Sendikalara güvensizliğin arttığını belirten Prof. Kudyukin, yol haritasını çizdi

Geleneksel sendikaların devlete ve işveren derneklerine bağımlı olduğunu belirten Kudyukin’e göre, kesin tedavi hükümetten ve işverenden bağımsız sendikalar kurulmalı. Sendika nihilizmi tedavi edilmeli.

13 Şubat 2020 Perşembe, 02:00
Sendikalara güvensizliğin arttığını belirten Prof. Kudyukin, yol haritasını çizdi
Abone Ol google-news

Geleneksel sendikaların devlete ve işveren derneklerine bağımlı olduğunu belirten Kudyukin’e göre, kesin tedavi hükümetten ve işverenden bağımsız sendikalar kurulmalı. Sendika nihilizmi tedavi edilmeli.

Dünyanın işçileri bazı ülkelerde sosyal adalet, bazı ülkelerde asgari ücretlerin yükseltilmesi, bazılarında da henüz kuralları oluşmamış, ultra esnek çalışma koşullarından etkilenmemek için sendikal örgütlenmelerle bir araya geliyor. 

Kuruluş yıldönümünü bu yıl bir dizi etkinlikle kutlayacak Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) davetlisi olarak Türkiye’ye gelen yabancı sendika temsilcilerinden öğreniyoruz ki sendikal hareketin güçlendiği ülkeler kadar bizim gibi sorunlar yaşayan ülkeler de söz konusu. DİSK Uluslararası İlişkiler Müdürü Kıvanç Eliaçık’ın yardımıyla ulaştığımız sendika temsilcilerinin görüşleri, Türkiye işçi sınıfına da ışık tutacak nitelikte.

BASKI ARTTI

Rusya’da kamu hizmetleri için her geçen yıl daha az bütçe tahsis edilirken, nüfusun sağlık ve eğitim gereksinimlerinin arttığını anlatan Rusya Emek Konfederasyonu (KTR) Genel Başkan Yardımcısı Pavel Kudyukin, bu zıtlıkların çalışma koşullarını keskin şekilde kötüleştirdiğinin altını çizdi. 

KTR’nin faaliyetlerinin bazı yasal ve sosyal zorluklarla karşı karşıya olduğunu anlatan Kudyukin, “Rusya’da örgütlenme özgürlüğü, yasalar ve işverenler tarafından sürekli ihlal ediliyor. Çünkü herkes işçilerin birlikte hareket etmesinden korkuyor. İşçi haklarını korumak için en etkili yöntem şüphesiz grev. Ancak, iş kanunu grev hakkını karmaşık uygulamalarla kullanılmaz hale getiriyor. Örgütlenmeye çalışan işçiler her zaman baskı altında. Bağımsız sendikalara yönelik baskılar ve ayrımcılık sistematik hale gelmiş ve sıradanlaştı” dedi.

SENDİKA NİHİLİZMİ GELİŞTİ

Geleneksel sendikaların devlete ve işveren derneklerine bağımlı olduğunun altını çizen Kudyukin, bu ilişkilerin, işçilerin çoğunda sendikalara yönelik bir güvensizlik yarattığını, bu durumu da “sendika nihilizmi” olarak adlandırabileceğini dile getirdi. “Bu hastalığa tutulan işçiler, sendikaların işçi haklarının korunmasındaki rolünü inkâr ediyorlar. Bireysel kurtuluş peşinde koşuyorlar, hatta iş arkadaşlarına karşı düşmanlık besliyorlar” değerlendirmesini yapan Kudyukin, çare olarak da şunları sıraladı:

“Kesin tedavi hükümetten ve işverenlerden bağımsız, işçilerin doğrudan yönettiği sendikaların kurulması ve güçlenmesi. İşçilerin, bireysel veya toplu iş uyuşmazlıklarına anında müdahale edebilecekleri bir donanım kazanması için çalışıyoruz. Yerel işçi önderleri işçi haklarını korumak için toplu eylem düzenlemeyi öğrenmeli. İşyeri komiteleri ve yerel komiteler aracılığıyla haklarını savunan eğitimli bir işçi hareketi yaratmaya çalışıyoruz.”

GÜVENCESİZ İŞÇİLER ÖRGÜTLENİYOR

- Mikyung Ryu, Kore Sendikalar Konfederasyonu KCTU Uluslararası İlişkiler Müdürü

Kore’de hâlâ sendika kurmanın, üye olmanın önünde ciddi engeller var. Kendisini emek dostu olarak tanımlayan yeni hükümet bile ILO’nun temel sözleşmelerini henüz onaylamadı. “Ultra esnek” çalışma biçimleri nedeniyle her geçen gün daha fazla işçi, temel haklarından mahrum bırakılıyor. Pek çok işçi artık işçi statüsünde sayılmıyor. Ücretli çalışan herkesin temel işçi haklarından faydalanması gerektiğini savunuyoruz. 2017 yılındaki “Mum Işığı Hareketi”nin ardından demokrasi ve işçi düşmanı cumhurbaşkanının yargılanması sağlayan halk kitleleri işyerlerinde de demokrasi talep etmeye başladı. Bunun bir sonucu olarak çoğu genç, kadın ve güvencesiz işçilerden oluşan yaklaşık 300 bin kadar yeni üyeye ulaştık.

YENİ MODEL ŞART

- Ricardo PeIdro, CTA-A (Arjantin Bağımsız İşçi Konfederasyonu) Genel Sekreteri

Sokak eylemleri medya tekellerinin gücünü etkisizleştirmek ve sesimizi duyurmak için ilk adım.

İşçi sınıfının yoksullaşmasına son vermek için zenginlerin ekonomideki ayrıcalığına son veren yeni bir ekonomik model inşa etmeliyiz.

Arjantin’de son 4 yılda neo-liberal bir hükümet programı uygulandı. Seçildikleri ilk günden itibaren karşı çıktık. CTA-A ve diğer dost kurumlarımızın bu muhalefete katkısı kitlesel protestolar ve grevler düzenlemek oldu. Maaşların iyileştirilmesi, servet dağılımındaki eşitsizliğin azaltılması ve açlığa karşı mücadele önümüzdeki en önemli görevler. Bu ihtiyaçlarımızın karşılanması için devletin ekonomide öncü bir rol üstlenmesi gerekiyor. Yeni hükümetin politikalarından umutluyuz. Biz şimdi bu trajik dönemi kapatıyoruz ve farklı önceliklere sahip yeni bir dönemi açıyoruz. Hedefimiz işçi sınıfının, ülke içerisinde gerilemesine son vermek. Bunun için zenginlerin ekonomideki ayrıcalığına son veren yeni bir ekonomik model inşa etmeliyiz.