Sonbahardan önce canlı etkinlik yok

İKSV Genel Müdürü Görgün Taner: “Milyonlarca takipçimizle dijitalde buluşuyoruz, etkileşim içinde kalıyoruz. Evde kalan sanatseverlere İKSV hesaplarını takip etmelerini öneririm”

27 Nisan 2020 Pazartesi, 06:00
Sonbahardan önce canlı etkinlik yok
Abone Ol google-news

Benim gibi kültür sanat tutkunu olanların uzun yıllardır İstanbul’dan ayrılıp tatile gitmek için İstanbul Kültür Sanat Vakfı, İKSV’nin festivallerinin bitmesini bekleme döneminden ne zaman kavuşulacağını bilememe dönemine geçildi. Koronavirüs, 15 Temmuz kalkışmasından bile beter etkiledi kültür sanat yaşamını. O zaman bile Caz Festivali’ni kapalı mekânlarda izlemeye devam etmiştik! Şimdi biz evlerde karantinada, kültür sanat dijitalde! Bu kriz, sanatçıları da, bizim gibi onları izlemeyi, dinlemeyi özleyenleri de, bu işin organizasyonunu yapanları da çok fena kıstırdı. İKSV Genel Müdürü Görgün Taner’le kriz döneminde sanat kültür etkinliklerini konuştuk, tabii ki mail yoluyla, bağışlayın, biraz resmi oluyor böylesi.

PANDEMİ ÜZERİMİZE ÇÖKTÜ

- Krizin bu kadar vahim ve derin olduğunu ilk nasıl fark ettiniz, ilk iptaller nasıl başladı, biraz hatırlayalım, sonra ne gibi projeler geliştirdiniz ve nasıl devam ettiniz?

Aslında ilk sinyaller ocak ayında gelmeye başladı ama pandemi esas mart ayında üzerimize çöktü. 11 Mart’tan itibaren kademeli olarak uzaktan çalışmaya geçtik. Ardından hem festivaller hem de diğer faaliyetlerimiz için alternatifler düşünmeye başladık. Salgının Fransa, İtalya ve İspanya’da yayılmasının ardından Türkiye’de de vakalar görülünce önce İstanbul Film Festivali’ni ve Salon İKSV konserlerini, sonra da İstanbul Müzik Festivali’ni erteleme kararı aldık. Şimdi İstanbul Caz Festivali’ni de erteliyoruz. Bizim ilk önceliğimiz çalışanların, izleyicilerin ve sanatçıların sağlığını korumak. İlk önlemleri aldıktan sonra biz de tüm kurumlar gibi dijital mecraların kullanımına ağırlık verdik. Bu dönemlerde hem geriye dönüp bakmak, hem hep ertelediğiniz işleri yapmak için iyi bir zaman; hem de kullanabileceğiniz mecralara uygun üretim nasıl olur diye bakmak mümkün. Daha önce farkında olmadığımız birçok olanağın farkına vardık, özellikle erişim ve üretim konusunda.

- İlk işiniz Zeynep Oral’ın da senaryosunu yazdığı ve anlatıcılığını üstlendiği Leyla Gencer belgeseli oldu. Sonra kitaplar, film festivalinin filmlerinin izlemeye açılması, İstanbul Bienali gibi işlerinizin seçkilerinin yayımlanması geldi.

Senaryosunu Zeynep Oral’ın yazdığı, yönetmenliğini Selçuk Metin’in yaptığı Leyla Gencer belgeseli 3 haftada 60 bin kişi tarafından izlendi. Çok yakında bu rakam 100 bini geçer. Yine Selçuk Metin’in yönettiği Ve Perde! isimli Haldun Taner belgeselinin izlenme sayısı da şimdiden 25 bin civarında. Çok yakında hoş bir sürprizimiz daha olacak. Doğumunun 100. yılında, 2002 senesini UNESCO “Nâzım Hikmet Yılı” ilan etmişti. İstanbul Tiyatro Festivali de Genco Erkal’ın hazırladığı çok özel bir yapımla Nâzım’ı anmıştı. Rumeli Hisarı’nda sergilenen oyunda Genco Erkal, Yıldız Kenter, Ayla Algan, Zeliha Berksoy, Jülide Kural, Zuhal Olcay, Tilbe Saran, Sema, Zeynep Tanbay ve Işık Yenersu rol almışlardı. Hem oyunu, hem de belgeseli YouTube kanalımızdan yayımlıyoruz. Ayrıca İstanbul Film Festivali, MUBi işbirliği ile geçtiğimiz yıllarda ödül alan filmlerden bir seçki yaptı ve çok ilgi gördü. Film endüstrimize önemli katkılarda bulunan Köprüde Buluşmalar platformu da 15. yılını kutlarken ilk kez çevrimiçi olanaklarla gerçekleştirildi. 14-17 Nisan arasında internet üzerinden sunumlar yapıldı ve Anadolu Efes ile TRT’nin katkılarıyla bu dönemde bile sinemacılara kaynak aktarmayı başarmış olduk. İstanbul Bienali geçtiğimiz bienallerden bir film seçkisi hazırladı. İstanbul Caz Festivali’nin 25. yılında çok önemli bir Türkiye Cazı konseri yapılmıştı. Bu konser de parçalar haline YouTube kanalımızda gösteriliyor. Yani evde kalırken sanata sarılanlar için İKSV’nin geçtiğimiz yıllarda yaptıklarından bir seçki sunuyoruz.

- Dijital etkinliklerinizin izlenme sayılarından memnun musunuz? Şu dönemde Instagram ve YouTube’da sayısız canlı sohbet ve etkinlik var. Hangisini izleyeceğimizi bilemiyoruz, bu size olan ilgiyi etkileyecek bir faktör olabilir mi?

İKSV olarak sosyal medyayı etkin kullanmak için çaba sarf ediyoruz. Instagram, Facebook, Twitter, YouTube, Vimeo ve Linkedin hesaplarımızı toplamda 3.5 milyon kişi takip ediyor, bu sayıya tüm festivallerimiz ve diğer çalışmalarımızla ilgili sosyal medya hesaplarını da eklersek 6 milyondan fazla takipçi ile iletişim halindeyiz. Sosyal medya hesaplarında bu son dönemde farklı sanat alanlarında dünyada ve Türkiye’deki gelişmeleri de takipçilerimizle paylaşmaya özen gösterdik, yöneticilerimiz internette herkese açılan binlerce seçenek arasından kendi önerilerini, seçkilerini yayımladı. Bu da takipçilerimizi memnun etti ve takipçi sayılarımıza da olumlu yansıdı. Evlerimizde de olsak, dijital mecralarda kültür-sanatın birleştirici gücüyle sanatseverlere dokunabilmek en büyük hedefimiz. İlerleyen süreçte, farklılık katan içeriklerin bu sonsuz denizde ayrışacağını düşünüyorum. İzleyiciler daha seçici olacaktır. Sanatseverlere İKSV hesaplarını takip etmelerini öneririm.

ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK

- Karantina günlerinde insanlar ya evde ekmek yapıyor, ya sosyal medyada vakit geçiriyor. Bugünler geçtikten sonra eğlence sektöründe ve kültür sanat etkinliklerinde patlama yaşanacağını düşünüyorum, katılır mısınız?

İlk başlarda bir çekingenlik olacaktır. Asıl sonbahara düzelme bekliyorum. Kültür faaliyetlerinin nasıl başlayacağı ve uygulamaların neler olacağını hem kendi içimizde, hem sektörde hem de uluslararası kültür kuruluşları ile tartışıyoruz. Tek bildiğim, en azından bir süre eskisi gibi olmayacak. Nasıl olacağını söylemek için ise biraz erken. Pandemi döneminde bilim, sanat ve teknolojinin değeri ve önemi bir kez daha anlaşıldı. Dünya tarihinin herhangi bir döneminde televizyonlarda veya başka mecralarda bilim insanları bu kadar söz alıp konuşmamışlardır herhalde. Umarım bundan sonra bilime, sanata ve teknolojiye ayrılan kaynaklar artar. Söylemeden geçemeyeceğim bir başka tehlike ise iklim değişikliği. Göz göre göre gelen bu tehlikeyi de pandemi gibi başımıza felaketler gelince mi dikkate alacağız acaba? Sokağa çıkmanın azaldığı birkaç gün içinde hepimiz İstanbul’dan Uludağ’ın görülebildiğini hatırladık. Çok sevindik. Dünyada hava kirliliği oranı ciddi şekilde düştü. Bugünler geçtikten sonra ilk yapmamız gereken, çok geç olmadan, hayatı nasıl sadeleştireceğimizi düşünmek olmalı.