'Vaav! Bakın ve izleyin...'

Andy Warhol'un memleketi Pittsburgh'taki resmi müzesinden gelen film ve video manzaraları, sanatçının polaroid şöhretler karmasının tatlı hayali eşliğinde Galerist'in üç mekânına serpiştirildi. Sergiye emeği geçen ABD'li müze yöneticisi ve küratörler için etkinliğin mesajı net: 'Vaav! Bakın ve izleyin'

11 Haziran 2011 Cumartesi, 07:11
Abone Ol google-news

Galerist, Tepebaşı, Galatasaray ve Akaretler’deki galerileri ve yakında İstanbul Hasköy’de konuşlandıracağı iddia olunan dev mekânı ile Türkiye’nin “zincir” sanat mekânı olma yolunda hızlı adımlar atıyor. Kuruluş bu düzlemde, ancak müzeler ve kültür kurumlarından beklenebilecek bir gayri ticari sorumlulukla, bu üç mekânı, pop-art akımının önderlerinden Andy Warhol’a ayırdı.

Andy Warhol bienali de denebilecek “Warhol Hareket Halinde” isimli sergide, 29 Haziran’daki Sotheby’s Londra müzayedesinde 1980 tarihli Debbie Harry tuval resmi yaklaşık 4 milyon 500 bin pound’a satışa çıkacak sanatçının, Polaroid Big Shot makinesiyle çektiği Sylvester Stallone, Jane Fonda ve Mick Jagger ile Joan Collins, Liza Minnelli, Grace Jones gibi pop kültür ikonlarına ait fotoğrafları görülebiliyor. Tabii bunlara kendi otoportreleri de dahil.

Etkinlikte asıl olarak sergiye de ismini veren “hareketli” Warhol tarihinin önemli bir kısmını oluşturan 16 milimetrelik film ve video yapıtları mevcut. “Chelsea’li Kızlar”, “Ekran Testleri”, “Empire”, “Andy Warhol’un 15 Dakikası” gibi eserlerin ilk defa İstanbul’a geldiği sergi için Galerist’le işbirliğine giden Andy Warhol Müzesi, Amerika’nın Pennsylvania eyaletine bağlı Pittsburgh kentinde bulunuyor ve aynı zamanda bu kent, sanatçının da doğum yeri.

Ayrıca, kariyerine Carnegie Enstitüsü’nün sağladığı ücretsiz sanat derslerini alarak başlayan Warhol’un müzesi de, yine enstitünün desteğiyle, dünyanın dört yanından sanatseverleri kendisine çekmeyi başarıyor.

Sergiyi düzenleyen müze yöneticilerinden Eric Shiner ve müzenin film ve video küratörü Geralyn Huxley’le Andy Warhol’u ve sergiyi konuştuk.

- İmaja aşırı yüklenilen, yüklendikçe içi boşaltılan bir çağda İstanbul’a özel bir Andy Warhol sergisi ile gelmenizdeki maksadınız neydi?

ERIC SHINER: İmaja aşırı yüklenildiğinden Warhol da haberdardı. Gerek görsel, gerekse işitsel yönde yaşanan bu aşırı yüklenme neredeyse 40 yıl önce onun ilgisine mazhar oldu. Bir imaj, ardından hemen üretilen bir yenisi, ardından bir tanesi daha… Bunun zamanlaması bizce müsait, çünkü İstanbul’un güncel sanat bağlamında tıpkı 1980’lerin New York’unu andırır bir üretim ve enerji patlaması yaşadığına inanıyoruz. Bu bizi çok cezbediyor.

- Film ve videoların özellikle sergilenmesindeki niyetiniz neydi?

GERALYN HUXLEY: Çünkü buradaki film ve videolar üzerinden Andy’nin normalde karşılaşmadığımız yönleri ile baş başa kalabiliyoruz.

SHINER: Tabii, İstanbul’daki sanat ortamında film ve videonun yoğun kullanılan araçlar haline geldiğinin de ayırdındayız. Bu nedenle Warhol’un film ve video medyumunu nasıl kullandığı ve yorumladığının, Türkiye’deki sanatçıların üretimini daha da geniş bir perspektife taşıyacağını umuyoruz.

- Polaroidlerle film ve videoları bir arada sunmanızın mantığı neydi?

HUXLEY: Hemen hepsinin kamera ile kaydedilerek, şöhretin sözde parıltısını ve ünlülerin türlü hallerini yansıtmaları nedeniyle bir araya getirilmelerini uygun bulduk. Buradaki polaroidlerin hiçbiri orijinal değil, tarafımızca çoğaltılmış röprodüksiyon kopyalar. Çünkü orijinaller yok olabilecek denli nazikler.

- Andy Warhol’un türlü alanlarda aşırı markalaştırılmış olmasına yönelik özeleştiriniz var mı?

HUXLEY: Andy zaten ‘En iyi sanat, iştir’ diyen bir kişilik. Kendi adı üzerinden kurduğu ‘girişimcilik’ ruhu, şirketi ve markasıyla da bunun bir sonucu oldu. Biz bugün Warhol olgusunun anlaşılmış olmasından hoşnut olduğumuz kadar, müze olarak, Andy’nin yalnızca bir ‘Marilyn Monroe’ tablosu yaratıcısı olmadığını da kitlelere anlatmak durumundayız.

- Herkesin her şeyi kuralsızca ‘indirdiği’ çağımızda, Warhol’un mirasının telif hakkı -veya izleyicileri tarafından sempatiyle kopyalanma- riskine karşı tavrınız nedir?

SHINER: İnterneti titizlikle gözlüyor ve gıyabımızda yüklenmiş izinsiz içerikleri mümkün mertebe kaldırtıyoruz. Anımsarsanız, Andy popüler kültürden pek çok imgeyi bu unsurları göz önüne almaksızın kullanan biriydi. İçinde bulunduğumuz durum da bu bakımdan pek ironik. Bugün biz onun yaptıklarını korumakla mükellefiz.

- Bu sergiyi Andy’ye gönderme ile, 15 dakika yerine 15 saniye içinde nasıl tarif edersiniz?

SHINER: Vow / Vaav.. (Tıpkı Andy’nin yaptığı gibi…)

HUXLEY: Benim tercihim ‘Bakın ve izleyin’ olurdu.