'PKK , Bismil’den 50 trilyon lira haraç topladı'

Hüda-Par Diyarbakır İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu pkk ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

08 Mart 2015 Pazar, 20:24
Abone Ol google-news

Hüda-Par İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu ile röportaja başlarken hatırlatıyoruz: Kobani eylemlerinden sonra DTK Eş Başkanı Hatip Dicle ve Hüda- Par yetkilileri arasındaki görüşme dışında HDP ile temasınız oldu mu hiç?

Cevabındaki detay ilginç. “İki yıl önce, partimiz kurulduğunda, ramazan ve kurban bayramlarında, arkadaşlarımız ziyaret için iki kez BDP İl Başkanlığı’nı aradı. Geri dönmediler hiç, biz de arkadaşlarımıza daha aramayın dedik.”

“Lice’de karakolun yanına çadır kurup bayrağı dikmişler. İşadamlarını yargılıyorlar.”

İki saat süren röportajda Tanrıkulu’nun tekrarladığı bir cümle var. “Devlet PKK’yi bizim kadar iyi tanımaz” notuyla anlatıyor: “PKK ve devlet arasında dokunulmazlık anlaşması var. PKK, bu iki yılda, tarihinde olmadığı kadar silahlandı. Dağ kadrosunu yeniledi. Savaştan önce üç bine yakın elemanını Rojava’ya gönderdi. Dağ kadrosu beş bin ise, şu anda il ve ilçelerde 25 bin silahlı elemanı hazır. Bunları devlet biliyor. Mesele burada. PKK militanları ilçelere indi. Asker, kırsalda bunlarla karşılaştığında, görmezden geliyor.

Mesela Lice’yi söyleyeyim. Lice’deki karakolun yanında çadır kurmuşlar. Bayrağını da dikmiş. Çadırı mahkeme olarak kullanıyorlar. İşadamlarını yargılıyorlar. Sadece Lice’de değil, Bismil’de de var. Yine Bismil ilçemizde 120’ye yakın tüccar ve işadamından 50 trilyona yakın haraç alınmış. Sadece Bismil’de, 2014’te PKK tarafından toplanan haraçlar, bunlar. Daha vahim şeyler var. PKK’ye yakın, §başkanlık düzeyinde olan bir kişinin dayısına ceza kesildiğini de biliyoruz.”

 

Haraç vermeden otlatma yasak

Soruyoruz; sözleriniz, yereldeki kimi gazetecilerden “herkes biliyor ama kimse konuşmuyor” notuyla duyduğumuz iddiaları hatırlatıyor. Kırsalda çobandan “Kürdistan’ın ormanından faydalanıyorsun” denerek keçi başına 20 lira vergi istendiği de söylentiler arasında. Ancak bunlar şehir efsanesinden öteye geçmiyor. Neden? Tanrıkulu’na göre bu iddia yeni değil. “Bakın Kulpluyum ben. Kulp ve Lice arasında ormanlıklar vardır. Orada hayvan otlatmak yasak. Ya haraç vereceksin ya otlatamazsın. Bu yeni bir şey değil.

İnsanlar neden bunları konuşmaz; korkarlar. Haraç almalar ciddi biçimde arttı, gerçek bu. Mesela Huzurevleri’nde, Suriçi’nde, Bağlar’ın ve Yenişehir’in bazı mahallelerinde geceleri eylem var. Kimlik kontrolü yapılıyor, yol kesiliyor, taşlı saldırılar var” diyor. Kobani olaylarından sonra Vali ve Emniyet Müdürü ile görüştüğünü belirtip, “Onlar, ne olduğunu hepimizden daha iyi biliyor” vurgusunu da ihmal etmiyor.

Olaylara, emniyet güçlerinin geç müdahale ettiği tespitiyle anlatıyor: “Mesela Dicle ilçemizin temsilcisi yerel seçimlerden sonra PKK tarafından kaçırıldı. Temsilcimizi, beş gün, Dicle’de PKK’nin kampı var, orada tutuyorlar. Siyaset yapmak istiyorsan HDP’ye gireceksin diyorlar. Basın açıklamalarımızla arkadaşımızı bırakmak zorunda kaldılar...

“Dicle’de PKK’nin kampı var” sözü nedeniyle araya giriyoruz; kamptan kastınız nedir? “PKK’nin bölge bölge askeri kampları var. Sadece Dicle’de değil, her yerde var. Belediye de güzel bir hizmet yapmış, kampa beş kilometre kalana dek yol asfaltlanmıştır. Bunu asker, devlet, polis, halk, herkes biliyor” diyor.

 

Hizbullah-PKK anlaşma yapmalı

Tanrıkulu, “Seçim öncesi Hizbullah-PKK arasındaki gerginlik artabilir mi?” sorusunu “Biz seçim çalışmalarımızı her yerde yapacağız. Hiç kimsenin seçim çalışmasına da engel olmayız. Defalarca açıklama yaptık. Çatışma istemiyoruz. 300’e yakın saldırıya uğradık. Failleri yakalamayan devlet suçludur. Nasıl PKK ile devlet arasında çatışmasızlık anlaşması var. Hizbullah ile PKK, HDP ile Hüda-Par arasında böyle resmi anlaşma olmalı.

Hüda-Par’ın haziran seçimlerine bağımsız adaylarla girmesi bekleniyor. Tanrıkulu “Diyarbakır’dan bir milletvekili çıkarırız” diyor. Dolmabahçe açıklamasına “10 madde Kürt kamuoyunu tatmin etmez, müzakereler şeffaf olmalı” eleştirisini getiriyor. “Tabanınız Öcalan’a ev hapsi şıkkına nasıl bakar?” sorusu üzerine “Garipsemeyiz, işi sadece Öcalan’a indirgemek yanlış” diyor. Tabanlarının hükümet-cemaat çatışmasına bakışını şöyle aktarıyor: “12 yıl ülkeyi beraber yönettiler. AK Parti’nin otoriterleşmesinde en büyük pay paralelindir. Ortada yolsuzluk da, hükümeti düşürmeye yönelik teşebbüs de var.”