Salgın hastalık uzmanı Dr. Syra Madad, "Dünya virüsten kurtulacak"

Uzmanlar, Covid-19 ile ilgili tüm merak edilen soruları ‘Virüse Karşı Yarış’ adlı belgeselde yanıtlıyor. Belgesel yarın 19.55’te DMAX’te ekrana gelecek. Belgeselde yer alan uzmanlardan Dr. Syra Madad ile salgını ve aşıyı konuştuk.

13 Mart 2021 Cumartesi, 03:54
Salgın hastalık uzmanı Dr. Syra Madad,
Abone Ol google-news

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisini durdurmak için yürütülen küresel aşı çalışmaları, modern tarihin bilimsel başarısı olarak adından söz ettirecek mi? Aşı nasıl geliştiriliyor, güvenliği nasıl sağlanıyor? Uzmanlar tüm bunları “Virüse Karşı Yarış” adlı belgeselde yanıtlıyor. Belgesel yarın 19.55’te DMAX’te, 28 Mart’ta ise saat 22.50’de Discovery Channel’da gösterilecek.

Bu uzmanlardan Dr. Syra Madad sadece Cumhuriyet’e konuştu.

Dünyaca tanınan bir epidemiyolog olan doktor Syra Madad, pek çok akademik çalışmasının, araştırmalarının yanı sıra New York City & Hospitals sağlık kurumunda özel patojenler bölümünde kıdemli direktör olarak görev alıyor. 

Madad, Amerikalı bir patojen hazırlığı uzmanı ve bulaşıcı hastalık epidemiyoloğu. Aynı zamanda NYC Health + Hospitals’ta sistem genelindeki özel patojenler programının kıdemli direktörü ve New York City’nin 11 hastanesinde koronavirüs hastalığı pandemisini denetleyen yönetici liderlik ekibinden...

Madad ile tüm merak edilen soruları konuştuk.

BELGESEL IŞIK TUTACAK

- İlk olarak, “Belgeselden çıkardığınız dersler nedir” diye sormak isterim.

Belgeselde, aşının Covid-19’u yendiğini görüyoruz. Öte yandan belgesel birçok farklı konuya da ışık tutacak. Öncelikle işbirliğinin ve nasıl bir krizle mücadele ettiğimizin bilincinde olmak gerçekten önemli; rekor denilebilecek kadar kısa bir süre içerisinde güvenilir ve etkili bir aşı geliştirebilmek için güçlerimizi birleştiriyoruz. Bilimsellikten uzaklaşmadan, kestirmeden gitmeye çalışmadan yolumuza devam ediyor ve nihayetinde salgını bitirecek o güvenilir, etkili aşıyı elde ediyoruz. Belgeselde, ayrıca gönüllülerin bu güvenilir ve etkili aşının elde edilmesi yolunda ne kadar önemli bir katkıda bulunduğunu görüyoruz.

- Peki, aşının nasıl geliştiğini yani tüm bu süreçleri de görebilecek miyiz?

Evet, bir Covid-19 aşısı geliştirmek için neler yapıldığına ve bu aşının nasıl ortaya çıktığına da şahitlik ediyoruz. Ayrıca belgeselde dünyanın her yerinde şu anda ve gelecekte aşıya sahip olma gereksiniminin önemini açıkça görebiliyoruz. Sonuç olarak aşı, virüsten kurtulma stratejimizin bir parçası. Güvenilir ve etkili bir aşı olmadığı sürece, bu virüsten kurtulmamız mümkün değil. Hem çok kısa zamanda hem de usulüne uygun şekilde geliştirerek tamamen güvenilir ve etkili bir aşı elde edebilmek, başlı başına büyük bir bilimsel başarı.

VİRÜS DOĞAL KAYNAKLI MI?

- Covid-19 virüsü nasıl ortaya çıktı? Bir bilim insanı olarak bu virüsün insan üretimi bir virüs olduğu söylentilerine ne diyorsunuz?

Virüsün doğal kaynaklı olduğu konusunda artık karara varıldı diye düşünüyorum. Bu konuda bize yardımcı olabilecek, virüsün kesinlikle insan üretimi olmadığına ya da laboratuvardan sızdırılmış bir virüs olmadığına dair birçok çalışma var. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü bünyesinde çalışan ve hâlâ bu virüsün kökenini araştıran ekipler de var.

- “Soru işaretleri tamamen ortadan kalktı” diyebilir miyiz peki?

Kendi açımdan baktığımda, virüsün doğal yollardan ortaya çıktığını belirten çalışmalar beni daha çok rahatlatıp memnun ediyor. Ben şahsen, bu virüsün art niyetle ya da kötü amaçlar için oluşturulduğunu ya da bilinçli olarak kullanıldığını düşünmüyorum. Bu nedenle virüsün doğal yolla ortaya çıktığını doğrulayan bilgiler gelmeye devam ettikçe açıkçası kendimizi daha iyi hissedebiliyor, bu soru işaretini ortadan kaldırmaya bir adım daha yaklaşıyoruz.

- Çin, vatandaşlarını aşıladı mı yoksa (duyulmuyor) farklı bir yöntem mi kullandı?

Çin hükümeti kendi Covid-19 aşılarını üretiyor. Kullandıkları bu aşılar güvenli ve etkili gözüküyor. Baktığınızda, aşıların birçok farklı ülkede de kullanıldığını görüyorsunuz. Çoğu ülke ya kendi geliştirdiği ya da çeşitli ticari işbirliği faaliyetleri sonucu edindiği Covid-19 aşılarını kullanıyor.

Bu noktada, önemli bir hususa parmak basmak durumundayız. Refah seviyesi yüksek ülkelere baktığınızda, mesela Amerika gibi ülke nüfusunun iki katına yetecek kadar aşımız var. Kanada, İngiltere, Avustralya ve Brezilya’nın da aynı şekilde aşı siparişi verdiğini görmek mümkün. Bazı ülkeler, diğerlerden daha çok aşı sipariş ediyor elbette. Bugüne kadar zannediyorum ki 100 civarında ülke Covid-19 aşılama programlarına şimdiden başlamış durumda.

AŞIDA REKOR GELİŞME

- Kısa sürede aşı geliştirebilmek ve bu aşıyı insanlarda uygulamak mümkün mü?

Kesinlikle. Yani, sonuç olarak şu an geldiğimiz noktada bunun gerçekleştiğini görebiliyoruz. Farklı birçok Covid-19 aşısının, rekor denilebilecek kadar kısa bir sürede geliştirildiğine şahit oluyoruz. Bu noktada, Amerika’da yaşayan birisi olarak, burada üretilen aşıların uzun yıllardır çalışılıp kurulan birtakım süreçlerden geçerek geliştirildiğini, aşıların güvenliğini, etkinliğini doğrulamak adına belli düzenlemelerin hayata geçirildiğini ve bu ürünlerin piyasaya sürülen son hallerinin salgını yenme yolunda bizlere yardımcı olacağını kesin olarak söyleyebilirim.

Amerika’da, bir aşı geliştirileceği zaman karşınıza ciddi ve önemli bir süreç çıkar. Bu süreçte ince eleyip sık dokumanız gerekiyor. Sonuç olarak, geliştirdiğiniz bu ürünü insanlar üzerinde kullanacaksınız. Her aşamada çok daha dikkatli olmanız gerekiyor, çünkü bu aşıyı sağlıklı insanlara uyguluyorsunuz. Bu durum, hasta insanlar için ilaç geliştirmekle aynı şey değil. Olaya bu gözle baktığınızda, bu aşıların düzenlemeye tabi tutulması, geliştirilmesi gibi aşamalar aslında bir hayli katı ve titiz bir yaklaşımla tamamlanıyor. Mesela insanlar genellikle hız konusuna takılabiliyor. Yani “Bu aşı nasıl bu kadar kısa sürede geliştirildi?” gibi bir soru işareti oluşabiliyor; fakat konu mRNA aşıları olduğunda bu aşıların yıllardır sürdürülen araştırmalara dayandırıldığı, oldukça kullanışlı olduğu ve geliştirdiğimiz prototip mRNA aşıları konusunda bu araştırmalara sonuna kadar güvenebileceğimiz gibi gerçekler mevcut.

GÜVENİRLİLİK...

- O zaman sıfırdan başlanmış olmuyor zaten... 

Öyle, dolayısıyla burada sıfırdan başlamak gibi bir durum söz konusu değil. Son yıllarda başlangıç fazlarını hızlandırmak için belirli bir temel oluşturmak amacıyla çok sayıda araştırma ve bilimsel çalışma yürütüldü. Biz, inanılmaz sayılarda ve oldukça kısa bir sürede elde ettiğimiz bir aşıdan bahsediyoruz burada. Bu, aynı zamanda finansal risk almak demektir; eşzamanlı klinik deneyler yapılmış demektir. Bu noktada, harcayacağınız zamanı kısaltacak ve aşı geliştirme sürecinize hız kazandıracak yollar var ama buna rağmen süreci eksiksiz biçimde tamamladığınızdan da emin olacaksınız. Burada yaptığınız işte esas olan güvenilirliktir. Elbette ürününüz düzenlemelere tabi tutulmalı, içeriden ve dışarıdan kişiler bu ürünü veriler ışığında değerlendirmeli, faaliyetiniz farklı yaklaşımları benimseyen çok sayıda kaynakla desteklenmelidir.

‘AŞININ HERKESE ULAŞMASI 2022’Yİ BULACAK’

- Aşının herkese yani tüm dünyaya ulaşması bu yıl mümkün görünüyor mu?

Covid-19 aşısını herkese ulaştırmamız, muhtemelen 2022 yılını bulacak. Aşının tüm dünyaya dağıtılması vakit alacaktır. Salgının bir anda buharlaşıp yok olmasını bekleyemeyiz; elbette virüsün yok olması belli bir zaman alacak. Bu gerçeği bilerek ona göre hareket etmemiz gerekiyor.

- Diğer yandan aşıların yan etkilerine ilişkin çeşitli söylentiler dolaşıyor. Bu konuda bizi biraz aydınlatabilir misiniz?

Covid-19 aşıları ve yan etkileri konusunda, özellikle de anafilaksi (alerjik şok ya da yapılan aşıya karşı aşırı duyarlılık) konusuna yoğunlaşalım. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) tarafından aktarılan en güncel verilere göre anafilaksi, Moderna aşısı uygulanan kişilerde 1 milyon dozda 2.5 oranında vakada görülüyor ve bu oran Pfizer aşısı içinse 1 milyon dozda 4.7 düzeyinde kalıyor. Bu oranlar ciddi anlamda düşük. Herhangi bir ciddi yan etki veya anafilaksi söz konusu olduğunda, bu durumların çok kısa bir süre içerisinde ortaya çıkacağını, bu süre içinde tıbbi destek alabileceğinizi ifade etmem gerek. Yani aşıların çoğunun başarılı sonuçlara ulaştığını söyleyebilirim.

Genel olarak konuşmam gerekirse, diğer aşılarla ve tedavilerle kıyaslandığında bu yan etkilerin ciddi sorunlar oluşturacak kadar yüksek veya kaygı verici olduğunu düşünmüyorum. Zaten kimlerin Covid-19 aşısı olmaması gerektiğine yönelik bilgilendirme yazıları mevcut. Bu kişiler, kendi tıbbi geçmişlerine bakılarak belirleniyor, ama bu nedenle aşıların güvenilir ve etkili olduğu kanaatindeyim. Ayrıca aşılanacak kişi, kendi tıbbi geçmişini düşünerek herhangi bir endişe duyuyorsa, kendisi bu konuyu aşı olacağı yerdeki yetkililerle karşılıklı olarak değerlendirmelidir.

AŞI PASAPORTU...

- Son olarak, gerçekten her yıl aşılanmamız gerekip gerekmediğini sormak istiyorum. Ayrıca son zamanlarda aşı pasaportuyla ilgili haberler çıkıyor. Sizce aşı pasaportu, kişisel verilerin ihlal edilmesine yol açabilir mi?

Aşı pasaportu konusunda bazı alengirli durumlar söz konusu; fakat biliyoruz ki bir insanın aşılama işlemi tamamlanmışsa, açıkçası bu kişinin aşılanmamış kişilere nazaran bir nevi güç sahibi olabileceğini söyleyebilirim. Aşıların fazlasıyla etkili olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak aşılanmış insanların birçok şiddetli etkiden korunabileceği aşikâr; yani bu insanların hastalığın şiddetli seyreden hallerinden, hastaneye yatma ve tedavi görme gerekliliğinden, hatta ve hatta ölümden bile korunabileceğini söyleyebiliriz. Demek istediğim, herhangi bir pasaporttan veya benzeri bir belgeden bahsedeceksek, bence bu tarz şeyleri her yönüyle irdelemeli ve bu konulara daha soğukkanlı şekilde eğilmeliyiz. Açıkçası, bu pasaportların önümüzdeki dönemlerde karşımıza çıkmaya devam edeceğini düşünüyorum. Sonuç olarak aşılanmış bireyler, aşılanmamış kişilere veya henüz Covid-19 geçirmemiş ve bu yolla doğal bağışıklık kazanmamış insanlara göre daha özgür olacaklar.

‘COVİD-19 BİR SÜRE DAHA BİZİMLE’

- Salgın sona erecek mi?

Bu özel durumun bir süre daha devam edeceğini düşünüyorum. “Bir süre” dediğimde bu salgının bitmeyeceği gibi bir düşüncenin ortaya çıkmasını istemem; bu salgın kesinlikle sona erecek. Gidişat ve süre her ülke, her bölge için farklı olacak. Sonuçta bu gibi şeyler verilere dayalı bir durum değil. Hangi ülkede bulunduğunuz fark etmez; tam bir netlikle “Bu salgını 2021’in yazında veya sonbaharında bitireceğiz” diyemiyoruz.

Tekrar söyleyeyim: Meselenin büyük bölümü verilere dayalı olarak ilerliyor. Olay, aslında virüsün toplum içinde yayılmasıyla, aşılama oranlarınızın yüksek olmasını sağlamakla ve hastanelerde yatan korona hastalarının ölüm vakalarının sayısını azaltmakla alakalı. Seyir raporlarının durumu ya da bu salgının bittiğini açıklamaya benzer bir girişimde bulunabileceğiniz tarih gibi meseleleri değerlendirmenin çok fazla ölçütü söz konusu. Hususi olarak salgının ne zaman biteceği gibi bir soru soruyorsak, bilmemiz gereken şu ki Covid-19 bir süre daha bizimle olacak. Koronavirüsün şaşırtıcı ve ani etkiler yarattığını, her yerde farklı sorunlara yol açtığını görmeye devam edeceğiz; fakat bu sorunların, önceden baş etmek zorunda kaldığımız tıbbi sorunlardan herhangi bir farkı yok. Geçmişte de böyle sıkıntılarla uğraştık ve bir şekilde yaşamaya devam ettik. Aşılarımızı olarak yaşamaya devam etmeyi öğreneceğiz. Her yıl Covid-19 aşısı olmaya yönelik meseleleri içselleştireceğiz. Aşıların insanları ne kadar süreyle koruduğuna ilişkin bilgilerimiz artmaya devam ediyor; dolayısıyla bu durumun olasılık dışı olduğunu düşünmüyorum.

- Covid-19 aşısı olduktan sonra ek bir aşı gerekecek mi?

Şu an için elimizde olan bilgilere göre aşılar, bir ya da iki yıl içinde her yere ulaşmış olacak. Ek aşılamanız tamamlandıktan sonra bir aşı daha olmanız gerekebilir. Bence bu konuların birçoğu hâlâ değerlendiriliyor. Bu meselelerin tamamı, aslında şu an içinde bulunduğumuz durumun bir parçası. Yani, ben bu konuda hâlâ çözdük bitti gibi bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bu konuyu ele alırken aslında şunun farkına varmamız gerekiyor: Bu salgının sahip olduğu tek sürekli değişken, bizatihi değişimdir. Dolayısıyla inişli çıkışlı bir gidişat içinde yer alacağımızı biliyoruz. Geçmişteki örneklerden mevsimsel grip gibi, yine istikrarlı şekilde devam eden bir aşılama programını oturtmamız gerekiyor. Edineceğimiz bilgiler arttıkça bu sorulara vereceğimiz cevaplar daha net hale gelecek ve önümüzdeki tablo, daha da netleşecektir diye düşünüyorum.