Aydın Engin

Suç ‘devlet sırrı’ olursa...

10 Mayıs 2015 Pazar

Haydi hep birlikte yarım cümlelik başlığı tamamlayalım.
Olasılıkları sıralıyorum. Seçimi siz yapın:
Bir: Suç “devlet sırrı” olursa, devlet suçlu olur...
İki: Suç “devlet sırrı” olursa, sırrı açıklayan suçlu olur...
Üç: Suç “devlet sırrı” olursa, suçu soruşturan içeri tıkılır...
Dört: Suç “devlet sırrı” olursa, hemen yayın yasağı konur...
Hangisini seçtiniz?
Yanlış.
Tümünü seçmeliydiniz...
Ya da hiçbirini...

***

Yoğun gündem, Cumhurbaşkanı katkılı seçim kampanyası filan derken arada kaynadı gitti. MİT TIR’larını kovuşturan ve durdurulup aranması talimatını veren, biri başsavcı olmak üzere dört savcı ile uyulması yasal olarak zorunlu savcı talimatı gereğince TIR’ları durdurup aramaya kalkan Adana jandarma komutanı albay tutuklandılar.
Tutuklama gerekçesi de açıklandı: Devlet sırrını ifşa etmek...
Hımmm...
Peki, koskoca Adana Başsavcısı başta olmak üzere dört savcıyı ve Adana’nın koskoca Jandarma Alay Komutanı Albay’ı tutuklayıp içeri tıkacak kadar önemli olan devlet sırrı ne?
Valla, benim bildiğimi siz de biliyorsunuz. MİT’in yasa ile belirlenmiş görevleri arasında olup olmadığı çok tartışmalı bir uygulama yapıldı. MİT tarafından içleri tıka basa doldurulmuş ve MİT görevlilerinin eşlik ettiği TIR’lar, Suriye’ye açılan sınır kapılarına doğru yol alırlarken savcı talimatı ile durduruldular. MİT’çiler TIR’ları aratmamak için direndiler. Jandarma da direndi. Karşılıklı silahlar çekildi. Sonra Adana’nın valisi, alelacele Ankara’dan gelen talimatı uyguladı. TIR’lar yollarına devam ettiler.
Ama olup biten artık “haber” olmuş; görevi gerçekleri halka aktarmak olan medyanın diline, eline, sayfasına, ekranına düşmüştü...
Ankara telaşlandı, “Belki yuttururum” hesabı ile bir açıklama yaptı: TIR’lar Irak’taki Türkmenlere insani yardım malzemesi götürüyor(muş).
Bu mum yatsıya kadar bile yanamadı. TIR’ların durdurulduğu ve Ankara’nın müdahalesi ile yollarını devam etmeleri arasında geçen kısacık zaman dilimindeTIR’lardan birkaçının kapıları açılmış, içindekiler görülmüş ve fotoğraflanmıştı.
TIR’lar silah ve cephane taşıyorlardı.
Ankara’daki yalancılar bir mum daha yaktılar: O TIR’lar, Irak Türkmeni soydaşlarımıza kendilerini korumaları için yollanıyordu. Daha önce de yollanmıştı.
Bu mum da ömürsüz çıktı. Irak Türkmenleri “Valla kardeşler biz ne insani yardım malzemesi aldık, alıyoruz, ne silah, ne cephane” dediler.
Ankara’nın tek çaresi kalmıştı: Olup biteni devlet sırrı ilan etmek ve yayın yasağı koymak...
Her ikisi de yapıldı. MİT TIR’ları ile ilgili haberlere yayın yasağı kondu.
MİT TIR’larının bu seferleri devlet sırrı ilan edildi.

***

Birbiri ardına ses kayıtlarının yayımlandığı o heyecanlı ve keyifli günlerde Dışişleri Bakanlığı’ndaki sohbet hâlâ belleğimde. Sanırım sizin de öyledir. Hani Süleyman Şah Türbesi’ne iki roket yollayıp, suçu Suriye’ye yıkıp, ardından Suriye’ye askeri bir harekât başlatmakla ilgili sohbet. Daha ayrıntılısını yazamam, çünkü hemen yayın yasağı kondu. Ama sizlerin hatırladığınıza eminim...
Peki, böyle iğrenç planlar yapılabilen bir devlet katında IŞİD, El Nusra, El Kaide gibi adını duyunca bile sırtımızın ürperdiği İslami terör örgütlerine silah yollamak suçu işlendiyse ve bu devlet sırrı ilan edildiyse savcı olarak, jandarma komutanı olarak, gazeteci olarak.. vazgeçtim yurttaş olarak susup boyun bükmemiz mümkün mü?
Yok o savcılar, o Albay paralel yapının (yani Gülen Cemaati’nin) disiplinine bağlıymışlar, o yüzden suçluymuşlar.
Yemezler...
Bir resmi görevlinin yasal olmayan bir merkezin disiplinine bağlı olup bazı haltlar yemesi bir suçtur. Suçu saptar ve yakalarına yapışırsın. Ama suç diye ortaya ”devlet sırrını açıklamak” diye bir gerekçe koyarsanız adama sorarlar:
O sır nedir? Suriye’de cinayetler işleyen İslami terör örgütlerine silah, cephane yollamak ne zamandan beri devlet sırrı sayılıyor?
Doğru, ortada bir suç var.
Ama suçlular içeri tıkılanlar değil.
“Peki kimler” diye sormadınız değil mi?  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018