Soru soran manifesto

"Gerçek yaşamda Marat ve Sade bir kez olsun karşılaşmamış kişiliklerdir. Peter Weiss'ın kaleminde bu iki tarihsel kişiliğin dünya görüşleri karşılaştırılır. Sert bir oyundur 'Marat-Sade', sorular soran bir manifestodur!"

14 Mart 2011 Pazartesi, 08:37
Abone Ol google-news

Akılcı yaşamak kadar büyük bir çılgınlığın olmadığı bir “dünya”ya sorular yönelten “Marat-Sade” oyunu Ragıp Yavuz’un rejisiyle Şehir Tiyatroları’nda. Alman yazar Peter Weiss’ın 1964’te yazdığı “Marat-Sade” bir kökten devrimcilik ile kökten bireycilik çatışması. Ülkemizde çeşitli tiyatro toplulukları tarafından sahnelenen oyun, 32 yıl sonra yeniden seyirci karşısında. “Marat-Sade”, Marquis de Sade’ın Charenton Akıl Hastanesi’nde yazdığı ve yönettiği bir oyunun Fransız Devrimi sırasında sahnelenmesi üzerine kurulu. Sade’ın bu oyunu yazmaktaki amacı, Fransız Devrimi’nin “kanlı” liderlerinden Jean-Paul Marat nasıl öldürüldü sorusuna yanıt aramak ve ölmeden önce Marat’nın aklında neler olduğunu sorgulamak...

- Marat-Sade hakkındaki araştırmalara bakınca öncelikle oyunun çok katmanlı olduğu saptamasıyla karşılaşıyoruz.

Rol içinde rol oynayan oyuncuların, çözümlenmesi gereken bir katman oluşturmasının yanı sıra, 1808’den 1789’a bakan ve bu arada günümüzü de yorumlayan yapısıyla da farklı katmanlar karşınıza çıkar. Brecht ve Artaud’nun yöntem ve öngörüleri burada devreye girmeli diye düşündüm. Çünkü bu seçim geçmişe ve yaşanan çağa diyalektik bir yöntemle bakmayı gerektiriyor ve her zaman çok güçlü olduğuna inandığım “basit”likten yararlanmayı öneriyordu.

- Marat rolünün yorumlanmasında da katmanlar çıkıyor karşımıza...


Birincisi, tarihte temsil ettiği gerçeklikle, kökten devrimci Marat karakteri; ikincisi, bu karakteri oynayan paranoyak akıl hastası. Bu iki gerçeğin ışığında bir sentezi arayarak çalıştık Marat’yı. Oyuncunun öncelikle bir akıl hastası olduğunu unutmadan! Diyalektik, ilk görünen gerçekliğin yanıltıcı olduğunu öngörür. Buzdağının görünmeyen kütlesine merak duyar. Ve bir eleştirmen, öncelikle diyalektiği doğru kavramış bir aydın olmalıdır diye düşünürüm. Oysa eleştirilerde karşılaştığım, sahnede gerçek Marat’yı ya da müthiş bir inandırıcılıkla Marat’yı oynayan bir akıl hastasını arayan gözler!

- Oyunda bunlardan çok, siyasal bir yaklaşım ön planda...


Evet. Oyunun verdiği siyasal tartışma düzlemi çok daha değerli çünkü. Susurluk’un üstü örtülmüş, Hrant’ın katili çok sürmez serbest kalacak, Hizbullahçılar neredeyse törenle serbest bırakılıyor, açlık sınırı 800 liraya dayandı, Ergenekon’un geleceği belirsiz, halk referandum zokasını yutmuş ve benim elimde “Marat-Sade” gibi bir oyun var! Asla yırtınmam Sade’ın sadizmini yorumlayacağım diye. “Marat-Sade”, dramatik ve tarihsel bir karşılığı olan bir oyun değildir. Hiçbir zaman böyle yorumlanmamıştır. Sınıf çelişkisi anlamında sahnede karşılığını arayan bir metindir “Marat-Sade”.