'Olumsuz senaryolara kurumlarımız hazır'

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Avrupa tarafında olabilecek olumsuz senaryolara kurumların hazır olduğunu belirterek, ''Her türlü tedbir, her türlü önlem için yine hükümet olarak hazırız'' dedi.

13 Eylül 2011 Salı, 08:32
Abone Ol google-news

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ''G-20 Emtia Fiyatlarında Dalgalanmalar Konferansı'' sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, ABD ve Avrupa'daki duruma işaret ederek Türkiye olarak bütün olası gelişmelere hazırlıklı olduklarını söyledi. Zaten tedbirlerin alındığını, bu senaryoların birden bire karşılaşılan, umulmadık senaryolar olmadığını belirten Babacan, şöyle konuştu: ''Eğer adımlar atılmazsa bu tür gelişmeler olacağını zaten hep söylüyorduk, uyarıyorduk. Dolayısıyla kurumlarımız olumsuz gelişmelere hazır. Avrupa tarafında olabilecek olumsuz senaryolara kurumlarımız hazır. Her türlü tedbir, her türlü önlem için yine hükümet olarak hazırız. Türkiye, oldukça güçlü bir noktada. Avrupa'da şu anda yaşanan sorunlara bakıyorsunuz. Nedir? Bütçe sorunu bizde yok, borç sorunu bizde yok, bankacılık sorunu bizde yok. Dolayısıyla şu anda bir bakıma neredeyse siyah ile beyaz kadar Türkiye ile Avrupa'nın geri kalanı farklı bir tablo arz etmekte. Orada olup biteceklerden bizim hiç etkilenmememiz gibi bir sonuç da tabii düşünmemek lazım. Çünkü Türkiye ticaret kanalıyla, finans kanalıyla Avrupa ile yoğun ilişkileri olan bir ülke. Ben hep söylüyorum; komşuda bir deprem olduğu zaman bu bizde de hissedilir. Ancak önemli olan bu depreme karşı binamızı sağlamlaştırmaktır. Yani ekonomik yapımızı sağlamlaştırmaktır. Türkiye bunu zamanında yapmıştır. Zamanında ekonomik yapısını, finansal yapısını sağlamlaştırmıştır. Sağlam bir kamu maliyemiz var. Sağlam bir bankacılık sektörümüz var. Merkez Bankamız pek çok ülkenin merkez bankasından daha erken hareket ederek, daha akılcı hareket ederek zamanında tedbirler almaktadır. ''

 

'ABD'de bir tedbir paketi açıkladılar'

Babacan, gazetecilerin sorularını yanıtlarken, resesyon beklentisine ilişkin, dünyada ve Avrupa'da bir durgunluk ihtimali bulunduğunu, ancak olacak ya da olmayacak demek için erken ve bunun bu ülkelerde alınacak kararlara bağlı olduğunu söyledi. Babacan, şunları kaydetti: ''ABD'de bir tedbir paketi açıkladılar. Bunun sonuçlarını göreceğiz. Sonuç verecek mi, vermeyecek mi? Avrupalılar önümüzdeki günlerde, haftalarda ne yapacak? Bunlar önemli. Çünkü şu anda Avrupa ekonomisi açısından kritik günler yaşıyoruz. Bütün bunlara bağlı olarak önümüzdeki dönemde ne olacağını göreceğiz. Ama şu andaki beklentiler, dünya ekonomisi ile ilgili yapılan analizler dünya ekonomisinde bir önceki yıla göre daha yavaş bir döneme girdiğimizi gösteriyor. Şu anda bizim dikkat etmemiz gereken konu; durgunluk ihtimalinin yükseldiği, dolayısıyla şimdiden politikalarımızı buna göre adapte etmemiz. Enflasyon riski görmüyoruz. Enflasyon ile ilgili alanda rahatız. Çünkü hala çıktı açığımız yüksek. 'Çıktı açığı yüksek' diyoruz. Çünkü ekonomimiz büyüyor ama bir yandan da yatırımlar çok hızlı bir şekilde artıyor. Çıktı açığı hala var. Enflasyon noktasında bir problemimiz görünmüyor. Riskler önümüzdeki dönemde enflasyon tarafında değil, tam tersine durgunluk tarafındaki riskler... Onun için bugünden hareket etmemiz gerekiyor.''

2. çeyrekteki büyümeye sevindiklerini, bugünkü politikalarını da geleceğe göre kurguladıklarını belirten Babacan, ''Gelecek de bize dünya ekonomisi ile ilgili pek güzel bir tablo sunmuyor'' dedi.
 

'2012 için henüz bir rakam tespit etmiş değiliz' 

Ali Babacan, bankacılık sektöründeki yüzde 25 sınırının 2012 için de geçerli olup olmayacağına yönelik soru üzerine, gelecek yıl ile ilgili henüz bir rakam tespit etmediklerini, ''Böyle bir sınır koyalım mı koymayalım mı? O konuda da bir karar vermiş değiliz. Bu yıl için yüzde 25'i zaten ulaşacağımız bir rakam olarak görüyoruz. Dolayısıyla banka banka artık bu işin çok üzerinde durmanın gerekli olmadığını düşünüyoruz. Sektör ortalaması zaten yüzde 25'e doğru gidiyor'' diye konuştu.

Reform çalışmalarına da değinen Babacan, şu anda reform yapmak için çok önemli bir fırsat bulunduğunu, Türkiye ve pek çok ülkenin önünde böyle bir fırsat olduğunu, zor şartlarda reformları hızlandırmak ve gerekeni yapmak gerektiğini belirten Babacan, yatırımcıların ''yeni teşvik gelecek'' diye beklememesi gerektiğini, burada geri dönülebileceğini, bu takvimin Haziran, Temmuz 2011 olabileceğini bildirdi.

 

'Korkmamamız, endişe etmememiz lazım'

Babacan, aslında Avrupa'daki sorunların çözülemeyecek sorunlar olmadığını, yapılacakların çok açık ve belli olduğunu, ancak adım atma ve karar alma konusunda irade zayıflığı bulunduğunu ifade etti. Türkiye'deki güçlü irade ve kararlılığın Türkiye'yi Avrupa ülkelerinden ayıran en önemli konulardan biri olduğunu belirten Babacan, ''Biz her türlü senaryoya hazırız. Korkmamamız, endişe etmememiz lazım. Türkiye, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonraki dönemlerde de dünyada olsun Avrupa'da olsun olabilecek dalgalanmalardan en az şekilde etkilenecektir. Kararlılığımızla ve yaptığımız hazırlıklarla yolumuza devam edeceğiz'' şeklinde konuştu.

Başbakan Yardımcısı Babacan, dün açıklanan büyüme rakamlarına ilişkin bir soruyu şöyle yanıtladı: ''Açıklanan rakamlar ikinci çeyrek. Biz bütün hazırlıklarımızı ve politikalarımızı geleceğe dönük yapıyoruz. Dolayısıyla bu geçmişteki, birinci ve ikinci çeyrekteki yüksek büyüme hızları yılın ikinci yarısında devam etmeyecek. Onu burada iyi tespit etmek lazım ve beklentilerimizi de ona göre şimdiden kurgulamak lazım. Bizim bankacılıkla ilgili almış olduğumuz tedbirler sonuç vermekte. Bu yıl sonu itibariyle kur etkisinden arındırdığımız zaman, bankaların kredi hacmindeki artışın yüzde 25 civarında olmasını bekliyoruz. Yani yıl sonu geldiğinde, 31 Aralık 2011 ile 31 Aralık 2010 tarihini mukayese ettiğimiz zaman aradaki artışın, kur etkisinden arındırdıktan sonra baktığımızda yüzde 25 civarında olmasını bekliyoruz. Dolayısıyla tedbirlerimiz sonuç vermiştir. Burada diyeceksiniz ki 'bazı bankalar belki yüzde 25'in altında olacak, bazı bankaların yüzde 25'in üzerinde olacak.' Bu da bu işin tabiatında var. Biz artık bundan sonraki dönemde banka banka nereye gidiyor değil, sektörün ortalamasına bakacağız. Dolayısıyla, sektörün ortalamasına baktığımızda bir sorun görmüyoruz. Gerekirse bundan sonra ilave tedbirler alınabilir, ilave adımlar atılabilir. Bundan sonraki dönem artık risklerin durgunluk tarafında olduğu bir dönem olacak. Yani bizim Kasım'dan diyelim ki Haziran-Temmuz'a kadar uygulamakta olduğumuz politikalarda hem çok hızlı büyüme ve bunun beraberinde gelecek yüksek cari açık endişesi vardı. Politikalarımızı o yönde yürütüyorduk. Bundan sonraki dönemde hızlı bir durgunluk dönemine girme ihtimali ve buna karşı şimdiden ne önlemler alabiliriz, artık bu yönde çalışmalarımızı yoğunlaştırmak durumundayız.''

'2012, dünya ekonomisi açısından çok parlak bir yıl olmayacak'

Ali Babacan, Orta Vadeli Program'ın Eylül sonu, Ekim başı gibi açıklayacaklarını hatırlatarak, 2012 büyüme beklentisine ilişkin bir soru üzerine de, ''2012 için yüzde 5'in altında bir büyüme kimse için sürpriz olmamalı... Çünkü 2012'de dünya ekonomisi açısından çok parlak bir yıl olmayacak. Bizim için önemli olan 2012'yi istikrarlı bir şekilde götürebilmek, güven ortamını koruyabilmek'' dedi.

Merkez Bankası'nın açıklamalarına ilişkin bir soru üzerine de Babacan, merkez bankalarının kurla ilgili beklenti açıklamasının çok alışılmış bir durum olmadığını, normal zamanlarda da olmaması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti: ''Bazen piyasa yön bulamadığı zaman, piyasa oyuncularının kafası çok karmaşıksa merkez bankaları çıkıp 'şöyle olmalı, böyle olmalı' gibi yorumlar yapabiliyor. Burada Merkez Bankamızın dediği, 'Biz para basmıyoruz. Avrupa Merkez Bankası bol bol para basıyor, ABD Merkez Bankası bol bol para basıyor. Çok olanın değeri düşer, daha az olan kıymetli olur. Dolayısıyla orta, uzun vadede TL'nin değerlenmesi para politikasının doğal sonucu olarak karşımıza çıkabilir mi' diye... Öte yandan, cari açığımızın da yüksek olduğunu mutlaka dikkate almak gerekir. Dolayısıyla bu yüksek cari açıkla para politikasındaki sıkı duruş arasında bir denge oluşacaktır. O denge de piyasada kendi yönünü bulacaktır.''

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ABD ve Avrupa'daki sorunlara da değinerek, ''Öyle bir dönemdeyiz ki şu anda Avrupa'da liderler, yönetimdeki siyasi partiler kendi siyasi bekalarından öte kendi ülke ekonomilerini ön planda tutmak zorunda. Her lider, iktidardaki her parti, koalisyon partileri 'Aman bizim kendi siyasi duruşumuzu, kendi siyasi çıkarlarımızı koruyalım, ülkeye ne olursa olsun' der ise bu Avrupa'da daha büyük sorunları beraberinde getirebilir. Hiç kimse artık kendi şahsi siyasi bekasını, ya da hiçbir iktidar partisi kendi bekasını düşünmemeli. Mutlaka o ülke ekonomisi için ne gerekiyorsa yapmalı, bu adımlar atılmalı. Aksi halde olabilecek gelişmeler hepimizin üzüleceği gelişmeler olabilir'' şeklinde konuştu.

 

'G-20'den beklentiler çok yüksek'

Babacan, emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların G-20'nin önemli konularından biri olduğunu belirtti. Ali babacan, özellikle 2008-2009 krizinden sonra G-20'nin dünya genelindeki etkinliğinin arttığını, içinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin, büyük ekonomilerin birbirleriyle koordineli şekilde sorunları halletmesinin, istişare ederek kararlar almasının ve büyük ekonomilerin mümkün olduğunca aynı hedefe doğru sonuç verecek politikalar uygulamasının son derece önem taşıdığını kaydetti.

G-20'den beklentilerin çok yüksek olduğunu ifade eden Babacan, ''Ancak bu yüksek beklentileri karşılayacak ölçüde ortak bir zemin olabildi mi? Bu hala tartışılıyor. Burada daha çok gayret göstermek gerekiyor. Küresel ortak çıkarlar için ortak hareket etmek gerekiyor. Ülkelerin kendi ulusal menfaatleri ile ortak küresel menfaatleri mutlaka bir dengede ele alması gerekiyor'' diye konuştu.

Babacan, Kasım ayında Cannes'da G-20 Zirvesi'nin gerçekleştirileceğini bildirdi. Emtia denilince akla ilk gelen konunun gıda ve enerji olduğunu vurgulayan Babacan, küresel ekonomik krizle beraber kısa bir süre düşüş olsa da dünya ekonomisindeki toparlanmayla beraber pek çok emtia fiyatının kriz öncesi seviyeyi yakaladığı, hatta o seviyeleri geçtiğini, yüksek fiyatların net emtia ithalatçısı ülkelerin satın alma gücünü olumsuz şekilde etkilediğini söyledi.

Özellikle gıda fiyatlarına dikkat çekmek istediğini dile getiren Babacan, geçtiğimiz aylarda Dünya Gıda Fiyatı Endeksi'nin tarihi rekorunu kırdığını, o rekor seviyeye göre bugünlerde bir miktar gevşeme olsa da yine bulundukları mutlak seviye açısından çok yüksek bir noktada yer aldığını, bunun sosyal sonuçlarına bakıldığında pek çok ülkede durumun kaygı verici olduğunu anlattı.

Dünya Bankası'nın hesaplamalarına göre sadece son dönemdeki fiyat artışları nedeniyle dünyada 44 milyon kişinin açlık sınırının altına düştüğünü, bunun gıda fiyatlarında son aylardaki yükselmeden kaynaklandığını ifade eden Babacan, şu anda dünyada 1 milyarın üzerinde kişinin açlık sınırının altında yaşadığını hatırlattı.

Küresel dayanışma

Ali Babacan, küresel dayanışmanın büyük önem arz ettiğine işaret ederek, ''Özellikle açlığın, yoksulluğun yaygın olduğu ülkelere uluslararası yardım, destek programlarının çok daha hedeflenmiş ve yoğunlaştırılmış bir şekilde uygulanması gerekiyor. Dünyada bazı ülkeler sürekli rezerv biriktirirken, bazı ülkelerin ulusal serveti, ulusal fonları hızla artarken öte yandan dünyada fakirliğin, yoksulluğun arttığı bir tablo sürdürülebilir bir tablo değil. Burada mutlaka dayanışma ve yardımlaşmanın önemine dikkat çekmek istiyorum'' şeklinde konuştu.

Enerji konusundaki gelişmelerin küresel ekonomi açısından önem taşıdığını vurgulayan Babacan, petrol fiyatlarının son derece yüksek ve dalgalı seyrettiğini, bir hafta içerisinde yüzde 5-10 gibi aşağı ya da yukarı dalgalanmaların dünya ekonomisindeki hem istikrar arayışının hem ileriye doğru arz ve talepteki belirsizliklerin göstergesi olduğunu söyledi.

Petrol konusunda arz tarafında da önemli risklerin söz konusu olduğunu belirten Babacan, ''Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da yaşanan son gelişmeler ve özellikle petrol üreten ülkeler ya da petrolün taşıma hattı üzerindeki ülkelerle ilgili soru işaretleri ve istikrar noktasındaki zayıflama petrol fiyatlarında dalgalı ve yüksek seyretmesini beraberinde getiriyor'' dedi.
 

Ürün ihtisas borsalarının oluşturulması

Başbakan Yardımcısı Babacan, finansal yatırımcıların toplu şekilde aynı yöne hareketleri nedeniyle emtia ürünlerine büyük miktarlarda fon akımları olmasının bazen fiyatların fiziksel arz-talep koşullarıyla açıklanamayacak seviyelere tırmanmasına yol açarak dalgalanmaları daha da şiddetlendirdiğini belirterek, son 5-6 yıllık dönemde emtialara yönelik yatırımcıların, yatırım enstrümanlarının ve stratejilerinin çeşidinin çok arttığını kaydetti.

Babacan, şunları kaydetti: ''Özellikle emtia endekslerine dayalı enstrümanların ortaya çıkışı, türev piyasalarında denetim ve gözetim eksikliği de göz önüne alındığında bu alanda spekülatif hareketlerin yoğunlaşmasına ve dolayısıyla emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların artmasına da yol açmış durumda. Emtiaya bağlı finansal piyasaların düzenlenmesine ilişkin yeni bir yaklaşımın olması gerektiği de bir gerçek. Aksi takdirde finansal piyasalar spot piyasadaki fiyat dalgalanmalarını daha da artırabilecek ve sistemik risk kaynağı oluşturabilecektir. Bu bakımdan hem spot hem de finansal piyasalarda şeffaflığın artırılması ve piyasa gözetiminin güçlendirilmesi gerekmekte. Ülkemizde emtia piyasalarının gerek spot gerekse finansal ayağının düzenlenmesi konusundaki çalışmaları hızlandırmış bulunmaktayız. Ürün ihtisas borsalarının oluşturulması bizim İstanbul Finans Merkezi projemizini önemli çalışma alanlarından birisi.''

Babacan, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar konusunun uzun vadeli çözümünün sadece belli ülke grupları için değil, tüm ülkeler için fayda sağlayacağını da ifade etti.