'Utanç verici itiraf'

Basın örgütlerinden 'Davalar caydırıcı oldu' sözüne tepki var.

24 Ekim 2012 Çarşamba, 07:56
Abone Ol google-news

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP Genel Merkezi’ndeki avukatlarından Ali Özkaya, Erdoğan’ın basına açtığı davaların etkili olduğunu söyleyerek “Basına yönelik açtığımız tazminat davaları önemli ölçüde caydırıcı rol oynadı. Artık yazarlar ve yorumcular eleştiri sınırını dozunda tutuyorlar” dedi. Basın örgütleri bu sözleri “medyaya uygulanan baskının utanç verici bir itirafı” olarak yorumladı.

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Başkanı Ahmet Abakay, Özkaya’nın sözlerini “Demek ki neymiş, iktidar, Başbakan basına baskı uyguluyormuş. Demokrasiye, insan haklarına, basın özgürlüğüne değil, para ve hapis cezalarına güveniyormuş. Bu durum Başbakan’ın demokrasi kavramından habersiz olduğunu gösteriyor. Demokrasinin geçerli olduğu ülkelerde böyle alaturka işler yoktur. Başbakanlar ya da ülkeyi yönetenler kendisi gibi düşünmeyenlere dava açmakla değil basın, düşünce, ifade özgürlüğüne saygı ve tahammülle övünmelidirler. Keşke Başbakan da demokrat olabilseydi ve bununla övünebilseydi yazık.. Yazık ki Türkiye böyle yöneticilerle idare ediliyor” diye yorumladı.

'Türkiye’nin sicili lekeleniyor'

Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atilla Sertel de bu açıklamaların, iktidarın gazetecileri nasıl yıldırdığının en somut göstergesi olduğunu söyledi. Sertel, “12 Eylül döneminde uygulanan işkenceler bu ülkenin sicilini lekeledi ve o leke hâlâ temizlenemedi. Şimdi ise bu iktidarın gazetecilere uyguladığı baskı, benzer şekilde bu ülkenin sicilini çok uzun süre lekeli bırakacak. İnsanlara yapılandan ziyade, Türkiye’ye yapılan bir kötülük var ortada” diye konuştu.

Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Ercan İpekçi, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın daha önce “Bu ülkede sansür var diyen yalan söyler” sözleriyle sansür iddialarını yalanladığını anımsattı. İpekçi, şöyle devam etti: “Ama şimdi Başbakan’ın avukatı sansürün başarıyla uygulandığını, gazeteciler üzerinde, işten atma, tehdit, şantaj, tutuklama, şahsi davalar ve ceza davaları açarak gerekli baskıyı kurduklarını itiraf ediyor. Bunu bir hukukçu söylüyor. Bu tam anlamıyla Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün baskılarla sindirildiğinin, medyanın susturulduğunun açık bir ifadesi.”

'Niteliksiz yayıncılık ayrı, özgürlük ayrı'

Meslek örgütlerinin yıllardır dile getirdiği baskıcı ortamın bizzat Başbakan’ın yakın çalışma arkadaşı tarafından dile getirildiğinin altını çizen İpekçi, “Bu ülkede basın ve ifade özgürlüğü böyle bir ortamda nasıl sağlanacak? Biz özgürlük derken insanların kişilik haklarına saygı gösterilmesin, hakaret edilsin demiyoruz. Biz niteliksiz yayıncılığı savunmuyoruz. Biz AİHM kararları çerçevesinde her türlü görüşün ifade edilebilmesini savunuyoruz. Ama avukat bey böyle bir basın özgürlüğünü değil, kendilerine göre bir özgürlük çerçevesi sağladıklarını söylüyor; bu da ayrı bir utanç vesilesidir” dedi.