Postmodern bir kahraman!

Armağan Tunaboylu kendi deyişiyle “postmodern bir kahraman” diye tanımladığı Metin Çakır’ın mizahla şiddetin iç içe geçtiği maceralarından sonra çok farklı bir dünyanın kapılarını aralıyor. İntikam, kendi adaletini sağlama, miras, aşk gibi katmanlı ve tartışmalı temalara sahip ve sıradan insanların sıradan yaşamlarındaki cinai taraflarını gösteren Cinai Tuhaflıklar (Oğlak Yayınları) yetkin bir polisiye.

18 Mart 2021 Perşembe, 00:02
Abone Ol google-news

Polisiye öykü yazmanın roman yazmaktan farklı zorlukları olduğunu söylemeliyim. Polisiye öykü yazarı, roman yazarına göre hem atmosferi kurmak hem de iyi bir kurgu geliştirmek için daha sınırlı bir alanda hareket etmek zorundadır. Karakterlerden olay örgüsüne, mekânların tasvirinden kullanılan dile kadar yazarı sınırlaması olası birçok unsur sırada bekler.

En önemlisi ise, işlenen suçu failin bulunmasına değin süreç boyunca muamma ve gizemden azat olmayacak şekilde yapılandırmak roman tasarımına göre çok daha çetin bir kurgusal beceri gerektirir.

Bu zorluklara karşın polisiye öykü yazmanın yazara sağladığı kazanımları da görmezden gelemeyiz.

Bu göreve soyunan bir yazar anlatmak, hesaplaşmak istediği birçok konuyu ele alabilir ve üstelik bunu yaparken olayları dallanıp budaklandırmadan, ayrıntılarda boğulmadan, karakterleri fazla derinleştirmeden hikâyesini anlatır.

DÜŞTÜYSE VUR, DÜŞMEDİYSE KAÇ!

Armağan Tunaboylu da kendi deyişiyle “postmodern bir kahraman” diye tanımladığı Metin Çakır’ın kahramanlık ettiği romanlardan sonra cinai öyküler kaleme alarak bu kulvarda da emin adımlarla yürüyeceğini gösteriyor.

Anımsarsak Metin Çakır karakteri, İstanbul’un en ücra köşesinde bir muhabbet tellâlıdır. Metin’in yaşamı kendinden küçükleri ezmek, büyüklere yaltaklanmakla geçmektedir.

Fakat fırsatını bulur, punduna getirirse yaltaklanırken içten içe nefret ettiği büyüklerin arkasından dolap çevirmekten de geri kalmaz.

Sokağın kurallarını iyi bilir, “düştüyse öldürene kadar vur, düşmediyse kaç” tek ilkesidir. Sportmenlik ve centilmenlik yanından bile geçmez. Buna karşın bir anda bir nedenden zırıl zırıl ağlayabilecek kadar duygusaldır!

İşte böylesi bir anti kahramanın mizahla şiddetin iç içe geçtiği maceralarından sonra Tunaboylu, yalın dilin gücünden de destekle çok farklı bir dünyanın kapılarını aralıyor. Bu kapıdan geçen okuru merakta bırakmayı başarırken, tekinsiz hale soktuğu mekânları heyecanı sürdürmede başarıyla kullanıyor.

MEZARLIKTAN YALIYA!

Ürkütücülüğüyle kahramanından rol çalan Feriköy Mezarlığı’ndan Şile’deki korkunç mağaraya, iskelesinden denize düşenin akıntıya kapılarak kaybolacağı Boğaz’daki yalıdan Sarıyer sırtlarındaki ıssız lüks villaya, bodrum katlarından, Çatalca’daki arazilere birçok mekân öykülere ev sahipliği yapıyor.

Öykülerden bir ‘Ay Katili’nde kimsenin karşılaşmak istemeyeceği, kurbanların göğüslerine bıçakla hangi ayda öldürdüğünü yazan psikopat bir katilin kim olduğunu öğreniyoruz… ‘Yarım Kalan Film’de bazı şeylerin hafızalardan hiç silinmediğini anlıyoruz… ‘Pijama Partisi’nde rastlantıların insanların başına en olmadık işler açabileceğine tanık oluyoruz…

‘Hayri Amca’nın Karanlık Dünyası’nda yaşlı adamın ne dolaplar çevirdiğini sadece biz merak etmiyoruz… ‘Yanlış Ölüm’de tongaya düşen bir kiralık katili okuyoruz… ‘Tonga’da sert, sinirli ve mesleğine bağlı bir komiserin bir türlü kapatamadığı dosyanın başına ne işler açtığını izliyoruz…

İntikam, kendi adaletini sağlama, miras, aşk gibi katmanlı ve tartışmalı temalara sahip ve sıradan insanların sıradan yaşamlarındaki cinai taraflarını gösteren Cinai Tuhaflıklar yetkin bir polisiye.