Soma'da katliam ‘bağıra bağıra’ gelmiş!

Soma’daki iş cinayetinin Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davasında, alınmayan önlemlerle katliamın “bağıra bağıra” geldiği ortaya çıkıyor.

21 Nisan 2015 Salı, 11:12
Abone Ol google-news
 Davanın bugünkü duruşmasında dinlenen tutuksuz sanıklardan vardiya mühendisi  Fahri Pancar, ocakta dinamit atışlarının nasıl yapıldığını anlattı. Her dinamit atışında “emniyetçi” olmadığını, havanın durumunu kendilerinin anladığını söyledi. Atıştan 5 dakika sonra çalışmaya başladıklarını dile getirdi. Son zamanlarda sıcak kömür çıktığını kaydetti. Çalıştığı süre boyunca hiç gaz maskesi takmadığını, bakım yapılmadığını vurguladı.

Diğer mühendis Hilmi Karakoç, madende hiç tatbikat yapılmadığını dile getirirken, emniyet teknikeri Serhat Dinç’in ifadeleri, madendeki değer ölçümlerinin insan sağlığından ziyade üretimin kesilmemesine yönelik olduğunu ortaya koydu. Facia tarihine yaklaşan günlerde değerlerin alarm  düzeyinde olduğunu, ancak sensörlerden gelen verilerin dikkate alınmadığını ortaya çıkardı. Bir gaz sensörünün 12 saat boyunca 50 ppm’nin üzerine olmasının normal olmadığını kabul eden ancak ölçüm defterine bu verilerin işlenmediği belirten Dinç, “Ölçüm defterleri emirlere göre dolduruluyor. Vardiya amirim söyler, ben de gaz ölçüm defterini doldururum. Çalışma sırasında ölçüm yapmıyoruz, vardiya aralarında veri alıyoruz” diye konuştu. Faciadan 5 gün önce olayın gerçekleştiği bölgeyi emekleyerek geçtiğini anlatan Dinç, “Sıcaklık vardı. Tavanda göçmeler vardı. Bir tek ben geçtim, başka kimse yoktu. O kadar sıcaktı ki revir kapılarına gidene kadar halsiz düştüm” dedi. Dinç, olayın nasıl gerçekleştiğini şirket müdürü Akın Çelik çözemediyse kendilerinin çözmesinin mümkün olmadığını ileri sürdü.

KOPYACI ŞİRKET

İş güvenliğinden sorumlu vardiya teknikeri Mehmet Uçkun’un ifadesi, şirketin gaz ölçüm defterinde “kopya çektiğini” mahkeme kayıtlarına geçirdi. Olaydan sonra “hafıza kaybı” yaşadığını da ileri süren Uçkun, mahkeme başkanının soruları üzerine, madenin her yerinde değerlerin eşit olamayacağını söyledi. Ancak deftere neden aynı değerlerin yazıldığını açıklayamadı. Önceki günlerdeki değerlerin aynen taşınmış olabileceği konusunda da hafızasına yenik düştü.

Vardiya mühendislerinden Saltuk Alp Demir’in savunmasında sıcak kömürler için “Daha büyük bir olay yaşanmaması için alınıyordu” demesi, duruşma salonundaki madenci ailelerini ayağa kaldırdı. Aileler, ölen 301 kişiyi anımsatarak “Daha büyük ne olabilirdi?” diye sordu.

İş güvenliğinden sorumlu vardiya teknikeri Serdar Günay’ın şirketi korumaya yönelik ifadeleri madenci ailelerini çileden çıkardı. İfade veren mağdur aileleri ve maden çalışanlarını da “Bazı arkadaşlar amirlere gıcık olduğundan yalan ifade vermiş” sözleri üzerine duruşma salonu hareketlendi. Madenci yakınları, “Devam edin, Ramazan Doğru sizi ne kadar koruyabilecek bakalım?” diye bağırdı. Diğer sanık ifadelerinin tersine gaz maskelerinin denetiminin yapıldığını öne süren Günay, risk yönetimiyle ilgili soruya da “Risk yoktu ki” diye yanıtlayınca, salondan “Vicdan var mı?” sorusu yükseldi.
Öte yandan sanık avukatlarının duruşmanın kapalı yapılması ya da başka bir kente alınması yöndeki taleplerine tepkiler, dün de sürdü. Madenci ailelerinin tepkisinin haklı olduğunu vurgulayan duruşmayı izleyen siyasilerden CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, bunun hukuki olsa bile “meşru” olmayacağını kaydetti. Özel, “Soma davası Antartika’ya da taşınsa, aileler adına takip edeceğiz” diye konuştu.