Ve Perde!

Yarın adliyeler açılıyor. Bu, adli tatil bitti demektir.

31 Ağustos 2014 Pazar, 11:01
Abone Ol google-news

Adli tatil deyince de, nöbetçiler hariç, savcıların, yargıçların ve adliye çalışanlarının izne çıktıkları, çalışmalara ara verdikleri anlaşılır. Bugünkü uygulamasıyla adli tatile uzun yıllardır karşı çıktığım bilinir. Bunun elbet haklı nedenleri var. En önemlisi, bu dönemde adliyelerde işlerin yeterince kucaklanmadığı gelir. Nöbetçi dediğiniz savcı ya da yargıç dosyanın yabancısıdır. Ellerinden geleni yapsalar da istenen sonuçlar alınmaz. Oysa bugün adalet hizmetinin ülke çapında bilgisayar düzeninde görüldüğü hatırlanırsa, izinleri bir sisteme oturtmak o kadar kolay ki, yeter ki istensin. Adli tatil denildiği zaman, Yargıtay’da yapılan açılış toplantısı akla gelir. Bu toplantı bir geleneğin ürünüdür ve amacı bellidir. İlkin hizmet çarkının dönmeye başladığının duyurulmasıdır. Sonra adalet hizmetinin görülmesindeki sorunlar dile getirilir, çözüm önerileri sunulur. Bu toplantıda Yargıtay başkanı konuşur. Adalet hizmetinin tepe noktası olarak o olanak ona tanınır. Onun yanı sıra Türkiye Barolar Birliği (TBB) başkanı da bir konuşma yapar. Bu konuşmanın da amacı yukarıdaki gibidir. TBB başkanı konumu gereği özellikle savunma açısından önemli noktaları ön plana çıkarır. Bu niteliğiyle, toplantı sakin bir ortamda geçmeli, tartışma alanı olmamalıdır. Bu nokta gözden kaçırıldığında, medyanın da körüklemesiyle ana konular ve sorunlar ses getirememekte, kim ne yaptı, tartışmaları ön plana çıkmaktadır. Son dönemde bu yılki toplantıda TBB başkanının konuşup konuşmayacağı konusunda, Yargıtay Başkanlar Kurulu kanımca açık biçimde  doğru sonuca vardı. Alınan kararda iki noktanın vurgulanması önemliydi. İlkin TBB başkanının konuşma yapması bir geleneğin uygulanmasıdır. İkincisi, başkan savunma erkinin başıdır ve avukatlar yargının bir vazgeçilmezidir. Adalet hizmetinin yakın bir incelemesinde, hizmetin görülmesine katılanların bakışlarıyla, ne gibi sorunların söz konusu olduğu üzerinde de durulmalıdır. Bugün için tüm hukuk camiası hukuk normlarının bu denli değiştirilmesinden sıkıntılıdır. Bunun nedeni açıktır. AB’ye giriş ösürecinden başlayarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti dünya ölçeğinde hiçbir ülkenin cesaret edemediği bir davranış sergilemektedir. Bu davranış temel yasaları yeniden yapmak olarak özetlenebilir. Bu yapılırken geçmişle bağlar koparıldığından, ayrıca “işler” aceleye getirildiğinden, tam bir kaos ortamı yaşanmaktadır. Oysa bilinmesi gerekir ki, hukukun temel işlevi düzendir. Düzen sağlam normlarla kurulur. Uygulama da bunlara dayanarak hizmet görür. Bu noktada ifade etmem gerekir ki, “hukuku tümden yeniden yapma” tavrı yanlıştı. Bu husus yeterince anlatılmaya çalışıldı. Fakat bu yola çıkanlar, yollarından dönmediler. Oysa hatadan dönmek erdemdir. Bugün için kamuoyunu her an işgal eden, yargı paketleri, ötorba yasalar bu hatanın ürünleridir ve asla rastlantı değildirler. öYakın geçmişte ortaya çıkan adaletsizliklerde, yaşatılan acılarda sözünü ettiğim hatalı tutumun elbette kusuru vardır. Her şey bir yana, adalet organları sistemini altüst ederek, “özel”lerle iş yapmaya kalkıldığında, istenmeyen sonuçların ortaya çıkması da kaçınılmaz olur. Son söz: Yeni bir adli yıl, yeni beklentiler, yeni umutlar demektir.

 

PROF. DR. ERDENER YURTCAN