'Operasyon bir proje'

Cumhuriyet Ankara Bürosu'nu ziyaret eden Aziz Kocaoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyonu 'bir proje' olarak tanımladı ve "Bugün seçim olsa yüzde 60'ın üzerinde oy alırız" dedi.

29 Aralık 2011 Perşembe, 07:50
Abone Ol google-news

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, belediyeye yönelik operasyonu “proje” olarak nitelendirirken “Bir yerden koordine edilen projenin sonunu, oyunu kuranlar belirleyecek” dedi.

CHP’de “disiplinli çoksesliliğe” gereksinim olduğuna işaret eden Kocaoğlu, “Partili olarak CHP’nin değirmenine su taşıyacaksın. Taşımıyorsan susacaksın. Hiç değilse suyu boşa dökmeyeceksin. Biz çay kaşığıyla topluyoruz, biri geliyor kepçeyle dağıtıyor” diye konuştu. Ankara büromuzu ziyaret eden Aziz Kocaoğlu’nun gündeme ilişkin değerlendirmelerinden öne çıkanlar şöyle:

Oyunu kim kuruyor: Belediyeden şu anda 17 arkadaşımız tutuklu. Bizim bildiğimiz incir çekirdeğini dolduracak bir şey yok. 52 vergi müfettişi gönderdiler. Çocukların hepsi hem vergi mevzuatından hem de belediye mevzuatından bihaberler. İş bilmeyen adam “define” bulduğunu sanıyor. Ancak bu (operasyon) bir proje. Bir yerden koordine ediliyor. Bu oyunu kim kuruyor, bilmiyoruz. Oyunu benim kurmadığım kesin. İpler benim elimde değil. Bu operasyonlar projedir. İzmir, yerel yönetim anlamında Ege Bölgesi demektir CHP açısından. Türkiye’nin belediye anlamında güçlü olduğu yerdir. Sonuçta ikisi bir yerde birleşiyor.

Operasyonların seçim atmosferine etkisi: Bugün seçim olsa yüzde 60’ın üzerine çıkarız. Minimum çizgiyi söylüyorum. Operasyonlara ilişkin iddianamenin zamanlaması falan hiç önemli değil. Ben hedefi yüzde 50 koydum. Ancak adamlar ilk kez İzmir’e gelmişler, yüzde 70 diyorlar. Oradan hareketle biz oyumuzu arttırıp makası açmamıza karşın “kayıplı” çıktık. Diğer adamlar da (AKP) boy boy reklam verdi, İzmir’e teşekkür ettiler. İki de göstermelik temel attılar. Ancak hava kırıldı. Yüzde 60’ın üzerinde oy alırız.

Partinin genel durumu: Partide büyük bir değişim yaşanıyor. Bu değişimin de bir sürü sancıları var. Değişim şarttı. Bu değişim nasıl yönetilir, doğru yönetilir mi, yönetilemez mi, CHP bu süreçten toplanarak, büyüyerek mi çıkar; bu yaşadığımız sürece bağlı. Ancak değişim için bugünkü yönetimi suçlamak doğru değil, bugünkü yönetimin herkes gibi hataları var, ama suçlamak haksızlık olur. Her örgüt gibi CHP örgütüne de taze kan lazım. Siyaset 1980’lerden sonra “adamlarla” gitmeye başladı, esas sorun bu. Doğruya aidiyet değil, adama aidiyetçilik ortaya çıkar. Ben 50 yıldır siyasetle uğraşıyorum, hiç “adamcı” olmadım.

Partide ana omurga olur: Partinin ülke sorunlarını masaya yatırıp, herkesin anlayacağı şekilde çözüm üretip, bunları sürekli işlemesi gerekir. Disiplin içinde çoksesliliği sağlamak gerekir. Biz çoksesliliğe karşı değiliz. Biz sosyal demokrat bir partiyiz. CHP dönemlerindeki en büyük çokseslilik dönemi İnönü döneminde yaşandı. Partide İnönü’ye muhalif olanlar da vardı. Ancak adamlar ön seçime giriyorlardı, aslan gibi seçiliyorlardı. Sonra da geliyordu, inandığı şey neyse savunuyordu. Ancak partinin genel ilkeleri, genel bir duruşu, omurgası var. Kardeşim sen CHP’nin dibine dinamit koyuyorsan git, karşı tarafta hangi partiye adaylığını koyacaksan koy. Ya da bağımsız mı olacaksın, ol. O ayrı. Diyelim ki benim bir fabrikam var. Fabrikamda çalışan bir pazarlama elemanı var. Pazarlama elemanı karşı fabrikanın ürününü satıyor gibi bir şey bu. Siyasete pek uymuyor. Ama kimin değirmenine su taşıyorsun? Sen CHP’nin değirmenine su taşıyacaksın. Taşıyamıyorsan, susacaksın. Hiç değilse suyu boşa dökmeyeceksin. Biz çay kaşığıyla topluyoruz. Biri geliyor kepçeyle dağıtıyor.

Fotoğraf: NECATİ SAVAŞ