"Sel risk haritaları çıkarılsın"

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetim Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, öncelikle yapılması gereken şeyin, Türkiye'nin sel risk haritalarının yeniden çıkarılması olduğunu söyledi.

11 Eylül 2009 Cuma, 08:12
Abone Ol google-news

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetim Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, sellerin meydana gelmesinin birinci nedeninin, aşırı yağışların yeryüzünde denize dökülürken insan yapımı herhangi bir şeyle karşılaşması olduğunu söyledi.

''İstanbul'daki aşırı yağışlar, derelerden denize ulaşmış olmaydı, sel afete dönüşmeyecekti. Bu yüzden aşırı yağışlar doğanın eseri. Bu aşırı yağışların sele dönüşmesi de insanın eseridir'' diyen Kadıoğlu, ''Seller, can alır, doğaya zarar verir, kimyasal maddelerin etrafa saçılmasına neden olur, sel suyunun getirdiği bazı maddeler binaları kaplar. Sel suyuna saplanan hayvanların ve araçların ekonomik olarak etkileri vardır'' dedi.

Aynı büyüklükte bir selin, şehir merkezinde, günün ortasında, yolun kalabalık olduğu saatlerde yaşanması halinde daha büyük kayıplara yol açabileceğini ifade eden Kadıoğlu, ''Bugün bu kayıp kötü ama bundan daha kötüsü de olabilirdi. En büyük sel veya afet, bundan daha kötüsü olamaz diye düşünmemek lazım. Daha da kötüsü olabilir. Bunun için tedbirli ve dikkatli olmak gerekir'' diye konuştu.

Binaların yer seçimine çok dikkat edilmesi gerektiğini belirten Kadıoğlu, ''Ezbere yer seçimi, merkezlere tatil sitelerinin kurulması, menfezlerin, köprülerin ezbere yapılması bütün bunlar tabii ki bize daha sonradan afet olarak geri dönüyor'' dedi.


"Sel, dünyada ayrı ayrı dikkate alınır"

''Yaşam tarzı, plansız ve programsız yerleşmelerin, dere yataklarının işgal edilmesi, kuru derelerin dere sayılmaması, dere yatağının içine, kıyısına bina yapılması bizim için afetlere büyük bir davetiye çıkarıyor'' diyen Kadıoğlu, şunları kaydetti:
''Dünyada sel yatakları yönetimi kavramı diye bir kavram vardır ve bu kavram selleri zaman bakımından yavaş, hızlı ve ani gelişen diye 3'e ayırır. Dünyada seller oluştuğu yere göre 5'e ayrılır. Taşkın seller, dere ve nehir selleri, kuru vadi selleri, şehir selleri, kıyı ve baraj selleri. Biz Türkiye'de sadece, dere ve nehir sellerini biliyoruz. Dünyada 5 çeşit sel, ayrı ayrı dikkate alınır. Dünyada bütün yerel yönetimlerin elinde, sel yatakları, dere yatakları, sel tehlike bölgesi haritaları vardır. Bir yerde ruhsat verileceği zaman, ona bakılarak verilir ruhsatlar.''


"Türkiye'de sel tehlike haritası yok"

Prof. Dr. Kadıoğlu, Türkiye'de sel yatakları ve sel tehlike haritalarının olmadığını, yerel yönetimlerin ruhsat verirken buna dikkat etmediğini öne sürdü.

Meteoroloji sel uyarısı yaptığı zaman, yerel yönetimlerin sel tehlike haritası olmadığı için nereyi su basacağını bilemediğini iddia eden Kadıoğlu, şunları kaydetti:
''O yüzden uyarılar ve ihbarlar çok genel yapılıyor, şehre yönelik yapılıyor. Kimin selden etkileneceği, sel ortaya çıkınca, selden etkilenince belli oluyor. Bunlar da sel öncesi müdahaleleri engellemiş oluyor. Öncelikle yapılması gereken şey Türkiye'nin sel risk haritalarının yeniden çıkarılmasıdır.

Sel yatakları haritası belirledikten sonra, sel yatağındaki binaların, fabrikaların, risk azaltma planı dahilinde belli bir süreç içinde buradan kaldırılması gerekiyor. Yoksa sele müdahale etmek, herkese yetişmek mümkün değil.''


Türkiye'de yağış rejimi

Kadıoğlu, Türkiye'de Mart-Nisan-Eylül-Ekim aylarının gök gürültülü sağanak yağışların çok olduğu aylar olduğunu belirtti.

Bu aylarda yağışları yapan bulutların kule şeklinde dikey bulutlar olduğunu, tabanlarının küçük ama yüksekliklerinin büyük olduğunu ifade eden Kadıoğlu, ''Belli bir yerde toprak yağışa doymuşsa ve toprak suyu alamadığı zaman, yağış beton ve asfalt gibi yüzeylerde aktığında toprak suyu ememez. Bu akışa geçen su, denize ulaşmaya çalışırken önünde bir yol varsa, yol menfezleri yetersizse su altında kalır. Bir bina yapılmışsa bir afet tehlikesi olabilir'' dedi.

Türkiye'de kuru derelerin çoğunun kapatıldığını, bataklıkların kurutulduğunu, buraların tatil sitesi gibi yerlere dönüştürüldüğünü anlatan Kadıoğlu, şunları dile getirdi:
''Bütün bunlar, bu sorunların belli başlı nedenleri. Yani selin nedenini yerde aramak gerekiyor, ama iklim değişikliği de bir gerçek. 2000'li yıllarda, 1961'li yıllara göre meteorolojik afetlerin sayısında 3 kat bir artış var. Meteorolojik afetler, küresel ısınmayla daha da artıyor. Bir an önce sel master planının hazırlanması, sel yataklarının, sel bölgelerinin belirlenmesi, buraların yerleşime açılmaması, yerleşime açık olan yerlerin arındırılması, bu bölgelerin sel yataklarının mümkün olduğu kadar yeşil alan olarak kullanılması son derece önemli.''