Küfürlü şarkılar ve çocuklardaki tehlike
Murat Ağırel
Son Köşe Yazıları

Küfürlü şarkılar ve çocuklardaki tehlike

13.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Biraz adli olaylardan, siyasetten sıyrılıp uzun zamandır aklıma takılan bir sorunu dile getirmek istiyorum. Açıkçası birçok kişi açısından toplumsal sorun olsa da nedense gazetelerde televizyonlarda bu soruna değinen kimse yok.

Bakın bugün sokakta, okul servisinde ya da bir evin salonunda durup 6-7 yaşındaki bir çocuğun konuşmasına kulak verdiğimizde, duyduklarımız artık masum çocuk diline ait değil. Kimi zaman bir silah markası, kimi zaman uyuşturucuya gönderme yapan bir kelime, kimi zaman da yetişkinlerin dahi günlük hayatta telaffuz etmekten kaçındığı ağır küfürler ve cinsel ifadeler...

Yahu bu kelimeler nereden geliyor? Neden çok normalmiş gibi davranıyoruz? Bu çocuklar bunları kimden öğreniyor?

Sorunun cevabı artık gizli değil, hatta neredeyse gözümüzün önünde duruyor: Sosyal medya ve dijital müzik platformları.

Son yıllarda özellikle “rap” etiketi altında yayımlanan bazı dijital müzik içerikleri, yalnızca bir müzik türü ya da gençlik alt kültürü olarak açıklanamayacak bir noktaya gelmiş durumda. Bu içerikler, suçun, şiddetin ve uyuşturucunun estetik bir ambalajla sunulduğu; parlatıldığı ve hatta özendirildiği bir anlatı dünyası kuruyor. Üstelik bu anlatı, yalnızca dinlemek isteyen yetişkinlere değil, algoritmalar sayesinde çocukların da kulağına fısıldanıyor.

Üstelik en kötüsü bu ambalajlı içerikler suçu, uyuşturucuyu, berbat bir hayatı allayıp pulluyor.

Burada durup temel bir ayrımı netleştirmek gerekiyor.

Rap müzik tarihsel olarak bir ifade biçimidir. Dışlanmışlığın, yoksulluğun, adaletsizliğin ve sistem eleştirisinin sesi olarak doğmuştur. Ancak bugün karşılaştığımız tablo, bu tarihsel bağlamdan büyük ölçüde kopmuş durumda. Artık birçok şarkı sözünde çete isimleri, silah modelleri, uyuşturucu maddelerin açık ya da örtük övgüsü ve suçtan elde edilen paranın bir “başarı” ya da “statü” göstergesi olarak sunulması sıradan hale geldi.

Bu noktada sormamız gereken soru nettir:

Bu gerçekten sanatsal bir anlatım mıdır, yoksa suç dünyasının kendini pazarlama biçimi mi?

Daha da önemlisi, bu anlatının kimlere ulaştığıdır.

Günümüzde suç örgütlerinin ya da suç kültürünün klasik propaganda yöntemlerine ihtiyacı yok. Artık afişlere, gizli toplantılara ya da kapalı devre iletişim kanallarına gerek kalmadan; YouTube, TikTok, Instagram ve Spotify gibi platformlar üzerinden geniş kitlelere ulaşmak mümkün. Üstelik bu mecralar açık kaynaklı, denetimi zayıf ve son derece etkili.

Şarkı sözleri, klip estetiği ve kısa video formatları üzerinden verilen mesajlar çoğu zaman açık bir suç çağrısı içermiyor. Kimse doğrudan “şunu yap” demiyor. Ama tam da bu nedenle daha tehlikeli bir hal alıyor. Çünkü verilen mesajlar dolaylı, sembolik ve tekrar yoluyla içselleştiriliyor.

Suç olağanlaşıyor, şiddet normalleşiyor, uyuşturucu “cool” bir yaşam tarzının parçası gibi sunuluyor.

Bu anlatının en kırılgan ve savunmasız muhatapları ise çocuklar.

Bakın üstüne basa basa söylüyorum; Sansürleyelim demiyorum. Fakat bu tür içerikleri algoritmaları regüle etmemiz gerektiğini söylüyorum.

Bir çerçeveye oturtmamız gerekiyor.

Çünkü algoritmalar yaşa bakmaz; etkileşime bakar. “Müzik” etiketi ise içerikleri otomatik olarak masumlaştırır. Sonuçta 6-7 yaşındaki bir çocuk, ne anlama geldiğini tam olarak bilmediği kelimeleri ezberler; kliplerde gördüğü figürleri rol model alır; şiddeti ve suçu gündelik hayatın sıradan bir parçası olarak algılamaya başlar.

Uzmanı değilim ama görmemek için de kör olmak lazım, bu durum pedagojik açıdan son derece yıkıcı. Çocuk, daha hayatın en başında suç dilini öğrenip normalin bu olduğunu zannediyor ama hukuku öğrenmiyor. Gücü öğreniyor ama sorumluluğu, emeğin değerini, çalışmanın insanı ileriye götüren niteliğini öğrenmiyor. Korkutmayı, tehdit etmeyi, ezmeyi duyuyor ama empatiyi, sınırı ve sonuçları değil.

Haddini bilmeyi değil, egosunu en üste çıkarmayı, en iyi, en “cool”, en havalı benim demeyi öğreniyor. Tabiri caizse genç nesiller içi boş teneke gibi dolaşıyor.

Bu noktada sıklıkla “ifade özgürlüğü” savunması devreye sokulur. Oysa mesele ifade özgürlüğü ile sansür arasında bir tercih yapmak değildir. Asıl mesele, çocukların korunması ile suçun normalleştirilmesi arasındaki çizgidir.

Bugünkü hukuk düzenlerinde bu çizgi ne yazık ki net değildir. Dolaylı suç propagandası açık biçimde tanımlanmış değildir. Dijital platformların içerik denetimindeki sorumluluğu sınırlıdır. “Sanat” kalkanı ise çoğu zaman kötüye kullanılmakta; her türlü içeriği dokunulmaz hale getirmekte. Bu gri alanlar, suç kültürünün hızla yayılmasına zemin hazırlıyor.

Burada konuşmamız gereken şey müzik zevki değildir. Bu bir kuşak çatışması meselesi de değildir. “Bizim zamanımızda da şiddet vardı” diyerek geçiştirilebilecek bir durum hiç değildir.

Tartıştığımız şey, çocukların hangi dünyaya gözlerini açtığı... Şiddeti, pornografik içeriği, kanunsuzluğu ve uyuşturucuyu değil; kitapları, sanatı, kültürü, emeği, dayanışmayı, itiraz etmeyi göstermeliyiz.

Eğer bir çocuk şiddeti ritimle, suçu kafiyeyle, uyuşturucuyu melodilerle öğreniyorsa; bu yalnızca bireysel bir ebeveynlik sorunu değil, toplumsal bir alarmdır. Ve bu alarmı “gençler böyle” diyerek susturamayız.

Çünkü mesele rap değil.

Mesele müzik değil, müziğin sansürlenmesi değil. Mesele, suçun çocukların kulağına bir masal gibi alttan alta fısıldanmasıdır.

İlgili Konular: #Çocuk

Yazarın Son Yazıları

Tartışmalı araçlar: Kılıçdaroğlu ve Nafer Bey ilişkisi

CHP ile yatıyoruz, CHP ile kalkıyoruz.

Devamını Oku
30.05.2026
Kılıçdaroğlu'nun 'görevi' ne zaman bitecek

AK Parti’nin 25 yıllık iktidarı boyunca “Bunu da gördük” dediğimiz o kadar olay yaşadık ki ne yaşanırsa yaşansın artık şaşırmayız diyorduk.

Devamını Oku
26.05.2026
Mesele mutlak butlandan çok daha büyük

Cumhuriyet Halk Partisi’nde 38. olağan kurultaya ilişkin verilen “mutlak butlan” kararını herkes konuşuyor.

Devamını Oku
23.05.2026
Rasim Ozan Kütahyalı dosyasından ayrıntılar

Rasim Ozan Kütahyalı’nın ifadesini okudum.

Devamını Oku
19.05.2026
Adana’da neler oluyor: Dev bir KİRLİ ÇARK

Yasadışı bahis ve kumar en az uyuşturucu kadar tehlikelidir.

Devamını Oku
16.05.2026
Hem yoksul hem de yoksun kaldık

Ekonomik anlamda hiç ama hiç iyiye gitmiyoruz.

Devamını Oku
12.05.2026
Yasadışı bahis imparatorluğuna operasyon

Türkiye’de yasadışı bahis soruşturmaları uzun yıllardır sürüyor.

Devamını Oku
09.05.2026
Sazlıdere’den beton dereye: Çılgın proje

Yıl 2011...

Devamını Oku
05.05.2026
Ayaklar baş olursa kıyamet kopmaz

Dün 1 Mayıs’tı.

Devamını Oku
02.05.2026
Doruk Madencilik işçileri ve Latin Amerika benzerliği

Birazdan anlatacaklarım tekil bir “işçi emekçi mağduriyeti” değil; Türkiye’de özelleştirme politikalarının, denetim mekanizmalarının ve siyasal himaye ilişkilerinin nasıl iç içe geçtiğinin çarpıcı bir özeti.

Devamını Oku
28.04.2026
Gaziantep’teki ihaleye şaşırdık mı?

Türkiye’de kamu kaynaklarının kullanımı, özellikle de ihale süreçleri, uzun süredir hem hukuki hem de siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Devamını Oku
25.04.2026
Adalet bir gün herkese lazım olacak

Ankara’da Mansur Yavaş’a yönelik İçişleri Bakanlığı’nca soruşturma izni verilmesi siyaset koridorlarını hareketlendirdi.

Devamını Oku
21.04.2026
Maraş saldırısı ve Horváth’ın kitabı

Neyi nasıl koruyacağımızı artık bilmiyoruz.

Devamını Oku
18.04.2026
Anemurium antik kentinde beton tehdidi

Anemurium antik kentini bilir misiniz?

Devamını Oku
14.04.2026
Belediyelere operasyonlar ve kumpas kültürü

Çok enteresan bir dönemden geçiyoruz.

Devamını Oku
11.04.2026
Akbelen, Tisan, Belgrad Ormanı: Tarafınızı seçin

Ülkedeki gündem her dakika değişiyor.

Devamını Oku
07.04.2026
İBB davasında dekont olayı

Bazen trajikomik olayların memleketin durumunu daha güzel anlattığını düşünüyorum.

Devamını Oku
04.04.2026
Sahte diplomada kritik isim

Sahte diploma operasyonlarını hatırlıyorsunuz değil mi?

Devamını Oku
31.03.2026
Beykoz’daki milyon metrekarelik orman arazisi

Siyasilerin “yeşil”e olan duyarlılığı, sanmayın ki doğanın yeşiline karşı.

Devamını Oku
28.03.2026
Yeter artık!

Gazeteciliğin ne kadar önemli bir meslek olduğunu bir türlü anlayamıyoruz.

Devamını Oku
24.03.2026
'Nerede o eski bayramlar' dememek için...

'Nerede o eski bayramlar' dememek için...

Devamını Oku
21.03.2026
Bu yargılama böyle bitmez

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 107’si tutuklu, beşi müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasının ikinci haftası İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki 1 No’lu salonda görüldü.

Devamını Oku
17.03.2026
Yargılanan değil yargılayan İmamoğlu

Silivri’nin soğuk rüzgârları yine bir siyasi davaya tanık oluyor.

Devamını Oku
14.03.2026
POS cihazlarında vurgun

Şimdi yazacağım iddianameye göre 2022-2024 arasında toplam işlem hacmi 47.5 milyar TL olan POS cihazı vurgunu var.

Devamını Oku
10.03.2026
Kral Kiros’u ararken Nebukadnezar’ı bulacaklar

Önceki gün Oval Ofis’ten bir görüntü paylaşıldı.

Devamını Oku
07.03.2026
ABD-İsrail kontrolü kaybetti

Uluslararası ilişkiler veyahut strateji uzmanı değilim.

Devamını Oku
03.03.2026
Daha kaç cenaze gerekiyor?

Zonguldak’ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte iki madenci yaşamını yitirdi.

Devamını Oku
28.02.2026
Yasadışı bahsin kara tablosu

Adı: Derkan Başer...

Devamını Oku
24.02.2026
Bu bataklık kurumak zorunda

Yasadışı bahis soruşturması ve futbolda bahis-şike soruşturmaları hız kesmeden devam ediyor.

Devamını Oku
21.02.2026
Dijital çağın vebası: Yasadışı bahis

Biliyorum... Az sonra okuyacağınız satırlardaki konularla ilgili defalarca yazdım.

Devamını Oku
17.02.2026
Gayrimüslimlerin evlerine çöküyorlar

Türkiye, 150 yıl önce gayrimüslimlerin yaşadığı on binlerce ev ve araziye sahip.

Devamını Oku
14.02.2026
Kitabı alamayan elensin mi?

Bir üniversite öğrencisi...

Devamını Oku
10.02.2026
Taş taş üstünde kalmadı ama vicdanlar hâlâ ayakta mı?

Gece saat beşti...

Devamını Oku
07.02.2026
Efes’i nefessiz bırakmayın

Ülkelerin zenginliğini sadece topraktan çıkan değerli madenleri satması ya da yüksek teknoloji ürünleri üretmesi belirlemez.

Devamını Oku
03.02.2026
‘Vergi’ operasyonunda tuz koktu

Türkçemizde çok güzel bir deyim vardır: Tuz koktu.

Devamını Oku
31.01.2026
Umut satmak serbest, hesap vermek zor

Bu köşede sizlere hayatın her alanında gerçeklerle seslenmeye çalışıyorum.

Devamını Oku
27.01.2026
Devlet hastanesinde sahte doktor

Bazen bir haber dosyası gelir; tek bir kişinin hikâyesi gibi görünür ama satır aralarına bakıldığında koca bir sistemin nasıl aksadığını anlatır.

Devamını Oku
24.01.2026
İkinci el araçta bu dolandırıcılığa dikkat

Son dönemde ikinci el araba satış pazarında yaşanan dolandırıcılıkların haddi hesabı yok.

Devamını Oku
20.01.2026
Sahte e-imza ile Hazine arazisi satışı

Sahte belgeler ile kurum bürokratları adına çıkarılan e-imzalar ile yapılanları daha önce yazmıştım.

Devamını Oku
17.01.2026
Küfürlü şarkılar ve çocuklardaki tehlike

Eğer bir çocuk şiddeti ritimle, suçu kafiyeyle, uyuşturucuyu melodilerle öğreniyorsa; bu yalnızca bireysel bir ebeveynlik sorunu değil, toplumsal bir alarmdır. Ve bu alarmı “gençler böyle” diyerek susturamayız.

Devamını Oku
13.01.2026