'Yasanın Ergenekon davasıyla alakası yok'

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanmasından sonra ilk değerlendirmesini yaptı.

14 Aralık 2011 Çarşamba, 13:27
Abone Ol google-news

Kanal 24'te yayınlanan 'Moderatör' programına konuk olan Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, gündemin en sıcak tartışma konusu olan Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Yasa ile ilgili değerlendirmesinde, yasanın Ergenekon Davası ile ilişkilendirilmesine anlam veremediğini belirterek, ''Ergenekon bu işin neresinde anlamakta güçlük çekiyorum. Ergenekon Davası'ndaki yargılamaların mahiyeti başkadır. Anayasal düzeni bozma, demokrasiyi kesintiye uğratma, seçimle iş başına gelen hükümeti yıkma suçları ile Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Yasa'yı aynı paralelde değerlendirmek kesinlikle yanlış bir yaklaşımdır'' dedi.
 

'Tahliyelerin nedeni yasa değil'

Gençlik ve Spor Bakan Suat Kılıç, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Yasa'nın kabul edilmesi ile 8 şike tutuklusunun tahliyeleri arasında ilişki kurulmasının son derece yanlış bir yaklaşım olduğunu ifade ederek, ''Tahliyelerin nedeni yasa değildir. Kanun, Resmi Gazete'de bile yayınlanmadı. Dolayısıyla kanun daha yürürlüğe bile girmedi. Salıvermeler yeni kanunun verdiği imkânlardan kaynaklanmıyor. Tahliyelerin nedeni, iddianame sürecinin tamamlanmasıdır. Tahliyeler soruşturma süreci bitip, savcının iddianameyi mahkemeye teslim etmesi doğrultusunda mahkemenin verdiği kararlardır'' diye konuştu.
 

'Avrupa'da örneği yok'

Bakan Kılıç, kanunun evrensel hukuk normlarına uymadığını başından beri savunduklarını hatırlatarak, hukukçu olmayan kişilerin kanun hakkında dünyadaki uygulamalara ve örneklere bakmadan yorum yaptıklarını ifade etti. Bakan Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Ceza süresindeki alt sınır Avrupa'da yok. Bizde 1 ila 3 yıl arasında bir alt ve bir üst sınır var ve bu suç, kulüp başkanları ile yöneticilerinin işlemesi halinde yarı yarıya artacak. Yani 1,5 yıl ila 4,5 yıl arasında olacak. Ayrıca bir ilave daha koymuşuz. Hükmün açıklanması ertelenemez, para cezasına çevrilemez. Yani kulüp başkanı şikeye karışırsa, 2 yılın altında bile olsa cezası paraya çevrilemez. Bir diğer hüküm ise; bu kanun kapsamında mahkûmiyet alanlar, bir daha kulüp başkanı veya yöneticisi olamazlar. Federasyon başkanı veya yöneticisi iseler bir daha olamazlar. Bu kanun kapsamına giren suçu birden fazla işleyenlerin cezası 4'te birinden 4'te üçüne kadar artırılacak. Yani bu kanunun uygulamadaki alt sınırı 2 yıl üst sınırı ise 7,5 yıldır. Buradan bakıldığında bu yasayı kulüp başkanlarının ısrarı ve çalışmaları doğrultusunda çıkardık. Yasada kulüp başkanları ve 4 partinin grup başkan vekillerinin imzası var. Şimdi bu denli çok tartışma olması bizim haklılığımızı ortaya koymuştur.''

'Asıl olan yargıyı hızlandırmaktır'

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Türkiye'deki uzun tutukluluk sürelerinin yasalardan değil, yargılamadaki gecikmelerden dolayı soruna dönüştüğünü belirterek, ''Yaptığımız çalışmalarla Yargıtay'daki iş yükünü eritmeye başladık. Dün 'tutukluluk süresini kısaltın' diye talepte bulunanlar bugün bu sebeple eleştiri oklarını AK Parti'ye yöneltiyorlar. CHP'nin teklifi yasalaşırsa Danıştay katili Alparslan Aslan tutuksuz yargılanacak. Mardin Bilge Köy'deki 44 kişinin katili de serbest kalacaktır. Türkiye bunları kaldırmaya hazır mı?'' dedi.
 

'Kulüpler Birliği imzasına sahip çıksın'

Bakan Kılıç, yasanın Spor-Toto Süper Lig'de temsil edilen 18 kulüp başkanının ortak imzasının ardından, 4 parti grup başkanvekillerinin teklifi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne geldiğini hatırlatarak şu değerlendirmelerde bulundu: ''Kanun teklifi, Kulüpler Birliği'nin kanun hazırlığıdır. Ben eğer parti grup başkan vekillerinin imzası olmazsa kanun görüşmelerine hükümet adına katılmayacağımı söyledim. Hükümet parlamentodaki yasa görüşmelerine oturmadığı takdirde yasanın görüşülemeyeceğini herkes bilir. Tüm parti gruplarını dolaşıp ikna eden kendileridir. Fakat tartışma sürecinde ortadan kayboldular. Bu kanun teklifinin altında imzalarınız var. Şayet bizimle yeniden temas kuracaksanız, dünkü eseriniz olan kanun teklifine, yasalaşan bu metne sahip çıkmalısınız. Camialarınız, taraftarlarınız arasında da bu kanuna karşı çıkanlar var. Onlara yapılan değişikliği anlatması gereken sizlersiniz. Altına ıslak imzanızı attığınız metne sahip çıkmazsanız, biz de bundan sonra sizden gelecek önerilere mesafeli davranırız.''

'AK Parti'de çatlak emaresi yok'

Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunun AKP'de görüş ayrılıklarına ve çatlağa yol açtığına ilişkin iddialara sert tepki gösteren Bakan Kılıç, ''Cumhurbaşkanı kanunu Meclis'e göndermekle Anayasa'dan kaynaklanan yetkisini kullanmıştır. Cumhurbaşkanımız bu yetkiyi kullanmanın medya ve kamuoyunda ele alınış şeklinin bu yönde olacağını tahmin etseydi muhtemeldir ki bu kanunu tekrar görüşülmek üzere Meclis'e geri göndermeyecekti. 10 yılda büyük badireler atlattık. AK Parti hakkındaki kapatma davası, 27 Nisan 2007 tarihindeki Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2010 Anayasa değişikliği sırasında AK Parti olarak büyük sınavlardan geçtik. Bu kadar üzerimize geldiler. İstifa eden bir milletvekilimiz var mı? İstifa eden bir belediye başkanımız var mı?'' diye konuştu.

Suat Kılıç, 27 Nisan 2007'de cumhurbaşkanını seçtirmemek için enselerinde boza pişirildiğini dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı: ''Tüm bunlar AK Parti'de bir çatırdama meydana getirdi mi? Getiremediler. Bugün, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine İlişkin Kanun; değişse ne olur, değişmese ne olur? Hayat meselesi değil. Önemli bir demokrasi sorunu değil. Önemli bir hukuk sorunu değil. Sadece spordaki bir olumsuzluğu giderme, futboldaki kan kaybını durdurmaya yönelik bir değişikliktir. Böyle bir meselenin AK Parti'de bir çatlak meydana getirmesi asla mümkün değildir. AK Parti'de bunun emaresi bile yok.''