Sessiz mi, sözsüz mü? Necdet Neydim'in yazısı...

Kitap türlerine isim koyarken onların kimliklerini yok etmemek gerekir. Seslendirilmiş kitaba sesli yazılı metni olmayan kitaba sessiz demek onları değersizleştirme anlamına gelir. Çocuklar için hazırlanan ve onların dilsel estetik gelişimini sağlayan kitaba sessiz demeyin! Sessiz kitap olmaz kitabın sesi kısılmaz! Çocuk o sesi bulur.

19 Şubat 2021 Cuma, 00:21
Abone Ol google-news

Bethoven’in “Silence” isimli bestesini dinlediniz mi? Bu yazının tadını çıkarmak için lütfen dinleyin! Hatta Chopin’in “Spring Walz”ını (İlkbahar Valsi) ya da Neyzen’den saba, hicaz, nihavend ney taksimini de eksik etmeyin.

Bu müzikleri dinlerken sessizlik midir duyumsadığınız, yoksa sesi duyar ve düş dünyanızda oluşan bir öyküyü mü görürüsünüz sizi sıcacık kuşatan?

TABLOLARIN SESİNİ DUYAR MISINIZ?

Ya da bir sanat kitabı alın elinize ve oradan Van Gogh tablolarını bulun. Mavi kırmızı ve sarıyı iç dünyanızda tasarlayın. Ne zaman sıcak, ne zaman öfke dolu, ne zaman kaygılı, bir düşleyin.

“Buğday Tarlası ve Kargalar” tablosunda kargaların sesini duyacaksınız başakların rüzgârda hışırtısını. Ama dahası Van Gogh’un kargalardan korkup delirişini hayal edebileceksiniz.

Mavi kimi tablolarında öylesine sıcaktır ki o maviye dalmak gelir içinizden ya da bazılarında sizi dehşete düşüren bir mavi sarıverir öfkeyle. Hele Picasso’nun Guernica’sında savaşın çığlıklarını duymanız işten bile değildir.

Müziği dinlerken, tablolara bakarken sizi yönlendiren tek bir sözcük yoktur oysa. Size nasıl düşüneceğinizi, neyi nasıl anlayacağınızı anlatan yazılı bir metin yoktur karşınızda.

Sadece notalardır sizi düş kurmaya taşıyan ya da tabloya egemen renkler, figürler ve onların sizde uyandırdığı duygular. Ne güzeldir değil mi, metnini sizin kurguladığınız bir öykü?

KİTAP SESSİZ MİDİR?

Yakın tarih, sözü olmayan (yazısız) kitap denemeleriyle doludur. Bu çalışmalardaki en temel amaç, görsele dayanan bir metin oluşturabilmektir ve elbette görsel metin okurunu dilselleştirmelidir eğer amacına ulaşmak istiyorsa.

Eski gazeteleri karıştıranlar iki tür karikatürle karşılaşırlar. Yazısı olan, yazısız olan. Eğer yazı varsa bu durumda çizer okurunu bir konuda yönlendiriyor demektir.

Ama eğer yazı yoksa bu durumda okur çizerin imgelerini ve göndermelerini anlamak durumundadır.

O zaman okurdan yorumlama becerisi beklenir. Bu da onun kültürel art alanının güçlü olmasını gerektirir. Bu güç onun metni yorumlayıp anlamasını ve bir metin oluşturmasını beraberinde getirecektir.

İşte bu durumda biz içinde yazı olan görseli “sesli”, olmayanı “sessiz” diye mi tanımlayacağız? Bu durumda güftesi olan müziği sesli olmayanı sessiz diye tanımlayabilir miyiz?

Birinde söz vardır ve anlam okura bırakılmamıştır; diğerinde söz yoktur ve okur imgelerden yola çıkarak dilediğince (onu belirleyen kültürel alan çerçevesinde) kendi metnini oluşturacaktır. Her iki türlü metin vardır.

“SILENCE” TEK BAŞINA SESSİZLİK İÇERMEZ!

O zaman niye sözlükte ilk bulduğunuz karşılığı koyarsınız ki? İşitme engelli çocuklar için işaret diline çevrilen kitaplardaki öfke, korku, sevinç, çığlık gibi duygular bu süreçte seslerini mi kaybederler yoksa sadece anlatım biçimlerini mi?

İşaret dili çevirisinde bizim duyduğumuz sesleri onlara götüremeyecek miyiz? Onlar bu sesleri, bu duyguları hiç mi duyumsayamayacaklar ve hayatlarında tanımını bulamayacaklar.

Yaşamın gerçeğine bakarsak onlar tüm bu duyguları kendi dillerinde sesletebiliyorlar. Duyamayan sadece biziz. Duymak için görmemiz gerekiyor.

GÖRSEL YA DA MELODİK METNİN DİLİ VAR MIDIR?

Müziğin, resmin, illüstrasyonun dili elbette vardır. Asıl mesele bizim o dili bilip bilmediğimizdir.

Notalara yüklenen anlamı çözemezsek müziğin metnini, renklere figürlere yüklenen anlamı bulamazsak resmin dilini, illüstratörün görsel kurgusundaki sevinci, korkuyu, umudu ve tümüne yansıttığı yaşamı bütünleştiremezsek oradaki öyküyü çözümleyemeyiz.

Oysa bunu en iyi çocuk yapar. Onu bırakırsanız sizi şaşkınlıklara düşürecek metinleri size anlatır.

SESLİ KİTAP MI, SESLENDİRİLMİŞ KİTAP MI?

Piyasada sesli kitap olarak pazarlanan kitapların kitap formatında ve sesli olduğunu söylemiyoruz sanırım, bu tanımı yaparken.

Kitabın, bir okuyucu tarafından seslendirilip bir cihaza (kaset, CD v.s) kaydedilmesini kastediyoruz. Bu durumda yapılan eylem seslendirmedir ve sonuç ise seslendirilip kaydedilmiş kitaptır.

Şunu da söyleyebiliriz: Okul öncesi bir çocuk kitabında var olan hayvanların seslerini o hayvanın üstüne basınca çıkartan cihaz vardır.

Böyle olan kitaba sesli kitap mı demek durumundayız? Onlara kitap formatında oyuncaklar kısaca “oyuncak kitap” desek nasıl olur? İster ses çıkarır, isterse içinden figürler çıkar.

KÜTÜPHANELER, SÖZSÜZ VE SESLENDİRİLMİŞ KİTAPLAR

Türkiye bu konuda son yıllarda oldukça olumlu gelişmeler gösterdi. Seslendirilmiş kitaplar çoğalırken (ünlü sanatçıların bu konuda katkısı da çok önemli) sözsüz kitapların basımının aynı hızla olduğunu söylemek mümkün olmasa da yine de olumlu gelişmeler olduğunu söyleyebiliriz.

Birkaç örnek ele alacak olursak “, Kar Fırtınası’ında (Richard Johnson / Bilgi Yayınevi) doğanın masalsılığını: Kâğıttan Şehir’de (Nazlı Tahvili / Redhouse Kidz) küçük bir kızın her şeyi kâğıttan kurgulayıp kendine yarattığı dünyayı anlatıyor.

Behiç Ak’ın, Doğum Günü Hediyesi kitabı (Can Yayınları) Sözsüz kitapta önemli bir yerli örnek. Behiç Ak’ın yukarda değindiğimiz gibi kendini karikatürle ifade edebilme gücü bu kitapta belirgin biçimde ortaya çıkıyor.

VAZGEÇİLMEZ DİLEK: SÖZSÜZ KİTAP

Çizer bu türde önceliklidir. Yazarın değil çizerin öncelenmesi gerekir. Çizerlerin bu tür kitap denemelerini bağımsız biçimde yapmaları kendilerini daha sonra görünür kılmaları sanırım onları özgürleştirecektir.

Özgün ve özgü bir tutkuyla hazırlanması gereken bu kitapların çocuk edebiyatı dizgemizde sanatsal ürünler olarak çoğalması ve çocukların görsel estetik duygularının gelişimine ve dilselleşmelerine katkı yapması ve yayın dünyasının da bu kitaplara “sözsüz kitap” demesi içten dileğimizdir.