Tayyip'in polisi dışarıda, masum çocuklar içeride...

Sayfı Sarısülük, oğlu Ethem'i doğum gününde kaybetti. Acısı çok taze. Ama gözyaşlarını içine akıtıyor. İki lafından biri; '' Tayyip de inşallah aynı acıyı yaşar'' oldu.

30 Haziran 2013 Pazar, 09:13
Abone Ol google-news

Bir haziran günü Gezi Parkı eylemlerinde polis tarafından Kızılay Meydanı’nın ortasında başından vurulan işçi Ethem Sarısülük hayata gözlerini yumduğunda tarih 14 Haziran’ı gösteriyordu. O gün Ethem’in aynı zamanda doğum günüydü. 26 yaşındaki Ethem, ölüme ancak 13 gün direnebildi ve geride yaşanmamış yıllarını bırakarak gitti. Ethem’in hayalleri vardı. Yaşasaydı, içinde bulunduğu yoksulluktan kurtulacak, annesini rahata erdirecekti. Ama olmadı, kör bir kurşun onu hayattan aldı. Geride gözü yaşlı bir anne bıraktı.

Ethem’in ölümünün ardından herkes konuştu ama bir tek annesi Sayfı Sarısülük sustu, acısını yüreğine gömdü. Oğlunu vuran polisin serbest kalmasından dakikalar sonra, daha önceden röportaj için sözleştiğimiz için Sayfı Ana’nın kapısını çaldık. Daha polisin serbest kaldığını bilmiyordu. Bunu söylemek zordu. “Röportaj için geldik ama sana kötü bir haberimiz var” deyince yüzüme baktı, bir şey demedi. “Oğlunu vuran polis serbest kaldı az önce” diyebildim. Ama Sayfı Ana yine konuşmadı sustu, karşıda masada bulunan oğlunun fotoğrafına baktı, derinlere daldı. Sadece ağzından iki çift laf döküldü: “Yine ciğerimi yaktılar. Oğlumun katili tutuklansaydı bari yüreğimiz ateşi biraz olsun soğurdu.” Bir annenin evlat acısına şahitlik etmek dünyanın en zor şeylerindenmiş. Ethem kimdi, nasıl bir çocukluk yaşamıştı, hayalleri neydi? Sayfı Sarısülük, anlattı; biz dinledik.


- Ethem, nasıl bir çocukluk yaşadı?

- Beş kardeşlerdi. Ethem dördüncüydü. Çocukluğunu pek yaşayamadı. Küçük yaşta işe başladılar. Pek bilemedi, gezmesini tozmasını. Liseyi ikinci sınıfta bıraktı. 15 yaşında kaynakcılığa başladı. Bir ara kargoda hamallık yaptı. Daha sonra serbest çalışmaya başladı. Daha halen alacağı var, alacağını da alamadı.


- Nasıl biriydi Ethem?


- Karıncayı bile incitmezdi. Oğlum diye söylemiyorum. Kime sorarsanız, aynısını söylerler. Arkadaşlarına çok düşkündü. Bencil biri değildi. Yoksula karşı merhametliydi. Devamlı derdi, “anne biz de yoksulluk gördük, yoksullukla büyüdük” diye... İri yarı, babayiğitti. Arkadaşları için, toplum için canını verirdi. Yarım ekmeği olsa arkadaşlarıyla, komşusuyla paylaşmayı isterdi. Arkadaşlarına, halka karşı yumuşak kanlıydı. Çok iyiydi. Bana yapmadığını arkadaşlarına yapardı. Güçlü, kuvvetliydi oğlum, yıkılacak adam değildi. Oğlum asla yenilmezdi. Polis, silahıyla oğlumu yıktı. Yoksa yıkılacak çocuk değildi. Şemdinli’de askerlik yaparken hiçbir şey olmadı ama kör kurşunla gitti. Tayyip aldı onu. Tayyip de görsün evlat acısını. Benim çektiğim acıyı o da çeksin. En azından katilini verseydi.


- Hayalleri neydi?


- Bu yoksulluktan kurtulmayı hayal ederdi. Anne seni rahatlığa erdireceğim derdi ama erdiremedi. Çok yoksulluk çektik. Yine sırrımızı kimseye söylemedik. Kendi yağımızda kavrulduk. Bugün bulduk bugün yedik, yarın bulduk yarın yedik. Çocuklarıma hem annelik, hem babalık, hem arkadaşlık yaptım.


- Kaç yıldır yalnız başına çocuklarınıza bakıyorsunuz?


- 24 yıldır çocuklarıma tek başına baktım. Onların üzerlerine kapıyı kilitleyip işe gittim. En küçüğü İkrar bir yaşındaydı. Ablası okuldan geldiğinde onlara bakardı. Ablası da daha 10 yaşındaydı. Ethem, liseyi yoksulluktan bıraktı. “İleride okurum” dedi ama ona da yetiştiremedik.


- Evlenmeyi düşünüyor muydu?


- Küçük kardeşini evlendirmeyi istiyordu önce. Ondan sonra kendisini istiyordu. Evlenince beraber yaşayacağız anne, derdi bana ama kısmet etmediler.


- Vurulduğunu ilk nerede haber aldınız?


- Evde haber aldım. Ablası haber verdi, saat 8’di. Hastaneye gittim, ayağından vuruldu dediler. İçeri girdim, başının sarılı olduğunu gördüm.


- O halde görünce ne hissettiniz?


- O anda dünyam yıkıldı. Ne olduğunu bilemedim. Eksik hissettim kendimi. Her lafımda diyorum ki Tayyip de görsün bu acıyı, o da yaşasın evlat acısını. Bizim çocuklarımız ne yaptı? Annesi için, kardeşleri için eylemlere katıldı. Çıkıp bir de yalan söylüyor taş attılar diye. Asla taş yok. Benim oğlum silahsız gitti eyleme. Kıyafetini giyip eyleme gitti. Oğlumu hedefe getirdi yıktı, yoksa yıkılmazdı. Arkadaşı olsaydı, benim oğlum o polisi yakalardı mutlaka.


- Vurulduğunu öğrenince böyle bir sonla karşılaşacağınızı umuyor muydunuz?


- Hayır, ben Ethem’den hiç böyle bir şey beklemiyordum. Umutluydum.


- Ethem’siz günler nasıl geçiyor?


Her an sesini duymak istiyorum. Gözlerim arıyor. Ama İkrar da içine kapandı, bana hiçbir şey anlatmıyor. Odasına girip çıkıyor. Birbirimize gözyaşımızı göstermiyoruz. Ben çocuklarım için ayakta kalacağım. Tayyip’e hiç gözyaşımı göstermeyeceğim.


- Vurulduğu yere gittiniz mi?


Gittim. Cuma günü gittim. İlk gittiğimde ciğerim koptu. Gözlerim her an gene de toplumda onu aradı. Sesini duyacağım, dedim. Fazla konuşamadım.
 

ETHEM SARISÜLÜK'ÜN VURULMA ANI - VİDEO

ETHEM'İN BABASININ İNANILMAZ ÖYKÜSÜ