Türkan Elçi'den çağrı: Eşimin katilini yakalarsanız işkence etmeyin

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, ömrünü insan hakları ve işkenceyle mücadeleye adadı.t

21 Temmuz 2016 Perşembe, 20:22
Abone Ol google-news
<video:435059>

Güneydoğu’da görev yapan bir insan hakları savunucusu olarak gözaltına alındı işkence gördü. Geçen ekim ayında katıldığı bir televizyon programında söylediği sözlerden sonra hedef gösterilen, toplumsal lince uğrayan, gözaltına alınan Elçi, ölümle tehdit edildiğini açıkladı. Hukukçu ve insan hakları savunucusu olarak, ömrünü barışa adayan Elçi, çatışmalarda zarar gören Sur’daki tarini Dört Ayaklı Minare’nin önünde 28 Kasım’da yaptığı basın açıklamasının ardından kameraların gözü önünde ensesinden tek kurşunla vurularak öldürüldü. Son sözlerinde bile barış çağrısı yapıyordu. “Birçok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede insanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, operasyonlar, bu alandan uzak olsun” diyordu. Elçi’nin öldürülmesiyle ilgili soruşturmada 8 aydır hiçbir ilerleme kaydedilemedi.

Türkan Elçi: Vicdanlara sığınıp...

Ömrünü adalete adayan Elçi’nin eşi Türkan Elçi, ülkenin yaşadığı çalkantılı günlerde, işkence görüntüleri medyaya yansırken, adil yargılama çağrısı yaptı ve işkenceye karşı mesaj verdi. Elçi, “Bir ihtimal, eşimin katilini gözaltına alırsanız sakın işkence yapmayın. İşkenceye karşı ömrünü adamış birinin katili bile adil yargılanmalı” diye yazdı. Mesajının ardından ulaştığımız Türkan Elçi, şu çağrıyı yaptı: “Her türlü kötü muameleye tabi tutulmuş, işkence tezgâhlarından geçirilmiş olan eşim Tahir Elçi’nin yaşadıklarına tanıklık etmişliğim beni insani bir duruşa zorladı. Bugün insanlık dışı muamelelere karşı duruşun ayrım yapmaksızın gösterilmesi gerektiğini anlamayanlar, anlamak istemeyenler var. Dün bize yapılanlara sessiz kalındı, bugün size yapılıyor ayrımına gidilmeden, biz- siz demeden hep beraber bir araya gelinip insanlık dışı muamelelere karşı durmanın zamanı olduğuna inanıyorum. Vicdanlara sığınıp, insani duyguların dillendirildiği bir dil kullanılmasının tam da zamanı diyorum.”