"Saldırı haberini alan hükümet vekillerini göndermedi"

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, AKP'li milletvekillerinin Gazze'ye yardım götüren gemiye parti yönetimden izin çıkmadığı için gidemediğini belirtti.

04 Haziran 2010 Cuma, 09:37
Abone Ol google-news

TBMM'de basın toplantısı düzeyen CHP'li Kart, Deniz Feneri'nde kayıt dışı yapılanmanın devam ettiğini, delillerin ise hükümet tarafından karartıldığını iddia etti. Deniz Feneri'yle ilgili olarak 12. ayda verdiği soru önergesine Adalet, Maliye ve İçişleri Bakanlarından 5 ay sonra yanıt geldiğini belirten Kart, "Her 3 bakanın verdiği cevaplar; eksik, yanlış ve gerçeğe aykırıdır. Her 3 bakan da işbirliği içinde karartma yapmıştır" dedi.
 

"Adalet, maliye ve içişleri bakanı yalan beyanda bulundu"

İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçiliğinin hazırlamış olduğu 34 sayfalık raporun içeriği ve gereklerinin çarpıtıldığını ileri süren Kart, şöyle dedi:

"Her 3 bakan da gerçekleri gizleyerek, saptırarak yalan beyanda bulunmuşlardır. Hükümeti oluşturan kadroların, Deniz Feneri'ndeki karanlık ilişkiler ile illiyeti vardır. Hiyerarşik bir şekilde çıkar ilişkiler örgütlenmesi vardır. Bu sebeple, Deniz Feneri hükümet tarafından tüzel kimlik olarak himaye edilmektedir. Hükümet, illiyeti ortaya çıkaracak delillere doğrudan müdahale etmekte ve delilleri karartmaktadır."

"Mahkumlar ile başbakan arasında organik bağlantı varlığını gösteren bulgular mı söz konusu?"

Ortaya çıkan gerçekler karşısında cevaplandırılması gereken sorular olduğuna dikkat çeken Kart, şu soruları yöneltti:

"Deniz Feneri Derneği'nin, hizmet ve mal alımlarında serbest rekabeti ihlal ettiği, 2 trilyona ulaşan alımların bile yönetim kurulu kayıt kararlarına intikal etmediği, bu durumun kamu yararı statüsünden çıkarılmayı gerektirdiği sabit olmasına ve bu durum raporda da belirtilmiş olmasına rağmen, İçişleri Bakanı olarak görevinizi neden yapmıyorsunuz? Görevinizi neden suistimal ediyorsunuz?

Bağışların kat kat üstünde harcama yapıldığı sabit olduğuna, bu durum başlı başına sahte evrak düzenlenmesi anlamına geldiğine göre, Adalet ve İçişleri Bakanı olarak bunların idari ve adli gereğini neden yapmıyorsunuz?

Bu kayıtlarda, Deniz Feneri mâhkumları ve şüphelileri ile AKP yöneticileri-Başbakan arasında organik bağlantının varlığını gösteren bulgular mı söz konusudur? Bundan mı çekiniyorsunuz."

"AKP'nin üst düzey kadrolarının da içinde bulunduğu bir çıkar örgütlenmesi hareketiyle karşı karşıyayız" diye konuşan Kart, "Her 3 bakan ve hükümet, Deniz Feneri'ndeki kirli ve karanlık ilişkileri himaye ettikleri, idari ve adli süreci engelledikleri için suç ortağı konumundadırlar" dedi.
 

"AKP Filistin davasının temsilcisi olamaz"

CHP'li Kart, AKP'nin, Filistin davasının temsilcisi olamayacağını da belirterek, "Örgütlü ve haksız çıkar yapılanması içinde olanlar, Oferler'e, İsrail Enerji bakanlarına Türkiye'nin enerji kaynaklarını, Kuşadası Limanı'nı, Galataport'u ve mayınlı arazileri, Tüpraş hisselerini gece yarısı pazarlayanlar, Filistin davasının temsilcisi olamazlar. Bu zihniyetin bir misyonu vardır; Türkiye'yi dikta yönetimine götürmek" diye konuştu.
 

"Müessif gelişmelerden hükümetin öngörüsü ortaya çıkıyor"

Bir basın mensubunun, AKP'li bazı milletvekillerinin Gazze'ye yardım götüren gemiye parti yönetiminden izin çıkmadığı için gidemedikleri yönündeki haberleri hatırlatması üzerine Kart, şöyle dedi:

"Daha evvel o girişimin Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerinin iştirakiyle yapıldığını biliyoruz. Burada aslında tabii, bunun anlamı şudur; hükümetin ortaya çıkan müessif gelişmelerden aslında bir öngörüsünün bulunduğu, bu noktada kendisine, hükümet kaynaklarına bilgilerin geldiği ortaya çıkıyor. Bu gerçekten çok vahim bir durum. Bu bilgiler yani İsrail'in, İsrail kaynaklarını bu yardım filosuna, yardım gemilerine baskın yapacağı, fiili durum yaratacağı noktasında gerekli bilgiler ulaşmış olmasına rağmen hükümetin bir taraftan AKP'li milletvekillerinin gidişini engellediği, ama bir taraftan da o yardım filosunu korumaya yönelik olarak üstüne düşen görevi yapmadığı ortaya çıkıyor. Hükümetin bütün bu süreci başka amaçlarla, başka siyasi amaçlarla, hamaset yoluyla kullanmayı hedeflediği, bu yardım girişimini amacı dışında siyaseten istismar etmek istediği ortaya çıkıyor, bunun anlamı budur."