Tam bağımsız Sırma: Yazıyor, besteliyor ve çalıyor

Üstün yetenek vizesiyle New York’ta yaşayan Sırma, yazıyor, besteliyor, çalıyor, teknik altyapı ve tanıtım dahil müziğinin her aşamasını kendi yapıyor!

09 Mayıs 2020 Cumartesi, 06:00

Alternatif pop ile elektronik müziği harmanlayan, bağımsız bir müzisyen SIRMA. Berklee College of Music mezunu ve üstün yetenek vizesi ile ABD’de, New York’ta yaşıyor. Aynı zamanda dünyanın dört bir yanında öğrencileri var, onlara müzik eğitimi veriyor. Çeşitli yabancı sitelere müzikle ilgili akademik yazılar yazıyor. Mart ayının başında Sonar İstanbul’da sunum yaptıktan sonra karantina ilan edilince ailesinin yanında kalmaya karar verdi. Bu sırada boş durmayıp, yeni şarkısı “How Could We Ever Know”u kısıtlı imkânlarıyla kaydedip yayımladı. SIRMA ile müzik kariyerini konuştuk.

 * Karantinayı nasıl geçiriyorsunuz? Neler yapıyorsunuz?

New York’ta yaşıyorum aslında ama şu an İstanbul’dayım. Buraya Mart ayının başında Sonar İstanbul kapsamında bir sunum yapmaya gelmiştim. 2 hafta kalıp New York’a dönmeyi planlıyordum ama pandemi ilan edilince bir süre İstanbul’da ailemin yanında kalmaya karar verdim. İşlerimin çoğunu hâlâ sürdürebiliyorum. Müziğimi kendim yapıyorum zaten; İstanbul’a geldiğimde çalışmalarım aksamasın diye burada bir mikrofon, ses kartı ve MIDI klavye bırakmıştım. Bilgisayarım da yanımda, dolayısıyla müzik çalışmalarım sekteye uğramadı.

Zaten yeni şarkım “How Could We Ever Know”u da burada, ailemin evinde yarattım. Kısıtlı imkânlarla, New York’ta bıraktığım ekipmanların kalitesinden uzak ekipmanlarla yaptım, ama yine de içime sinen bir iş çıktı ortaya. Vokalleri, müziği, sözleri, düzenlemesi, mix’i ve mastering’ini kendim yaptım, sonra da beklemeden yayımlamaya karar verdim. Bu bir özgürlük aslında, hele de böyle bir zamanda. Karantina devam etse de, müziğimi kendi başıma üretip dinleyicilere sunmaya devam edebiliyorum.

Onun dışında son iki senedir Amerika’da internet üzerinden eğitim veren müzik okulu Soundfly’da müzik prodüksiyon, armoni ve şarkı yazımı alanlarında mentorluk yapıyorum. Soundfly aracılığıyla bire bir email ve video konferans üzerinden eğitim verdiğim öğrencilerim var dünyanın dört bir yanında. Ayrıca geçtiğimiz sene Soundfly için bir ders yazdım: ismi Modern Pop Vocal Production. Vokal prodüksiyonu üzerine, içinde benim geliştirdiğim teknikleri anlatan, şarkılarımdan da örnekler barındıran 6 haftalık bir kurs. O dersi hem website’ye üye olan öğrencilerimiz kendileri çalışabiliyor, hem de isterlerse mentor paketiyle satın alabiliyorlar dersi. Mentor paketini satın almış olan öğrencilere vaktim olduğu sürece ben eğitim veriyorum, yine bire bir. Yani şu an vokal prodüksiyonu dersimi çalışan öğrencilerim de eğitimine devam ediyor.

Bunlar dışında LANDR, TuneCore, Sonicbids ve Flypaper gibi müzik siteleri için, müzisyenlere yönelik yazılar yazıyorum. Bir kısmı akademik içerikli yazılar, bir kısmı da görüş ve tavsiye içerikli…

Şimdi bir de vizemi yenileme dönemim yaklaşıyor… Amerika’da üstün yetenek vizesi (Extraordinary Ability Visa) sayesinde yaşıyor ve çalışabiliyorum. Vizemi yenilemek için yüzlerce sayfalık bir portfolyo hazırlamam gerekiyor. İşten güçten vaktim kaldığında vize yenileme hazırlıklarımla ilgileniyorum. Bu ay tamamlamam şart.

Başka sanatçılarla üzerinde çalıştığım birkaç ortak proje de var yaza sakladığım.

Kısacası baya yoğunum. Henüz sıkılmaya falan vaktim olmadı. Her gün çalışıyorum.

* Tunecore sitesinde yer alan yazınızda canlı sosyal medya yayınlarına yönelik bir eleştiriniz var, onu açabilir misiniz? Bir de karantinada yapılacakları madde madde sıralamış ve detaylandırmışsınız. 3. maddeye göndermeyle, siz neler yapacaksınız karantina bittikten sonra?

Eleştiri değil tam aslında. Müzisyenler elbette canlı yayın yapmalılar isterlerse, bundan daha doğal bir şey olamaz zaten. Ama orada şuna değindim; müzisyenler dışında da artık bir sürü insan canlı yayın açmaya başladı. Önüne gelen Instagram’da rastgele yayın yapıyor, bu da bir kaosa neden oluyor ve insanlar yavaş yavaş sıkılmaya başladı bu durumdan. Konser yayınları arada kaynamaya başladı kısacası.

Yazdığım yazıda bir de şuna dikkat çekmek istedim: canlı yayın açmak müzisyenler üzerinde bir baskı oluşturmamalı. Karantina sırasında üretken olmanın, dinleyicilerle iletişim kurmanın tek yolu bu değil.

Bir de şöyle bir şey de var: bazı sanatçılar sahnede inanılmaz başarılı bir performans sergiler, ama kamera ya da telefonu önünde şarkısını söylerken gerilebilir ve tutukluk yaşayabilir. Canlı yayınla sahne performansı arasında dağlar kadar fark var. O yüzden yazdığım yazı, canlı yayınlarla aktif olmak yerine yapılabilecekler üzerine bir yazıydı. Bu konuda kendini strese sokan sanatçılara destek olmak istedim.

3. madde de karantinadan sonra yapılabilecekleri planlama üzerineydi… Tabii şimdi plan program yapmak kolay olmuyor, hele de o planlar kalabalık alanları içeriyorsa, konser ya da söyleşi gibi… Ama yeni şarkılar üretmeye devam edilebilir. Bu şarkıların çıkış takvimi hazırlanabilir, ya da albüm çıkışı planları yapılmaya başlanabilir. Ben de bunlara benzer şeyler düşünüyorum aslında. Ürettiğim şarkılar var. Bir kısmını teker teker mi çıkarsam, yoksa toplu bir EP ya da albüm projesine mi saklasam diye düşünüyorum mesela. “How Could We Ever Know”u nasıl yazdığımı, altyapısını nasıl yarattığımı, nasıl mix’lediğimi anlatan Türkçe ve İngilizce video’lar yayımlamayı düşünüyorum önümüzdeki haftalarda. Belki bir remix yarışması projem olabilir. Yazın çıkarmak istediğim 2-3 şarkı var. Bir yandan da üretmeye devam ediyorum… Daha bir albümüm yok, ama albüm çıkarmayı kesinlikle istiyorum. Belki bu süreç sırasında o konudaki fikirlerim de netleşir, bakalım.

'Birikimime güveniyorum'

* 2 yıl önce (Temmuz 2018) yaptığımız söyleşiden bu yana neler değişti hayatınızda? Bağımsız bir müzisyen olmak hakkında konuşmuştuk, sanırım hâlâ bu özelliğinizi sürdürüyorsunuz. Örneğin son şarkınızı da ailenizin evinde, İstanbul’da kaydetmişsiniz…

Çok şey değişti. O zaman ilk Türkçe şarkım “Belki Bir Gün” yeni çıkmıştı. O şarkının vokalleri, müziği, sözleri, kayıt ve altyapısı bana aitti, fakat mix’ini bir noktaya kadar kendim yapıp, gerisini bu konuda daha uzman olan Amerika’lı ses mühendisi Mike Tuccillo’ya emanet etmiştim. Son iki yıldır kendimi ses mühendisi ve yapımcı olarak daha fazla geliştirdim. Artık şarkılarımın mixing ve mastering işlemlerini de kendim yapıyorum. “How Could We Ever Know” da baştan sona tek başıma yarattığım eserlerden oldu. 2019’da yayımladığım “Put Your Faith In Me”de de aynı durum söz konusuydu.

Aslında o zamanlar aklımda konser planları vardı. Fakat Facebook’ta gördüğüm bir iş ilanına başvurmam üzerine Soundfly ile yollarımız kesişti, vokal prodüksiyonu dersi yazmam üzerine teklif gelince de, 2019 yılı boyunca o dersin çalışmalarına ağırlık vermek zorunda kaldım. O dersin üzerinde çalışırken, yeni şarkılar yayımlamaya da ara vermek istemediğimden, konser planlarımı rafa kaldırmıştım. Tam bu sene konser planları yapıyordum ki, pandemi engeliyle karşılaştık.

Son iki senedir mentor ve müzik yazarı olarak da kendimi çok geliştirdim, bu da aslında dolaylı yoldan kendi müziğimi de geliştirmeme yardımcı oldu. Müzisyen olarak birikimime daha çok güveniyorum şimdi.

* 2019’da yeni şarkılar yayınlamaya devam etmiştiniz. Bir albüm planınız var mı? Teklilerle ilerlemenin getirdiği avantajlar ve dezavantajlar neler?

Kesinlikle var, ufaktan üzerinde de çalışıyorum aslında… Ama albüm çok ciddi bir iş gibi geliyor bana; çıkardığım zaman tam olsun, her yönüyle içime sinsin istiyorum. İşin tanıtım kısmı da dahil tabii ki de buna.

Ben genel olarak kendi işimi kendim görüyorum olabildiğince, işin sadece müzik kısmında değil, işletme kısmında da… Size ulaşan basın bildirisini de ben yazdım mesela. Tanıtım video’larını da ben hazırlıyorum. Website’mi de ben hazırlayıp yönetiyorum. Dolayısıyla single çıkarırken “geçen sefer böyle yapmıştım, bir de şunları deneyeyim” diyebiliyorum. Deneme yanılma yöntemiyle strateji geliştirmeme yardımcı oluyor single yayımlamak. Hem öğreniyorum ve birikimim artıyor, hem de dinleyici kitlemi yavaş yavaş büyütmem konusunda faydalı oluyor.

İnsanların ilgisini öyle ya da böyle sıcak tutmak gerekiyor. Hele de şimdi! Herkes evde, herkes sosyal medyada, yeni müzik peşinde… O yüzden insan ister istemez düşünüyor, acaba single mı daha mantıklı şu sıralar, yoksa bazı şarkıları albüme mi saklamalıyım, diye… Ben de her gün fikir değiştiriyorum bu konuda bu arada. Bakalım zaman neler gösterecek...

* Spotify ve Apple Music gibi platformlarda listelerde yer almanın ne gibi avantajları oldu?

Çoğu dinleyici çalma listelerinden keşfediyor yeni şarkıları. Herkes elinden gelen tanıtımı yapıyor basın üzerinden de, sosyal medya üzerinden de, ama çalma listelerinden bulup bağlanan dinleyici sayısı daha fazla. Bu durum elbette en çok benim gibi yeni sanatçılar için önemli. Bu çalma listelerinde yer alma kavgasında konu rakamlardan ibaretmiş gibi algılanabilir dışardan bakınca. Ama benim için hiç hesapta yokken o çalma listelerinde şarkıma rast gelip beni araştırıp bulan ve takip eden dinleyicilere ulaşabilmek çok kıymetli.

Salgından sonra sahne

* Genel olarak kariyer planınız neler, kendinizi nerede görmek istersiniz?

Kariyerimde global bir sanatçı, şarkı yazarı ve yapımcı olarak yükselmek istiyorum. Hem İngilizce, hem de Türkçe şarkılar üretmeye devam edeceğim. Hedefim, şu anda içinde yer aldığım projeleri çeşitlendirerek, artırarak yoluma devam etmek. Kariyerim çeşitlendikçe ve renklendikçe daha da mutlu oluyorum. Her gün çalışmaktan hiç sıkılmıyorum müzik içinde farklı farklı işlerle uğraştığım için. Şu an tek eksiğim sahne... Şu pandemiyi bi atlatabilirsek ilk işim konser planları yapmak olacak. Ama pandemi uzun sürse bile sosyal medya üzerinden küçük klipler ya da tek şarkılık video’lar halinde canlı performans paylaşımlarına başlayabilirim. Aynı tadı vermese de benim için bir ısınma turu olabilir. Ama tabii ki uzun vadede turne ve festival performansları gibi hayallerim var.

* Son olarak, internet sitenizde makalelerinin yer aldığı bir kısım var, düşüncelerinizi aktarmanın bir yolunu da böyle bulmuşsunuz, bunun nedeni ne? Çok sık rastladığımız bir şey olmadığı için soruyorum.

Biraz tesadüf üzerine gelişti. Birlikte çalıştığım müzik okulu Soundfly’ın blog’u Flypaper’ın editörü bir gün, “Arada sırada mentorlarımız bizim blog için makaleler yazıyorlar. Sen de yazmak ister misin? Yazarlarımıza bütçe ayırıyoruz kısıtlı olsa bile,” dedi. İlk yazdığım makale vokal prodüksiyonu üzerineydi. Zaten o makale çok okununca Soundfly’dan vokal prodüksiyonu üzerine ders yazmam için teklif geldi… Flypaper’a arada sırada makaleler yazmaya devam ettim. Biraz yazılarım birikince, başka benzer sitelerin editörlerine başvurdum. Aralarında dönmeyenler de oldu, “yeni yazar almıyoruz,” diyenler de, ama bir kısmı yazılarımı beğendi ve olumlu yaklaştı. Önce LANDR ile çalışmaya başladım, sonra TuneCore, en son da Sonicbids ile. Hepsi müzisyenlere, sanatçılara, şarkı yazarlarına ve yapımcılara yönelik siteler. Yazdığımız yazılar bu sitelerin üyelerinin email kutularına da ulaşıyor. Benim için hem güzel bir kariyer geliştirme ve çevre genişletme yöntemi oldu, hem de ek gelir sağladı. Hâlâ da devam ediyorum yeni yazılarımı yazmaya. Umarım arkası da gelir.