THİK raporu: Devlet de zulmü gördü

Gezi Parkı direnişi sırasında uygulanan şiddet ve zulmü sonunda devlet de itiraf etti. Başbakanlık ile ilişkili özerk kuruluş olan Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHK) tarafından hazırlanan Gezi Parkı raporunda “Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin bir bölümüne yapılan müdahaleler haklı bir gerekçeye dayanmadığı gibi orantılı bir müdahale gerçekleştiğinden söz etmek de olanaksızdır” denildi.

18 Kasım 2014 Salı, 04:00
Abone Ol google-news

Kamuya açık alanların toplanma özgürlüğüne de açık olması gerektiğine işaret edilen raporda, “duran adam” eylemine bile müdahale edildiği anımsatılırken, bunun toplanma özgürlüğüne aykırı olduğuna dikkat çekildi.

Gezi Parkı Olayları sürecinde öne çıkan, ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü, yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı konularına mercek tutan raporda yer alan saptamalar ana hatlarıyla şöyle:

Kamuya açık yerler toplanma özgürlüğüne de açıktır: Kamuya açık alanların toplanma özgürlüğüne de açık olması gerekir. Gezi Parkı’nın kapatılması bu kapsamda değerlendirilebilir. Ayrıca, parkın kapatılması, toplanma özgürlüğünün söz konusu yerde kullanılmak istenmesinin anlamını arttırmaktadır.

Müdahaleler orantısız: Olaylar sırasında gerçekleşen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin bir bölümüne yapılan müdahaleler haklı bir gerekçeye dayanmadığı gibi orantılı bir müdahale gerçekleştiğinden söz etmek de olanaksızdır. Daha önce belirtildiği üzere toplantı ve gösteri yürüyüşünün yasa dışı olması, örneğin, bildirim koşuluna uyulmamış olması veya toplantı ve gösteri yürüyüşüne ayrılan mekânların dışında gerçekleştirilmesi, toplantı ve gösteri yürüyüşüne müdahale edilmesi için haklı bir sebep oluşturmayacaktır. Keza, toplanma özgürlüğünü kullananların bir kısmının şiddete başvurması da toplantı ve gösteri yürüyüşünün dağıtılması için yeterli bir gerekçe değildir.

Duran adama müdahale haksız: Gezi Parkı Olayları kapsamında da sıklıkla karşılaşıldığı üzere eylem ve etkinliğe katılanların bir kısmının şiddete başvurması, tüm etkinliğin yasadışı ilan edilmesi sonucunu doğurmamalı, bu kişilerin tespiti ve ayıklanması cihetine gidilmelidir. (...)Gezi Parkı Olaylarının yaşandığı dönemde ortaya çıkan ve “duran adam” olarak nitelendirilen eylem türü tamamen barışçıl bir nitelikte olmasına rağmen “duran adam”ın yanında duran insanların 18 Haziran 2013 tarihinde gözaltına alınması toplanma özgürlüğüne yönelik haksız bir müdahale olarak nitelendirilebilir.

Polis hesap yapmadı: Gezi Parkı sürecinde, biber gazı kapsülleriyle meydana geldiği ileri sürülen yaralanmaların sayısı ve boyutları nazara alındığında, biber gazı fişeklerinin atılması sırasında, göstericilerin veya üçüncü kişilerin zarar görmemesi için gerekli hesaplamaların yeterince yapılmadığı, durumun gerektirdiği tedbirlerin tam olarak alınmadığı anlaşılmaktadır.

Gazın kullanılış şekli de önemli: Gezi Parkı Olaylarına müdahale sırasında kullanılan biber gazı miktarı ve kullanım şekli yoğun eleştirilere yol açmıştır. Biber gazı, sadece kullanılan gazın miktarı itibariyle değil aynı zamanda kullanım şekli bakımından da önem arz etmektedir. Gezi Parkı Olayları sırasında gerekli sağlık tedbirlerinin alınmadığı kamuoyuna yansıyan görüntülerde, tanık anlatımlarında, düzenlenen raporlarda görülmektedir. Gezi Olaylarında kitlenin biber gazına ve diğer zor kullanma araçlarına yoğun olarak maruz kılınması kolluk güçlerine yönelik öfkeye yol açmış bu da şiddet olaylarını tetiklediği gibi eylemlerin sürekliliğine neden olmuştur.

Basınçlı su yaşam hakkı ihlali: Basınçlı suyun TOMA’nın güzergâhı üzerinde bulunan insanlara gelişigüzel sıkıldığı, basınç ayarının ve hedeflenen mesafenin orantılı olmadığı görülmüştür. Bir örnekte, polisin basınçlı su sıktığı gösterici havada takla atarak yere yığılmıştır. Uygulama kötü muamele iddialarının yanı sıra yaşam hakkı ihlalini de gündeme getirebilecek boyuttadır.

Alabora hakkındaki takipsizlik doğru: Gezi Parkı Olayları sırasında göstericilerin bir kısmının şiddete başvurmuş olması eyleme çağrıyı suç haline getirmeyecektir. Bu kapsamda Gezi Parkı eylemleri sırasında Twitter hesabından “Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı? Hadi gel” mesajını paylaşan Mehmet Ali Alabora hakkında yapılan suç duyurusu sonrası “Suç işlemeye alenen tahrik” suçundan yapılan soruşturma neticesinde takipsizlik kararı verilmesi ifade hürriyetine ilişkin evrensel standartların gereğidir.

Kamu, imajını düzeltmeli: Gezi Parkı Olayları sırasında paylaşılan bir kısım yanıltıcı bilgi ve görüntüler sosyal medyada büyük yankı uyandırmış ve birçok kullanıcı tarafından paylaşılmıştır. Kamu makamlarının toplum nezdinde daha güvenilir bir imaj oluşturmaları, yanlış ve güdümlü mesajların inandırıcılığını azaltacağı gibi kamu makamlarınca yapılacak tekzibin etkisini güçlendirecektir.

 

Sarısülük, Elvan, Korkmaz mesajı

Kurumun raporunda Gezi Parkı sürecindeki cinayetler de ele alındı. Bu kapsamda polis kurşunuyla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük cinayetiyle ilgili sürecin devam ettiği belirtilen raporda, sürecin dışında Sarısülük’ün yaşam hakkına yönelik müdahalenin mevzuat, tarafsız uluslararası düzenlemeler ve AİHM kararları doğrultusunda ele alınması gerekitiği belirtildi. Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Mustafa Sarı, Berkin Elvan ve Ali İsmail Korkmazcinayetlerine de değinilen raporda, “Devletin, ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğü gereği yaşam hakkına yönelik haksız müdahaleleri engellemesi gerekirken, Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüyle sonuçlanan darp olayında polis memurlarının da dahlinin bulunduğu iddiası ayrıca irdelenmelidir” denildi.

 

Bakanlık: Geziye 3.6 milyon kişi katıldı

Kurum, raporunu yazarken bazı bakanlık ve kurumlardan da bilgi istedi. Bu çerçevede İçişleri Bakanlığı, kendisine yöneltilen sorulara gönderdiği yanıtta 28 Mayıs-6 Eylül 2013 tarihleri arasında 80 ilde Gezi Parkı Olayları çerçevesinde 5532 eylem/etkinlik gerçekleştirildiğini, bu eylem ve etkinliklere 3 milyon 611 bin 208 kişi katıldığını bildirdi. Bakanlık gösteriler sırasında, 104 bin 519 emniyet görevlisinin çalıştığını kaydetti. Gösterilerden 164’ünun “kanunsuz hale dönüştüğünü”, uyarılara rağmen dağılmayan göstericilerin “ilgili mevzuat kapsamında” dağıtıldığını da ifade eden bakanlık, olaylar nedeniyle müfettişlerce 127 personel hakkında araştırma/soruşturma yapıldığını bildirdi.

 

Sağlık Bakanlığı yanıt vermedi

Kurum, çalışmalarını yürütürken, Sağlık Bakanlığı’ndan da süreç boyunca hastanelerde kaç kişinin tedavi edildiği, kaç kişinin biber gazı nedeniyle hastanelere gittiği gibi konularda bilgi istedi. Ancak bakanlık, istenen konularla ilgili bilgi ve belgeleri kuruma göndermedi.