NFT’nin en önemli özelliği, bu sayede orijinalliğinin korunabilmesi, kopyalanamaması

Sanat eserleri, videolar hatta tweet’ler artık sanal dünyada sertifikalandırılıyor, eşsiz olan bu ürünler kripto paralarla satın alınıp sadece sizin oluyor...

10 Mayıs 2021 Pazartesi, 04:00
NFT’nin en önemli özelliği, bu sayede orijinalliğinin korunabilmesi, kopyalanamaması
Abone Ol google-news

Sanat dünyasının bir süredir yabancısı olmadığı ama sıradan insanların yeni fark ettiği bir kavram NFT. İngilizce açılımıyla “Non-Fungible Tokens” Türkçesiyle “takas edilemeyen/değiştirilemeyen jetonlar”. Şimdiye kadar bir sanat eserini satın aldığınızda yaşanan bir şüphe vardı; sahte mi, kopya mı? Dijital dünyada NFT devreye giriyor. NFT’ler, dijital ortamdaki eşsiz, yani orijinal bir varlığın dijital sertifikasıdır. NFT’ler dijital paraların aksine takas edilemiyor. NFT’ler eşsiz olmaları dolayısıyla koleksiyon ürünü olarak kabul ediliyor.

AMAÇ KOLEKSİYON

Fiziksel dünyada olduğu gibi dijital ürünlere sahip olmak yaygınlaştığı için 2017’de ortaya çıkan NFT’lere bugüne kadar yüz milyonlarca dolar harcandı. Twitter’ın CEO’su Jack Dorsey, ilk attığı tweet’i 2.9 milyon dolara sattı. ABD’li sanatçı Beeple’ın (Mike Winkelmann) eserlerinden oluşan bir kolaj ise müzayede evi Christie’s tarafından düzenlenen açık artırmada 69.4 milyon dolara alıcı buldu. Bu konuyu Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Başkanı, ressam, yazar Bedri Baykam’a sorduk.

'NFT, BİR ESERİN DİJİTAL TAPUSU' 

 Gazetemiz yazarı, Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Başkanı, sanatçı Bedri Baykam ise NFT’lerle ilgili şunları söyledi: “NFTs, doğal olarak sanat dünyasında yepyeni bir dönemeç. Çağın nabzı, bu değişimin kaçınılmaz tetikleyicisi. İleride, İzlenimcilik veya Pop Art kadar kalıcı olacak yeni bir sayfadan bahsedip bahsetmediğimizi yaşayarak göreceğiz. Non-fungible token yani değiştirilemez tokenler (jetonlar?). Sonuçta NFTs bir eserin dijital tapusu. Sanatçılar bu sayede eserlerini dijital ortamda pazarlayabiliyorlar. Dijital cüzdan, herkesin görebildiği bir hesap defteri gibi. Bu yöntemin en önemli öne çıkarılan noktası, bu dijital kimlik ile korunan “ürün”ün hiçbir şekilde çalınamaması veya kopyalanamaması. NFTs, satışının üzerinden asırlar geçse de ‘eserin orjinalliğini koruyan değiştirilemez dijital bir tapu’ olarak da öne çıkıyor, çıkarılıyor! Kripto para dünyasının ‘art’ yansıması. Gerek Mike Winkelmann’ın 69,3 milyon dolara satılan şaşırtıcı eseri, gerek efsane graffitici Banksy’nin bir işinin yakıldıktan sonra dijitalize edilerek NFTs’e dönüştürülerek bu mecrada satışa çıkarılması, gerek basın ve televizyonların konuya gösterdikleri büyük ilgi, konunun kotasının sanat tüccarları ve sanatçılar arasında gözle görülür şekilde yükselmesine neden oldu.

 ‘FİYATLAR NE KADAR KALICI?’

Biz sanatçılar da konuyu ilgiyle izlerken, bir yandan da bu yeni dünya hakkında aklımıza sayısız soru geliyor: Bu fırlayan fakat ne kadar güvenilir ya da gerçek olduğunu kimsenin tam anlayamadığı fiyatlar ne kadar kalıcı? Ne kadar daha böyle patlamalar eşliğinde ilerleyecek? Daha da ötesinde bugün o kadar güvenceli ve aşılmaz kaleler olarak görünen NFTs, hackerların radarına girecek mi, ne kadar zaman içinde teknolojik değişimler ve aksaklıklar bu gidişatın ışıltılı dünyasına gölge düşürebilecek? Sanatçılar gerçek anlamda, para dışında bu yeni kulvardan tat alabilecekler mi, hepsini yaşayarak izleyeceğiz... Bu alemin içinden çıkan perspektifteki potansiyel soyut ve gri alanlar saymakla bitmez herhalde...

Tabii ki dünyada sayısız koleksiyoner ve sanatçı bu işlerden özellikle uzak duracak. ‘Bu işler beni ilgilendirmez, ben boyanın dokusunu, fırçanın izlerini, ressamın tavrının pençesini yapıtta görmek istiyorum’ veya ‘Ben rüyasını gördüğüm yapıtı ellerimle oluşturmak istiyorum’ diyecekler. Bir kısmı inatlarından vazgeçecek, bir kısmı ise bu konuda yeminli kalacak, bununla da övünecek, bu şimdiden belli. Sonuç: Antenler açık, şüpheler ayakta, ufuk çizgisi sisli, yağışlı ve gözlerimiz bir adacık aramakla meşgul...

BUGAY’IN ÖYKÜSÜ 10 BİN DOLARA SATILDI

 Zeynep Bugay’ın fantastik tarzda kaleme aldığı kitabı "Proti Adası’nın Esrarı" adlı eserinin içinde yer almayan, ancak tüm seriyi tasarlamasına sebep olan “Anne” isimli ilk öyküsü NFT teknolojisi ile www.rarible.com'da 3 Ethereum'dan (yaklaşık olarak 10 bin 300 dolar) satın alınarak, Türk edebiyat dünyasında dijitalizasyonun kullanımında bir ilk oldu. Bugay'ın kitaptaki Mırmır isimli kedi kahramanın tüm serüvenini tasarlamasını sağlayan, kitaba eklenmemiş, yazarın el yazısıyla 2016 yılında kaleme aldığı "Anne" isimli ilk öykü önce NFT teknolojisi ile dijital olarak teliflendirildi. Eser block zincirinde yer almasının ardından, bir gün gibi kısa bir sürede kripto para birimi olan Ethereum ödenerek satın alındı.