Otoriter Demokrasi!

Taha Akyol’un bu kitabında ele aldığı zaman dilimi, 100 yıllık Cumhuriyet tarihimizin tartışmalı bir bölümüdür. Kitapta, İnönü’nün çok partili siyasal yaşama girişiyle ilgili adımlar ve DP’nin kuruluşu belgelere dayanarak, kronolojik bir dizgi içinde inceleniyor. Muhalefet döneminde “partili Cumhurbaşkanlığı sistemi”ne şiddetle karşı olan DP’nin iktidara geldikten sonra bu konuda Anayasal bir girişimde bulunmadığına dikkat çeken Akyol, DP’nin özellikle 1957 seçimlerinden sonra “güç zehirlenmesi” yaşadığını belirtiyor. 1946-1960 dönemine anayasal sistem sorunu açısından bakılan kitapta; Türkiye’nin 1950’de çok partili modele geçtiği fakat “otoriter siyasi kültür” ve “kuvvetler birliği ilkesi” savunuculuğuyla tam demokratik sistemi uygulayamadığı vurgulanıyor.

24 Mayıs 2021 Pazartesi, 00:06
Abone Ol google-news

Taha Akyol, yakın tarihimizle ilgili inceleme niteliğinde kitaplar yayınladı; Ama Hangi Atatürk, Atatürk’ün İhtilâl Hukuku, Bilinmeyen Lozan gibi... Kuvvetler Ayrılığı Olmayınca adını taşıyan bu son kitabında Akyol, çok partili siyasal sisteme girişi başlangıç alarak, 1946-1960 arasındaki 14 yılı inceliyor.

450 sayfadan oluşan kitapta, geniş bir kaynakça verilmiş, ayrıca bir dizin eklenmiş. Konular ve olaylar, Meclis konuşmalarına, basın açıklamalarına ve konu ile ilgili kitaplara gönderme yapılarak inceleniyor. Bu nedenle geniş olarak dipnot kullanılmış. Kuşkusuz bu metodoloji, kitabın bilimselliğine işaret ediyor.

Akyol’un ele aldığı zaman dilimi, 100 yıllık Cumhuriyet tarihimizin tartışmalı bir bölümüdür. Kitapta İnönü’nün çok partili siyasal yaşama girişiyle ilgili adımlar ve DP’nin kuruluşu belgelere dayanarak, kronolojik bir dizgi içinde incelenmektedir.

KUVVETLER ‘BİRLİĞİ’ TEORİSİ!

Kitabın temel düşüncelerinden birisi, “gerekli anayasal değişimler yapılmadan çok partili sisteme” girildiği ve “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin olmayışının “otoriter bir yönetime” yol açtığıdır.

Akyol, bu konuda şu yargıya varıyor:

“1924 Anayasası’nda temel hak ve hürriyetler yer alıyordu ancak bunları güçlü siyasi iktidarlara karşı koruyacak kurumlar yoktu. Kuvvetler ayrılığı yoktu, Anayasa Mahkemesi yoktu, yargı bağımsızlığı yoktu, yargı atamalarını Adalet Bakanı yapardı.

Daha önemlisi, ‘kuvvetler birliği’ teorisi gereğince, milli iradenin Meclis’te ‘tecelli ve temerküz’ ettiği, bu sebeple Meclis’in çıkardığı kanunların anayasaya aykırı sayılamayacağı düşüncesi hâkimdi. Türkiye böyle bir siyasi kültürle ve anayasayla çok partili hayata geçiyordu...” (s.173)

GÜÇ ZEHİRLENMESİ VE CELÂL BAYAR!

Akyol, bu temel düşünce mantığıyla DP’nin de anayasa değişikliği yapmadığını, 1924 Anayasasını aynen yürüttüğünü ancak kuvvetler ayrılığı olmadan gerçek demokrasinin gerçekleşmeyeceğini savunuyor.

1950 seçimlerinin dürüst ve adaletli yapıldığını belirten Akyol, 1950-1954 yıllarının DP için altın yıllar olduğuna işaret ediyor.

1954 seçimlerini yüzde 58,4 oranıyla kazanan ancak seçim yasasındaki adaletsizlik nedeniyle Meclis’te yüzde 93 temsil oranıyla 503 milletvekilliği elde eden DP artık kendinden emindir ancak seçim yasasındaki bu adaletsizliği giderici bir girişimde bulunmayı da düşünmemektedir. Bu konuları anlatan bölüm “Güç Zehirlenmesi” başlığını taşıyor. (s.301-341)

Kitapta; “Basında İspat Hakkı”, “6-7 Eylül Krizi”, “Basına Yeni Baskılar”, “Parti Toplantılarına Yasak”, “Üniversite ve Aydınlara” karşı önlemler gibi konular ele alınıp inceleniyor. (s.342 - 382)

1957 Seçimleri aslında DP için bir göstergedir. Çünkü 1954’teki yüzde 58.4 oy oranı yüzde 47.7’ye düşmüş, sandalye sayısı da 503’ten 424’e gerilemişti. Akyol, bu gelişmeleri de belgelere dayalı olarak incelemektedir. (s.427-483)

PARTİLİ CUMHURBAŞKANI

Akyol, muhalefet döneminde “partili Cumhurbaşkanlığı sistemi”ne şiddetle karşı olan DP’nin iktidara geldikten sonra bu konuda Anayasal bir girişimde bulunmadığını, DP’nin özellikle 1957 seçimlerden sonra “güç zehirlenmesi” yaşadığını belirtiyor.

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar’ın başlangıçtan sona kadar Atatürk’e bağlı olduğunu Meclis Zabıtları ve Bayar’ın konuşmalarıyla açıklayan yazar; Menderes’in duygusal, zaman zaman hırçın ve çelişkili tavırlar aldığını, DP’nin güç zehirlenmesinde birinci unsurun da Celâl Bayar olduğunu belirtiyor. (s.428)

1960’A DOĞRU...

17 Nisan 1960’da, “Tahkikat Komisyonu” kuruluyor. On gün sonra 27 Nisan 1960’da, Komisyon’a gazeteleri kapatma ve kişileri tutuklama yetkileri veriliyor.

28 Nisan 1960’da, İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci olayları başlıyor. Ertesi günü Anayasa hukuku hocası Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, Çankaya’ya davet ediliyor.

Prof. Başgil, olayları analiz ediyor ve Menderes hükümetinin derhal istifa etmesini, CHP’yi de içine alan bir seçim hükümeti kurulmasını, Tahkikat Komisyonu’nun dağıtılmasını sağlayan kanun teklifinin Meclis’e gönderilmesini öneriyor. (s.421)

Bu önerileri Menderes’in yerine getirmek istediğini ancak Bayar’ın bu girişimi engellediğini belirtiyor. (s.422)

Çankaya’daki bu görüşmenin üzerinden bir ay kadar bir zaman geçtikten sonra 26 Mayıs 1960’da, Menderes’in Eskişehir’de, Tahkikat Komisyonu’nun vazifesini bitirdiğini açıkladığını ancak bu yumuşamanın hem çok zayıf hem çok geç olduğunu da belirtiyor. (s.426)

Akyol, kitabının son sözünde, “Kuvvetler ayrılığı olmayınca, kurallar ve kurumlar zayıf olunca kişisel öfke ve ihtiraslar siyasete egemen oluyor” yargısına varıyor. (s.429)

Üç kuvvet, aynı kişide ya da aynı kurumun elinde olursa gücün kötüye kullanılmasının kaçınılmaz olduğu da belirtiliyor.

DERS ALINACAK ANALİZLER

Kitap, 1946-1960 dönemine anayasal sistem sorunu açısından bakmaktadır. Türkiye’nin 1950’de çok partili modele geçtiği fakat “otoriter siyasi kültür” ve “kuvvetler birliği ilkesi” savunuculuğuyla tam demokratik sistemi uygulayamadığı belirtilmektedir.

Muhafazakâr-Liberal Akyol’un kitabı hem anayasa hukuku açısından hem de demokratik geleneklerin yerleşmesi yönünde ders alınacak analizler yapmaktadır.

Türk siyasetinin kızıştığı, yer yer hırçınlaştığı, kutuplaşmanın üst düzeyde seyrettiği bugünlerde Akyol’un kitabının yayımlanması çok anlamlı bir denk geliştir. Öncelikle siyasal aktörlerin, gazetecilerin ve derece derece siyasetle ilgili herkesin okuması ve ders alması gerekli bir kitap niteliğindedir.

Kuvvetler Ayrılığı Olmayınca - Otoriter Demokrasi: 1946-1960 / Taha Akyol / Doğan Kitap / 448 s. / 2021.