Seçmen grevde

Fransa’da yerel seçimlerin ikinci turunda da koronavirüs önlemleri dikkat çekti. Sandığa ilgi tarihi düşüşteydi.

01 Temmuz 2020 Çarşamba, 02:00
Abone Ol google-news

ANNE CÉCILE ROBERT (*)

Fransa’da 2020 yerel seçimleri özellikle katılım oranın çok düşük seviyesiyle gündemde. Seçmenlerin sadece yüzde 40’ı sandığa gitti. Bu, Beşinci Cumhuriyet’in 1958’de kuruluşundan bu yana kaydedilen en düşük oran oldu. Bazı yorumcular vatandaşların sandıktan kaçışını koranavirüs korkusunun açıkladığına inanıyor. Salgın, bu düşük katılım oranını kısmen açıklayabilse de bu kesinlikle temel neden değil. 

Fransız demokrasisi neredeyse yirmi yıldır derin bir kriz sürecinden geçiyor: 2002’de, ilk kez aşırı sağ, Jean-Marie le Pen’in şahsında, Jacques Chirac tarafından ciddi bir yenilgiye uğramadan önce cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna kaldı. 2005 yılında, seçmenlerin yüzde 55’i parlamenterlerin yüzde 96’sının onayladığı Avrupa Anayasa Antlaşması’nı reddetti ve temsilciler ile temsil edilenler arasında giderek artan mesafeyi ortaya koydu.

EYLEMLER ŞİDDETLE BASTIRILDI

2017’de cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda, dört aday arasındaki oy farkı yalnızca on binlerle ifade edildi. Sonuç olarak Emmanuel Macron, seçimin ikinci turunu Mayıs 2017’de kayıtlı seçmen oylarının sadece yüzde 47’si ile kazandı. Haziran 2017’de genel seçimler başkanlık partisine ezici bir çoğunluk sağladı, ancak Beşinci Cumhuriyet’te ilk kez sandığa gitmeyen seçmen sayısı katılım oranından daha yüksekti. 

Yasamadan sorumlu mevcut Millet Meclisi azınlık bir seçmen tarafından seçildi. 2019’da siyasi partiler, sendikalar veya dernekler dışında doğan Sarı Yelekliler hareketi, özellikle işçi sınıfı mahallelerinde, küçük kasabalarda ve kırsal alanlarda nüfusun büyük bir kısmının acısını ortaya çıkardı. Doğası, ölçeği ve süresi itibarıyla ilk defa oluşan bu hareket, hükümet tarafından kitlesel polis gücü kullanılarak şiddetle bastırıldı. Onlarca insan güvenlik güçleri tarafından sakatlandı; gözlerini kaybedenler, elleri parçalananlar, her türlü vahşete maruz kalanlar...

TEMEL ÖZGÜRLÜĞE KISITLAMA

2015 ve 2016 yıllarında Paris ve Nice’i kana bulayan saldırılardan sonra kabul edilen olağanüstü hâl yasaları, idari makamların belirli yerlerde gösterileri yasaklamasına ve aynı zamanda insanların gösterilere katılımlarını engellemek maksadıyla güçlendirildi. Gerçek bir yargı kontrolünden muaf tutularak uygulanan bu temel özgürlükler kısıtlaması, insan hakları ve kamu özgürlüklerini savunan derneklerin protesto gösterilerine yol açtı. 

Fransız Anayasası, cumhurbaşkanına gerçekte karşılığı olmayan çok kapsamlı bir yetki veriyor: Millet Meclisi cumhurbaşkanıyla aynı siyasi gruptan olan başkanlık çoğunluğu tarafından denetleniyor ve cumhurbaşkanının yetkileri hükümet tarafından çerçeveleniyor. Günümüzde kolektif müzakereye daha açık ve yasama ile yürütme arasında daha dengeli bir kurumsal rejim isteyen ve sayıları giderek artan vatandaşlar tarafından eleştirilen bu anayasa, tartışmasız Batı dünyasındaki en otoriter anayasa.

Bu kurumsal ve siyasi kriz ortamında, geçen pazar akşamı açıklanan yerel seçimlerin sonuçları hakkında yapılan yorumlar gülünç görünüyor. Birileri kentleri kazanmış olabilirler ve yerel yönetim sorumluluklarına erişebilirler. Ancak zaferlerini seçmenlerin sadece bir azınlığına borçlular. Bu nedenle ve özellikle de 2022 cumhurbaşkanlığı seçimleri açısından bu oylamadan genel tahliller yapmak risk taşır. Bazı yorumcular Sarı Yelekliler hareketi gösterilerinin tekrarı haberini duyururken Eylül 2020’de yeni eğitim yılı başlangıcının hangi sosyal koşullar altında gerçekleşeceğini tahmin etmek de çok zor görünüyor.

(*) Gazeteci, Le Monde diplomatique Dış Yayınlar Müdürü.