Hükümet kuramama rekoruna doğru! - Erdinç Utku

2019 seçimleri sonrası 652 gün hükümetsiz kalma rekoru kıran Belçika, adına ve geçmişine yakışır şekilde federal hükümet kuramama görüşmelerini 9 Haziran 2024 seçimlerinden beri sürdürüyor.

Hükümet kuramama rekoruna doğru! - Erdinç Utku
Abone Ol google-news
Yayınlanma: 26.01.2025 - 04:00

ABD Başkanı Donald Trump’ın dünyayı panikleten ve dengeleri sarsan “dengesiz” açıklamaları fazla ilgimizi çekmiyor burada. Belçika, federal hükümet kurma görüşmelerine kilitlenmiş durumda. “Hükümet kuramama” aslında gündemi bu kadar meşgul etmemeli. Normalde şöyle olur: Seçim yapılır, sonuçlar belli olunca çıkan tabloya göre çoğunluğu sağlayan bir parti hükümeti kurar. Tek parti çoğunluk sağlayamadıysa parlamentoda çoğunluğu sağlayacak kadar parti birlikte görüşerek koalisyon hükümeti kurar. Bu kadar basit. Normalde ve normal ülkelerde bu böyledir. Sürrealizm ülkesi Belçika’ya gelince iş değişir. En uzun süre hükümet kuramama rekorunu elinde bulunduran ülkede hükümet, mantıklı sayılabilecek bir sürede kurulsaydı asıl o zaman herkes şaşırırdı. 2019 seçimleri sonrası 652 gün hükümetsiz kalma rekoru kıran Belçika, adına ve geçmişine yakışır şekilde federal hükümet kuramama görüşmelerini 9 Haziran 2024 seçimlerinden beri sürdürüyor.

AYRINTILARI ANLAMAK ŞART

Coğrafi olarak üç bölgeli (Flaman Bölgesi, Valon Bölgesi ve Brüksel Bölgesi) ve dil bazında üç toplumlu (Flaman, Frankofon ve Alman) altı farklı hükümetle yönetilen federal bir ülke Belçika. Her siyasi oluşumun Flaman tarafında bir partisi, Valon tarafında başka adla başka bir partisi var. Örneğin liberaller. Flaman liberalleri Open VLD adıyla, Frankofon liberalleri MR adıyla mücadele ediyor. Flaman partiler Flaman Bölgesi ve iki dilli Brüksel Bölgesi’nden, Frankofon partiler de Valon Bölgesi ve iki dilli Brüksel Bölgesi’nde seçime girebiliyor. Flaman sosyalistleri, koalisyon görüşmelerinde yer alırken ülkenin en köklü ve büyük partilerinden Frankofon sosyalistleri PS ise muhalefeti tercih etti. Aynı şekilde Frankofon liberalleri koalisyon masasında ama Flaman liberalleri Open VLD muhalefette. İlginç değil mi? Siyasi yapısı karmaşık olan ülkede ayrıntılara girmeden federal hükümete odaklanalım isterseniz.

150 sandalyeli federal parlamentoda hiçbir parti çoğunluğu sağlayamadığı için Flaman tarafında milliyetçiler (N-VA), sosyalistler (Vooruit) ve Hıristiyan Demokratlar (CD&V) ile Frankofonlardan liberaller (MR) ve merkezciler (Les Engages) arasındaki koalisyon görüşmeleri, daha gerçekçi deyimle pazarlıklar devam ediyor. ABD’nin Arizona eyaletinin bayrağının renklerini andıran şekilde siyasi yelpazenin farklı kesimlerinden beş partili “Arizona koalisyonu”nun 31 Ocak’a kadar kurulması hedefleniyor.

SON MÜZAKERELER BAŞLIYOR

Şimdiye kadar 17 kez kralla görüşüp rapor sunan ve kral tarafından “formatör olarak hükümeti kurmakla görevlendirilen” N-VA Başkanı Bart De Wever, 7 Ocak’taki görüşmede, sürenin son kez 31 Ocak’a kadar uzatılmasını istemişti. De Wever, dün ve önceki gün ilk olarak koalisyon partilerinin başkanlarıyla ayrı ayrı ikili görüşmeler yaptı, son müzakere haftası bugün başlıyor. Dananın kuyruğu kopacak mı? Şimdi tüm gözler bugün yapılacak beşli görüşmede. De Wewer elinde kafatası ile “Koalisyonu kurmak ya da kuramamak işte bütün mesele bu” diyerek görüşmelere başlasa daha etkili olur.

Formatör De Wever’e göre bütçe açığını Avrupa Birliği’nin istediği şekilde 2030’a kadar gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 3’üne düşürmek için bir sonraki federal hükümetin 23 milyar Avro’luk ekstra gelir bulması gerekiyor. Paket; işgücü pazarı, emeklilik, vergi ve sosyal güvenlik reformları ile ezilen kesimleri daha da zor duruma düşürürken varsıllar için de hisselerden 6 bin Avro’dan fazla kazanan kişilere yüzde 5 dayanışma katkısı getirmek gibi göz boyama önlemlerine yer veriyor.

Bütçe açığını kontrol edilebilir düzeye çekmek için alınması gereken önlemleri içeren “süper not” görüşme belgesi geçtiğimiz günlerde medyaya sızmış ve başta sendikalar olmak üzere pek çok kesimin tepkisini çekmişti. Sendikalar 13 Şubat’ta genel greve gidiyor. Sendikalar haklı. Sosyoekonomik paket aslında çok ciddi bir tasarruf önlemleri ve kemer sıkma paketi.

“Çalışan kazanmalı” sloganıyla güzelce hazırlanan paket, yükü emekçilerin ve ezilenlerin sırtına yıkmaya çalışıyor. İşsizlik parası ödenmesinin koşullarının zorlaştırılması, vergi muafiyetinin kaldırılması ve maksimum iki yılla sınırlanması, gelir vergisi indiriminin azaltılması, doktor raporu alarak işe gitmemenin baskılanması, emekliliğin zorlaştırılması gibi içe dönük birçok önlem alınırken gelişmekte olan ülkeler de kemer sıkma politikalarından payını alıyor. Kalkınma işbirliğine yüzde 25 daha az harcama yapılacak.

KOALİSYONU BOZAN KAYBEDER

Kazanılmış haklardan kolayca vazgeçilmesi, en zayıfların korunmayıp daha da ezilmesi ve sosyal adaletsizliğin zenginler lehine desteklenmesi yani ne pahasına olursa olsun hükümet kurulması şart mı? Peki 31 Ocak’a kadar hükümet kurulabilir mi? Normalde birbirine çok uçlarda bulunan liberal ve sosyalistlerin koalisyon görüşme masasındaki kemer sıkma önlemleri konusunda anlaşamaması lazım. Sonra da fazla bir seçenek olmadığı için erken seçime gidilir. Ama burası Belçika. Sürrealizm ülkesi. Her an her şey olabilir.

Hiçbir parti koalisyonu bozan taraf olmak istemez. Bunun seçimde oy kaybetmelerine neden olacağını çok iyi bilir. Bu “hiçbir tarafın tam memnun olmadığı” koşullarda hükümete girmek de partilileri kızdırır. Politikacılar ne yapıp etsinler, şapkalarını sihirbaz şapkası gibi kullanıp “şapkadan sosyal adaleti önceleyen bir hükümet” çıkarsınlar. Yeni bir “hükümet kuramama rekoru” deneme zamanı değil zaman şimdi.

Dünya yangın yeri...