Yunus Nadi Ödülleri'nde daha iyi bir dünya istediler

Cumhuriyet Gazetesi’nin düzenlediği Yunus Nadi Ödülleri önceki gün Şişli Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi.

08 Mayıs 2015 Cuma, 15:32
Abone Ol google-news

Bu yıl 70’incisi düzenlenen Roman, Öykü, Fotoğraf, Şiir, Karikatür, Sosyal Bilimler ile Kısa ve Belgesel Film olmak üzere 7 dalda 9 ödül verildi. Gecede, şef Masis Aram Gözbek yönetimindeki Boğaziçi Gençlik Korosu mini bir konser verdi. 

Nebil Özgentürk’ün sunduğu gecenin, ödül konuşmalarında, özgürlüklere, yaşam hakkına, polis şiddetine, Gezi Direnişi’ne, sansür ve otosansüre dikkat çekilerek “daha iyi bir dünya” vurgusu yapıldı. 

70. Yunus Nadi Ödülleri sahiplerine verildi - VİDEO

"Roman" dalında Eren Aysan’ın “Gece Uyurken” adlı yapıtı ödüle değer görüldü. Madımak katliamında yaşamını yitiren şair Behçet Aysan’ın kızı Aysan, ödülünü sanatçı Zülfü Livaneli’nin elinden aldı. Livaneli, konuşmasında Atatürk’ün “Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarların biri kopmuş demektir” sözünü hatırlatarak “Sanat damarlarımızı sürekli kesmeye çalışılanlar bunun feci denemesini Madımak’ta yaptılar. Sanat damarlarımızı kesemediler, kesemeyecekler...” dedi. 



Aysan da konuşmasında şu cümleleri kurdu: “Babamın ölümü gelip çattığında o zamanın boyalı basını katliamın üstünü örtmek, olayları çarpıtmak adına elinden geleni yaptı. Bir tek Cumhuriyet gazetesi yaşananları dosdoğru aktarıyordu. Gazetenin 3 Temmuz  1993 günü manşeti, “Şeriat Ayaklanması” idi. Altında iri puntolarla, “Ölenler arasında şair Behçet Aysan ile ozan Nesimi Çimen de var” diye yazıyordu. Ne yalan söyleyeyim, o zaman içimden ‘nasıl olur?’ demiştim... Hep bu kadar ağır yürek sızısıyla mı yaşayacağım? Biraz mahremiyetimizi aşarak söyleyeyim: Kimse anlamak istemez, Sabahattin Ali öldürültükten sonra uyuyamayan eşinin kızı Filiz’i de akşamdan sabaha ayakta durmaya zorladığını... Kimse bilmez, Ümit Kaftancıoğlu’nun çocuklarına bağlanması gereken maaşı devletin esirgediğini ve bu paraya kavuşmak için ailenin ne çileler çektiğini... Çünkü paradan konuşmak zaten onurlu insanlar için utanılacak bir şeydir. Bense babamın ölümünden bu yana “yenilgi” duygusunu üzerimden atamadım. Sanki o ana kadar her şeyin çözümü vardı. Şimdi ise yok! Üstelik bunun bir duygu değil, ağırlığını ve soğukluğunu günden güne hissettireh gerçek olduğunu biliyorum. Birileri benden çok önce bu gerçekle karşılaştı, birileri bunun farkında değil, birilerinin ‘çare’ diye başvurduğu şeyse bana çok yavan geliyor. Belki de kendimi bir parça yatıştırmak için yazmaya başladım. Bizim gibi kayıplarının ardından vekaleten yaşayanlar için artık sayısız anma günü var. Günlerimiz 17 bin beşyüz faili meçhul cinayet için yeterli değil. Artık bir açıkhava mezarlığı gibi canım ülkem... Son olarak, ödülü, Ortaçağ karanlığında yitirdiğim babam Behçet Aysan’ın su kadar aziz anısına adıyorum.”



‘Edebiyat ötekini anlama ihtimalidir’
 “Öykü” dalında “Mübarek Kadınlar” adlı yapıtıyla Gaye Boralıoğlu ödüle değer görüldü.  Boralıoğlu, ödülünü Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü’nün elinden aldı. Boralıoğlu, konuşmasında “Edebiyat ötekini anlama, daha iyi dünya yaratma ihtimalidir. Edebiyatın dokunduğu yerde kötülük olmaz. Yaşar Kemal’in dediği gibi ‘biraz daha yazmak, biraz daha iyi yazmak...” dedi. 
“Şiir” dalında “Bağışla Ziyanımı” adlı yapıtıyla Refik Durbaş ödülün sahibi oldu. Refik Durbaş’ın ödülünü eşi Bilge Durbaş, Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu’nun elinden aldı. 
“Sosyal Bilimler ve Araştırma” dalında  “İstiklal Mahkemeleri” adlı yapıtıyla Ergün Aybars ödülü aldı.
“Karikatür” dalında ödül Oğuz Gürel’in “Üç Maymun” isimli yapıtına gitti. Gürel, ödülünü gazetemiz yazarı Hikmet Çetinkaya’nın elinden aldı. Gürel, konuşmasında “Bertolt Brecht, şöyle der, mizahın bol olduğu yerde karikatürcülerin işi kolay gibi gözükür, her şeyin mizah olduğu yerde de yaşamak gittikçe zorlaşır” dedi. 
“Fotoğraf” dalında ödül “Özgürlük” adlı yapıtıyla Burak Şenbak’ın oldu. Şenbak, ödülünü Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın elinden aldı. Şenbak, “Hayatımızda özgürlüğün eksik olmaması dileğiyle” dedi. 
 
‘Gezi’ şehitlerine...
“Kısa ve Belgesel Film” dalında Burçak Evren, Enis Rıza, Aslı Selçuk, Işıl Özgentürk ve Prof. Dr. Bülent Vardar’dan oluşan Seçiçi Kurul; “Belgesel” için V. Kerem Hun ve Yılmaz Kılıç’ın ortak yönetmenliğini yaptığı “Madde 16: Yaşam Hakkı” adlı yapıta verilmesine karar verdi. Hun ve Kılıç, ilk olarak Gezi Direnişi’nde polisin attığı gaz kapsülüyle gözünü kaybeden Muharrem Dalsüren’i sahneye davet etti. Hun ve Kılıç, ekip adına yaptıkları konuşmada, iç güvenlek paketi, sansür, otosansür, tutuklu sanatçılara dikkat çektiler: “Bu ödülü 12 yaşında güvenlik güçleri tarafından 13 kurşun sıkılarak katledilen Uğur Kaymaz ve polis şiddeti sonucu hayatını kaybeden, sakat bırakılan psikolojik veya fiziksel işkenceye maruz kalan bütün insanlara adıyoruz. Polisin silah kullanma yetkisinin sebep olduğu kayıplara dikkat çekmeyi amaçladığımız belgeselimiz 2013’ün haziran ayında başlayan direnişiyle farklı bir kurguya kavuştu. Artık rahatlıkla Gezi’den önce ve Gezi’den sonra diye ayırabileceğimiz bir milad noktamız oldu. Kaybettiğimiz umudu bize geri kazandırmak için korkusuzca Gezi’nin ön saflarında yer alan kaybettiğimiz Gezi şehitlerini bir kez daha anıyoruz.” Seçici Kurul, “Kısa Film” için ise birincilik ödülünün; Orhan İnce’nin yönetmenliğini yaptığı “Adem Başaran” adlı yapıtla, Safet Ayhan’ın “Sarı Buzdolabı” adlı yapıtı arasında paylaştırılmasına karar verdi. Bu dalın ödülünü ise Cumhuriyet gazetesi İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay sundu. Orhan İnce, konuşmasında, “Bu ödülü 90’lı yıllarda köyleri yakılan, yıkılan, boşaltılan ve zorunlu göçe maruz kalanların hikayesini anlattığım insanlara adıyorum” dedi.