal’ın milletvekilli seçilmelerine karşın mahkemenin tutukluluk halinin devamı kararının “yok hükmünde” olduğunu söyledi. Zaman zaman heyet başkanı Hasan Hüseyin Özese ile tartışan Küçük “Seçilen milletvekillerini hapiste tutmak hiçbir mahkemenin yetkisinde değildir. Bunu yaparsanız parlamenter devletin köklerini yıkmış olursunuz. 50 yıldır yargılanırım, böyle dava görmedim” diye konuştu. Duruşmayı aralarında CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamaylıgil’in de olduğu 27 CHP milletvekili izledi.

Ergenekon soruşturması kapsamında Oda TV operasyonundan tutuklu bulunan, davanın tutuksuz sanığı Prof.Dr. Yalçın Küçük söz alarak şöyle konuştu: “Seçilen milletvekillerini hapiste tutmak hiçbir mahkemenin yetkisinde değildir. Bir milletvekilini hapse atmaya hiçbir mahkemenin yetkisi yoktur. Bunu yaparsanız parlamenter devletin köklerini yıkmış olursunuz.”

"Böyle dava görmedim"

“50 yıldır hapse girerim yargılanırım” diyen Küçük, “Ceza Mahkemesi tecrübem var. Bizim hukukumuzda mahkum edersiniz Yargıtay bozar. Israr edersiniz yine bozar. Israr edersiniz yine bozar. O zaman ne yaparsınız? Uyuyorsunuz yeni üye uyuyorsunuz” diye konuştu.

Yalçın Küçük’ün bu sözleri üzerine Hasan Hüseyin Özese, “Mahkeme anayasa ve yasalara uygun karar verir. Mahkemeye nasıl davranılacağını tavsiye durumunda değilsiniz” diye müdahale etti.

“Savunmamdır” diye yanıt veren Yalçın Küçük “Balbay’ın, Haberal’ın tutukluluk kararı yok bir karardır. Kanunlarda öyle bir madde yoktur” diye konuştu.

Özese “O sizin yorumunuz. Mahkemenin kararı yasalara ve anayasalara uygundur. Değişik yorumlar yapıyorsunuz” derken Küçük “Değişik yorum yapmak benim işim. Ben Yalçın Küçük’üm. Değişik yorumlar yaparım, onun için bana ‘şeytan’ derler” diye konuştu.

Mahkemenin Balbay ve Habera’ı “Ağır suç şüphesi, dosya tamamlanmadı” gibi gerekçelerle tahliye etmediğinin vurgulayan Küçük “Bunu söyleyemezsiniz. Hapishanenin bu dar koşullarında çalışıp geliyorum, Size bunları anlatıyorum. Hiç olmazsa teşekkür edin. 4 yıla yakın süredir burada ağır şüphe olmaz. Hukuka, dil bilimine aykırıdır. 2 milletvekili için ağır şüphe var denilemez. Hukuka, kanuna aykırıdır” diye konuştu.


"Su koyuyorsunuz"

Mahkemenin Yargıtay’ın “milletvekilerinin yargılanmasına devam edileceği” kararını örnek gösterdiğini belirten Prof.Dr.Küçük “Bunda tartışma yok zaten. Ağır şüphe diyorsunuz. Her gün bir CD, her gün bir dosya geliyor. 50 yıldır yargılanırım. Böyle mahkeme görmedim. Bitmeyen rakı gibi, devamlı su koyuyorsunuz. Milletvekillerinin derhal çıkarılmaları lazım” dedi.

Küçük, Mustafa Balbay’ın önündeki bir kağıda baktığını fark etmesi üzerine “Mustafa beni dinliyor musun senden bahsediyorum” diye takıldı ve “Mahkemenin bu kararı yok hükmündedir” diye konuştu.


"Özkan’ı da milletvekili yapacaktım"

Ergekenekon sanıklarının milletvekili yapılmasının mimarının kendisi olduğunu söyleyen Küçük şu iddialarda bulundu: “Oda TV soruşturmasında Kemal Kılıçdaroğlu’na lütuf olsun diye tutukladılar beni. İçeri girmeseydim Tuncay Özkan’ı da Atilla Uğur’u da milletvekili yapacaktım. Balbay için de çalıştım. Bir gün Sinan (Aygün) geldi. Milletvekili olacağını söyledi. ‘Kemal’e gitme, ona güvenilmez’ dedim. Başka iki isim verdim.”


"Yükselen Yıldız"

Küçük arkasına dönüp baktıktan sonra “CHP milletvekilleri de gelmiş. Ben bunları söylerken hiçbiri sesini yükseltmedi. Şimdi tabii gelirler. Ergenekon yükselen yıldız” diye konuştu.

Küçük’ün bu sözlerinin izleyiciler tarafından alkışlanması üzerine Başkan Özese, izleyicileri uyardı. Küçük, görev yeri değiştirilen Eski Başkan Köksal Şengün’e ilişkin şunları söyledi: “Başkan Köksal Şengün de beni kırdı, ben de onu kırdım. Ama Köksal Şengün, büyük bir hukukçuydu. Güle güle Köksal Şengün.”

“Fethullah Gülen’in gazetesi Zaman’da en sevdiği yazar Ekrem Dumanlı” diyerek bir yazısından alıntı yaptı. Özese “Dava dışı beyanlar bizi bağlamaz” diyerek açıklamada bulundu.


"Kim darbe yapacak?"

Eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Fatih Hilmioğlu, slaytlar eşliğinde yaptığı konuşmasında Balyoz ve Ergenekon davalarını karşılaştırak şöyle konuştu:
“Her iki iddianame de askeri darbeye teşebbüs iddianamesidir. Kuvvet komutanları, Ordu komutanları ve onlarca generalin bulunduğu 200’ün üzerinde asker şahıs Balyoz darbe planını gerçekleştiremezken bu davada şu anda tutuklu 5 asker mi darbe gerçekleştirecektir. Tutuksuzları da eklersek tek bir kuvvet komutanının bile bulunmadığı 15-20 asker mi gerçekleştirecektir. ”


"Zeka özürlü mü?"

Birinci ve ikinci davalarda toplam 194 sanıktan 22’sinin yöneticilikten yargılandığını, bunların da sadece 8’nin sivil olduğunu anlatan Prof.Dr.Hilmioğlu şu soruları sıraladı: “Dava konusu bir askeri darbe girişimi olduğuna göre darbe maddeleri olan 311-1 ve 312-1’den yargılananların çoğunun sivil olması nasıl izah edilir? Yani askeri darbe gibi herhalde çok kapsamlı olması gereken bir olayı buradaki 8 asker mi yapacaktır? TC Devleti sekiz askerden oluşan bir darbeyi önlemede bu kadar aciz midir? Ya da buradaki sekiz asker, devletin bu girişimi önleyeceyecek kadar aciz olduğunu düşünebilecek kadar zeka özürlü müdür?”


"Ergenekon Kazanında Kurbağa"

İnternet Andıçı davasında tutuksuz yargılanacak olan tutuklu sanık eski Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım, heyete “Ergenekon Kazanında Kurbağa” adlı kitabını sundu. Yıldırım “Kurbağayı kaynar suya atsan sıçrayıp çıkar. Ama soğuk suya atarsanız çıkmaz, yavaş yavaş ısıtırsanız anlamaz. Anladığında artık çıkamaz. Ergenekon davalarında da milleti böyle uyutuyorlar. Heyete 3 kitap sunamıyorum. Sadece emekli maaşımla geçiniyorum. Kimse kitabını basmaya yanaşmadı” dedi.

Duruşmayı CHP Genel Sekreteri İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil, CHP Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarhan, Prof.Dr. Süheyl Batum, Mevlüt Aslanoğlu, Muharrem İnce, Umut Oran, Mahmut Tanal, Sedef Küçük, Kadir Öğüt ve CHP’nin yemin etmeyen tek milletvekili İsa Gök’ün de aralarında bulunduğu 27 CHP milletvekili izledi.

Tuncay Özkan’ın doğum günü

Tutuklu sanık Tuncay Özkan’ın doğumgünü dün Silivri’deki mahkeme salonunda kutlandı. Özkan salona girerken, çok sayıda izleyici tarafından alkışlarla “İyi ki doğdun Tuncay'” şeklinde kutlamalarla karşılandı.

Tuncay Özkan da destekçilerine şöyle seslendi: “Dostlar doğmak bir şey değil, asıl olan yaşamak ve yaşarken neye katlandığınızdır...Benimle aynı gün doğan eşim arka sırada...Yargıçlar, savcılar, bazı sanıklar mahkeme sürecinde devamsızlık yaptılar. Ama o hep buradaydı. İyi ki doğdun yarim. Hem acıyı hem sevinci paylaşıyoruz. O zaman hepimizin doğum günü kutlu olsun.”

 

Mustafa Balbay'a yine ret!

İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Servet Kaynak ve Oğuzhan Sağıroğlu'nun tahliyesine karar verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmada, verilen aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan Servet Kaynak ve Oğuzhan Sağıroğlu'nun, delil durumu ve tutuklu kaldıkları süre dikkate alınarak tahliyelerini kararlaştırdı.

Mahkeme heyeti, Kaynak ve Sağıroğlu'na yurt dışına çıkış yasağı da koydu.

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay ve tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına hükmeden heyet, iddia makamı ile bazı sanık ve avukatların taleplerinin celse arasında değerlendirilmesine karar verdi.

Bugünkü tahliyelerin ardından davadaki tutuklu sanık sayısı 21'e düştü.

Duruşma, 19 Eylül'e ertelendi.
 

İlgili haberler için tıklayınız: