İmamoğlu'nun yargılandığı 'Bilirkişi' davasında mütalaa açıklandı: Bir suçlama düştü, ön ödeme ihtimali doğdu

İmamoğlu'nun yargılandığı 'Bilirkişi' davasında mütalaa açıklandı: Bir suçlama düştü, ön ödeme ihtimali doğdu

30.03.2026 10:43:00
Güncellenme:
İmamoğlu'nun yargılandığı 'Bilirkişi' davasında mütalaa açıklandı: Bir suçlama düştü, ön ödeme ihtimali doğdu

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'bilirkişi' davasında 4'üncü duruşma bugün yapıldı. İmamoğlu, savunmasının başında, "Mahkeme fırtınasıyla karşı karşıyayım. Diğer salonda 4 bin sayfalık bir iddianame var; benim tabirimle çöptür. Burada Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Her salonda bir kumpas var" ifadelerini kullandı. Duruşma 13 Temmuz tarihine ertelenirken davada mütalaa da açıklandı.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, bilirkişi S.B'ye yönelik açıklamaları nedeniyle "yargı görevini yapan bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs" ve "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" suçlamalarıyla yargılandığı davanın dördüncü duruşması bugün Silivri'deki Marmara Cezaevi duruşma salonunda yapıldı.

Aynı günde iki davada hakim karşısına çıkacak olan İmamoğlu, saat 10.40 sularında duruşma salonuna getirildi. İmamoğlu savunmasında Adalet Bakanı Akın Gürlek'e göndermede bulundu. Gürlek’in bakan, birlikte çalıştığı isimlerin de bakan yardımcılığı gibi görevlere atandığını belirten İmamoğlu, "Bu millet de bunu yiyecek, ha? Yemez. Geçici bir bahar… Hani derler ya, 'yalancı bahar.’" ifadelerini kullandı.

BİR SUÇLAMA DÜŞTÜ, ÖN ÖDEME İLE DÜŞME İHTİMALİ DOĞDU

Mütalaasını açıklayan savcı, bu aşamada eksik hususların giderilmesini isteyerek ek dosya talebinde bulunurken kararını açıklayan mahkeme, TCK 277’de yer alan "yargı görevini yapan bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs" suçun oluşmadığını, suçun yalnızca TCK 288’de yer alan "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" maddesiyle oluştuğunu belirtti.

Mahkeme, eksik hususların giderilmesi için davayı 13 Temmuz’a ertelerken söz konusu suç, ön ödeme kapsamında yer alıyor. Yani İmamoğlu, 13 Temmuz tarihine kadar ön ödeme yaparsa dava düşebilir.

Geçtiğimiz haftalarda, İmamoğlu’nun “çirkin davası” da yapılan ön ödemeyle düşmüştü.

“KADIN CUMHURBAŞKANI” ÇIKIŞININ ARKA YÜZÜ

İmamoğlu, savunmasında Cumhurbaşkanlığı makamı hakkında konuşurken “kadın cumhurbaşkanı” çıkışında da bulundu.

İmamoğlu, "Cumhurbaşkanı nedir biliyor musunuz sayın Hakim? Cumhurbaşkanı, çok önemlidir. Bir eve bakalım, inşallah kadın bir Cumhurbaşkanı da olacak. Cumhurbaşkanı bir eve baktığınızda babadır biliyor musunuz? Annedir. Benim için öyledir yani. Demokrasi elbette, taraf elbette, parti elbette ama bir Cumhurbaşkanı, seçildiği an itibarıyla bir baba hüviyetine geçer” ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN’DAN İMAMOĞLU’NA: “SEN DAHA NELER GÖRECEKSİN”

İmamoğlu, savunmasında Cumhurbaşkanlığı makamı hakkında konuşmaya devam ederken ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaşadığı bir anıyı da paylaştı.

Erdoğan’ın kendisine “Sayın başkan, sen daha neler göreceksin” dediğini belirten İmamoğlu’nun mahkemedeki ilgili konuşması şöyle:

“Ben aday adayıyken kendisini ziyarete gitmiştim. Daha önce bana 2-3 yerde, 'Makarios'un anıtını yapan kişi' diye hakarette bulundu. Kıbrıs'ta 2 yıl yaşamış biri olarak, Makarios'un anıtını yapmışım. Halbuki ben, Beylikdüzü'nde Yaşam Vadisi'nin içinde, şanlı Türk askerini ve mücahitleri bir arada gösteren, tam 600 metrekarelik alanda Kıbrıs Barış Harekatı'nın meydanını ve anıtını yaptım. Yarışmayla yaptım; seçilen anıtın da hangisinin yapılmasına rahmetli Rauf Denktaş'ın ailesi karar verdi. Orada da koca bir anıt var. Bir köşede de 1960 Londra Antlaşması'nı betimleme yapıyor sanatçı. Orada Fazıl Küçük ve Makarios yan yana imza atarken, Makarios'un yüzü öfkeli ki o masada rahmetli Rauf Denktaş yok ama genç haliyle tasarlanmış, masaya yumruk vuran bir Rauf Denktaş anıtı; 1 metreye 7 metre. Dedim ki: 'Sayın Cumhurbaşkanı, yani böyle şeyler söylüyorsunuz, bakın anıt budur. Bunu demeyin' dedim.

Bakın aynen böyle, bunlar önemli şeyler; dün gibi hatırlıyorum. Odada ikimiziz, yan tarafta sandalyede Ali Doğan diye bir özel kalemi oturuyor. Benim özel kalemim de tutuklu, yukarıda hesap veriyor. Özel kalem kalktı yerinden, Allah razı olsun, telefonunu açtı getirdi —benim telefonum yanımda değil, dışarıda bıraktırdılar— telefonunu açtı, getirdi. 'Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başkan'ın bahsettiği anıt bu' dedi. Dedim: 'Getirin, getirin.' Böyle parmağımla büyüttüm —büyütmeyi de unuttuk, cep telefonu yok ya içeride— parmağımla böyle büyüttüm. Dedim: 'Sayın Cumhurbaşkanım bakın, şuradaki köşedeki vakayı da bu yani. Bu Beylikdüzü Yaşam Vadisi'ndeki Barış Harekatı nedir, ne için yapılmıştır? Şanlı Türk askeri bir tarafta, mücahitler bir tarafta, ortada Rauf Denktaş.' Belki de Kıbrıs'ta öyle bir anıt yok. Bana ne dedi biliyor musunuz? 'Ohoo' dedi, 'Sayın Başkan, sen daha neler göreceksin’ dedi bana. Ben de kendisine şunu söyledim: 'Siz benim Cumhurbaşkanımsınız, millet sizi seçti. Siz bunu yapamazsınız. Siz yalanı, iftirayı böyle kullanamazsınız.' Ben bunu adayken yüzüne söyledim.”

İşte "bilirkişi" davasında anbean yaşananlar...

12:30 | ERTELEME KARARI

Duruşma, 13 Temmuz 2026 günü saat 10:00'a ertelendi.

İmamoğlu'nun duruşma sonrası Silivri Marmara Cezaevi'nde, 1 numaralı salonda dördüncü haftası bugün başlayan İBB Davası'na getirilmesi bekleniyor.

12:20 | "KİME SALDIRACAKLARINI ŞAŞIRDILAR"

İmamoğlu, savunmasını şu sözlerle sürdürdü:

"Tapu listesi çıkınca kime saldıracaklarını şaşırdılar. Antalya, İstanbul, Kuşadası... Yetmedi, Çağlayan Adliyesi'nin koridorlarında kadınlar, ünlüler, iş insanları...

Bize yapılan haksızlıkları anlattıktan sonra birileri çıkıyor, 'benim babam üzülüyor' diyor. Vah benim mini minnacığıma. Efendim onun babasına kimse bir şey demesin ama diğer aileler sinir krizi geçirsin, anneler feryat etsin. Anayasal düzenle oynamanın bedelini adil yargıda herkes görecek, hesap verecekler."

11:50 | “BİR DAVA İÇİN SALON YAPILIR MI?”

Ekrem İmamoğlu savunmasının devamında İBB davası için Silivri'de yapılmakta olan duruşma salonuna değinerek, "Bir dava için duruşma salonu yaptırılır mı? Yukarıda üç haftadır yargılanıyoruz işte. Bir buçuk milyar lira, bir duruşma salonu için harcanır mı? Bu ancak inşaatçılığa, gayrimenkule meraklı bir yargı mensubunun aklı olabilir. Artık mesele sadece bir kişi ya da bir dosya değildir. Mesele, yargının nasıl yönlendirildiğinin açıkça gösterilmesidir. Burada kurulan düzen; hukuka göre değil, beklentiye göre karar verenleri ödüllendiren, hukuka sadık kalanları ise cezalandıran bir düzendir" dedi.

Akın Gürlek’in bakan, birlikte çalıştığı isimlerin de bakan yardımcılığı gibi görevlere atandığını belirten İmamoğlu, "Bu millet de bunu yiyecek, ha? Yemez. Geçici bir bahar… Hani derler ya, 'yalancı bahar.’" dedi.

Tutuklanmadan önce bir savcının kendisine "Ekrem Başkan, cumhurbaşkanı olup bu tarafa geçince de siz bizi yargılarsınız" dediğini anlatırken savcıya "Neden yargılanacağınızı düşünüyorsunuz? Suç işlediğinizi mi düşünüyorsunuz? Siz kim, biz kim? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye mücadele ediyoruz" diye yanıt verdiğini aktaran İmamoğlu, "Bu düşünce de bir sorun. İşte o ifademden sonra tutuklandım” dedi.

11:00 | İMAMOĞLU SAVUNMASINA BAŞLADI

Savunmasının başında, “Mahkeme fırtınasıyla karşı karşıyayım” diyen Ekrem İmamoğlu, söz konusu davada üç kez hâkim değiştirildiğini hatırlattı:

Diğer salonda 4 bin sayfalık bir iddianame var; benim tabirimle çöptür. Burada Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Her salonda bir kumpas var. Bu kumpasa karşı verilen mücadele, tarihimizin en büyük demokrasi mücadelelerinden biridir.

Milletin önünde bize kasıtlı iftiralar atılırken kendimizi savunmayıp ‘Yarabbi şükür’ diyecek hâlimiz yok. Milletin, dünyanın en güzel ve en iyi yönetileceğine inanan bir aklı ve mantığı ortaya koyarak, daha önce görülmemiş şekilde 15 milyon 500 bin insanın ön seçimde oy kullanmasıyla bize bir yetki verilmiştir. Dolayısıyla ben yalnızca kendi hakkımı değil, millete ait olan hak ve hukuku savunuyorum. Aynı dosyada ya da farklı dosyalarda benim gibi mücadele eden binlerce insan var."

Bu bilirkişi yalnızca rapor yazmıyor; insanların hayatını da etkiliyor. Örneğin Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, onun raporu nedeniyle 1 yıl 10 gün tutuklu kaldı. Bu haince raporlarla insanlar tutuklandı, itibarları zedelendi. Yargı, bilirkişi ve medya iş birliğiyle ailelere haysiyet cellatlığı, itibar suikastları yapıldı. Ne kadar basit değil mi? Meseleye sadece 'bilirkişi' diye bakmak ne kadar basit kalıyor. Bu ülkenin saygın bürokratları, siyasetçileri ve emekçileri kelepçelerle sıraya dizildi. Biz ne yapacağız? ‘Yarabbi şükür’ deyip izlemeye devam mı edeceğiz? Bizim milletimizin karakterinde bu yok. Söz konusu bilirkişi, AK Partili belediyelere ilişkin dosyalarda ise ‘aklayıcı’ raporlara imza atıyor. Ne kadar enteresan, değil mi? Bugün bu davanın, diğer salonda görülen ve 100 bin kişilik İBB kurumunun suç örgütü ilan edildiği dava ile ya da hakkımda açılan diğer davalarla ilgisi yok diye düşünmeyin.

“Sayın yargıç, adil yargılamanın nasıl etkilendiğine dair örnekleri size göstereceğim” diyen İmamoğlu, kendi davalarına atanan hâkim ve mahkeme heyetlerinin HSK kararnamesiyle başka illere gönderilmesine ilişkin örnekler sıraladı.

NE OLMUŞTU?

İmamoğlu, kendisi için iki yıldan dört yıla kadar hapis ve siyasi yasak istenen söz konusu davada, Saraçhane'de düzenlediği "Turpun Büyüğü" başlıklı basın toplantısında sürekli kendi davaları ve CHP'nin davalarına atandığını belirttiği S.B. adlı bir bilirkişi hakkındaki sözleri nedeniyle yargılanıyor.

Davanın görüldüğü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, aralık ayında açıklanan Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Kararnamesi ile başka bir mahkemeye atanmış ve 12 Aralık'ta yapılan son duruşma, dosyanın yeni hakiminin izne ayrılması nedeniyle geçici hakim tarafından yönetilmişti. Geçici hakim, esas hakkında mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderilmesine karar vererek davayı 108 gün sonraya ertelemişti.

İlgili Haberler