Sınırın iki yanı da ‘savaş alanı’...

Kobani’de IŞİD-YPG çatışırken Suruç’ta göstericilere müdahale edildi.

29 Eylül 2014 Pazartesi, 22:17
Abone Ol google-news

Başka ne söylesek boş… HDP’nin Kobani’ye yönelik IŞİD saldırısına karşı kamuoyu oluşturmak üzere dün düzenlemek istediği Suruç’taki miting ve yürüyüş mümkün olamadı. Lakin sınırın iki tarafında da bir hayli ‘silahlar konuştu’. Polisin gazları, eylemcilerin taşları, IŞİD’in havan topları ve top ateşi… Türkiye sınırına düşen IŞİD top mermileri Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır boyu tanklarını konuşlandırmasına sebep olurken, Genelkurmay’ın “angajman kuralları” çerçevesinde yanıt verildiği açıklaması bölgedeki kimseye kâfi gelmedi. Türkiye’nin yanıtının içeriği bilinmiyor. Oluşan algı da şu: “Türkiye’nin angajman kuralları IŞİD’e çalışmıyor”…

‘Bu da bizim Çanakkalemiz’…

Miting nedeniyle emniyet birimleri sabahtan itibaren Suruç’ta yoğun güvenlik önlemleri aldı. Merkezde kepenklerin çoğu kapatılırken her yer çevik kuvvet, TOMA ve Akrep’lerle doluydu. Sınır boyuncajandarma güçleri sevk edilmişti. Pek çok insan için Suruç’tan Mürşitpınar’a uzanan 10 km’ye yakın ana yolda Atmanek köyü mevkiinden öteye geçmek mümkün olmadı. Gruplar halinde güçlükle bölgeye gelenler öfkeliydi. Kimisi Van’dan, kimisi Diyarbakır’dan ücra köy yollarından gelenler daha onlarca aracın yollarda olduğunu aktardılar. İçlerinden birisi tepkisini “Biz IŞİD’e desteğe gidiyoruz ya!” diyerek dile getiriyordu. Kimisi, “Türkiye’nin amacı Kobani’nin düşmesi. Böylece önlerinde engel kalmayacak” derken, kimisi de “Çanakkale’de beraber savaştık. Türk halkı anlasın, burası da bizim Çanakkalemiz”diyordu. Bir Suruçlu, AKP’yi kastederek hayıflanıyordu: “Suruç’tan bunlara 20 bin oy çıktı. Bu olanlarda onların da payı var. Erdoğan yüzde 52 oy aldıkça bu halk kuzudur.”

İl Jandarma Alay komutanı Albay Selman Kömürcü bir ara kalabalıkta konuştu, güvenlik sorununa işaret edip itidal telkin etti; “Bizi farklı görmeyin. Biz sizin jandarmanızız” dedi. Ancak sınıra yürümekte kararlı kitle Suruç-Mürşitpınar yolunun sol tarafındaki Atmanek ve Maaser köyleri arasındaki açıklık alana yöneldi. Amaçları insan zinciri oluşturup sınıra ilerlemekti. Mümkün olmadı. Jandarma ve polis geçit vermedi. Sürekli, “Çok tehlikeli, bölgede patlamamış mayın da olabilir, eyleme son verin” ikazları yapıldı. 15 dakika içinde iki havan topunun yakınlara düşmesi ikazları ‘doğrular’ nitelikteydi. Ancak kitle içinden insanların, “Bizi korkutmak için kendileri atıyorlar” yorumları, yine algıyı ortaya seriyordu. Vekiller ortalığı yatıştırdı Kürt milletvekilleri ve siyasilerinin bölgeye gelmesiyle gerilim bir nebze yatıştı. Ahmet Türk, Hasip Kaplan, Osman Baydemir bir süre grupla konuştu. Türk, yaptığı açıklamada, Kürt halkının “sınırları kaldırarak Suruç ve Kobani’yi birleştirdiğini” söyleyerek “Artık sınırların bir anlamı olmadığını görüyoruz” dedi. Kürtlerin sadece kendileri için değil, bütün Ortadoğu halkları için de mücadele ettiğini belirten Türk, “IŞİD’in saldırıları karşısında Türkiye’nin suskun kalmasını tarih unutmayacak ve bu Türkiye tarihinde bir kara sayfa olarak yer alacak” ifadelerini kullandı. Türk, yaşananları “çözüm sürecinde bir kırılma noktası” diye niteledi ve bir Arap atasözünü anımsattı:

“Basra yıkıldıktan sonra hiçbir şeyin bir anlamı kalmıyor.”

Siyasilerin jandarma ve Emniyet yetkilileriyle görüşmesi ortamı bir nebze teskin etti. Onların gidişleriyle de eylemin biteceği kanaati oluştu. Medyanın konuşlandığı Mürşitpınar yolunun sağ tarafındaki tepeye döndükten 15 dakika sonra ise ‘kıyamet kopuverdi’. Önce 15 dakika içinde Kobani’nin merkezinde iki büyük havan topu patladı, dumanlar yükseldi. Askeri mevzularda deneyimli gazeteci arkadaşlar ‘siyah duman’ çıkıyorsa top mermisi, ‘beyaz duman’ çıkıyorsa havan topu olduğunu söylediler. Velhasıl, Kobani’ye bakalım derken, yolun sol tarafındaki eylem alanının üzerinden de gözyaşartıcı gaz bulutları yükselmekteydi.

Meydan muharebesi

Artık sınırın iki tarafı da ‘savaş alanı’ olmuştu… Basının bulunduğu alan da azade kalmadı. Eylemciler emniyet güçlerine taşlar, kimi yerlerde kaldırabildikleri kayaları fırlatırken, polis hepimizi ‘gaza boğdu’… Yüzüm gözüm alev alacak hale gelirken, eş dostun bulunduğu bir araçla bir ara bölgeden uzaklaştım. Biraz kendime geldiğimde polis ve Suruç’a sürülmeye çalışılan kitle arasında bir ‘meydan muharebesi’ yaşandığını gördüm. İşte tam da bu ‘meydan muharebesinin’ yaşandığı yerin yakınına 15-20 dakika sonra IŞİD top mermisi düştü. Tepemizden uçarak… Yarım saat sonra bu kez Türk Silahlı Kuvvetleri, 30’a yakın tank ve zırhlı aracı aynı alan ve yakınındaki üç tepeye yayarak pozisyon aldı. Namlularının ucunu Kobani’ye doğru çevirdiler. Çalışır halde durmaları dikkat çekiciydi.

Mermi yolu

Savaş muhabiri filan değilim, öyle
silahtan toptan tüfekten de her normal
insan gibi korkarım. Nasıl olduysa,
çalışır vaziyetteki tanklarının dibine
gidebildim. Elbette görevli asker
gelip bizleri “Can güvenliğiniz tehlikede,
mermi yolu üzerindesiniz” diyerek
uzaklaştırdı. “Mermi yolu” tabirini
de ilk kez duymuş oldum. Karşı
tarafta, tankı, topu olanların kim
olduğu malumken, alanda kalanlar
Türkiye’nin meşhur “angajman kurallarını”
tartışmaktaydı...