Kurulduğu günden bu yana, dünyanın birçok coğrafyasında darbeler, cinayetler, saldırılar ve ambargolar gerçekleştiren NATO, 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni düzenlemek için 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Cumhuriyetimizin başkentine, Ankara’ya geliyor.
Temmuz ayında gerçekleşecek zirve, NATO’nun 2004 yılında İstanbul’da gerçekleştirdiği toplantı sonrası Türkiye’de planladığı ikinci buluşması olacak. Yanı başımızda İran’a ve Filistin’e yönelik saldırıların arttığı, Rusya’nın ve Çin’in çevrelenmeye çalışıldığı, Küba’ya dönük insanlık dışı ambargonun sürdürüldüğü bir dönemde yapılacak olan NATO zirvesinin Ankara’da planlanmış olması elbette alelade bir tercih değil. Zirvenin merkezi olarak kabul edilen Beştepe, ABD liderliğindeki NATO’nun bölgemizdeki ve Batı Asya üzerindeki emperyalist projelerinde AKP’ye düşen role ve görevlendirmelere de işaret ediyor.
Avrupa’nın güvenliğini öncelemekten ziyade, ABD’nin Batı ve Uzak Asya’daki emperyalist amaçları doğrultusunda, yeniden stratejik hedeflerini belirleme arayışı içine giren NATO’nun, Ankara’da düzenlenecek zirvede bu stratejiye yönelik yeni uygulamalar önüne koyması bekleniyor. Böylesi kritik bir zirve öncesi, Ankara’da olağan bir uluslararası diplomatik toplantı hazırlığından ziyade olağanüstü önlemlerin alındığı bir sıkıyönetim halinin varlığı göze çarpıyor. 100 yıl önce emperyalizme karşı milli kurtuluş mücadelemizin karargâhı olan ve tüm mazlum milletlere esin veren Ankara, bugünlerde çocukların üzerine bomba atanları, kadın ve yaşlıları elektriksiz ve susuz bırakan canice bir ambargoyu insanlığa dayatanları “ağırlamaya” hazırlanıyor.
SIKIYÖNETİM UYGULAMALARI
Ankara’da aylar öncesinden başlayan bu sıkıyönetim hali, valiliğin yayımladığı genelgeyle duyurulmuş oldu. Genelgeye göre, 28 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında, Ankara’da tüm etkinlik, gösteri, toplantı ve miting benzeri faaliyetler yasaklandı. Acil ve zorunlu hizmetler dışında kalan kamu çalışanlarına idari izin verileceği duyuruldu. “Kırmızı alan” olarak belirlenen ve Ankara şehir merkezinin Çankaya, Altındağ, Yenimahalle gibi merkezi birçok semtini kapsayan bölgelerin NATO zirvesinin gerçekleşeceği hafta boyunca “insansızlaştırılacağı” ilan edildi. Ankara’nın lüks otelleri aylar öncesinden rezervasyonlarını askıya aldı, tüm oteller NATO kurmaylarına ayrıldı. Özellikle, havaalanından zirvenin yapılacağı Beştepe ve konaklama yerlerine giden yollarda gece geç saatlere kadar süren yol ve çevre düzenlemelerinin sürdürüldüğü görüldü. Halkın gereksinimleri için yapılmayan bu düzenlemeler, NATO zirvesi için insanların uykularını bölmek pahasına ağır iş makineleriyle sabahlara kadar yoğun bir şekilde yürütülüyor. Gelenlere yönelik hazırlık bunlarla sınırlı değil, NATO kurmaylarının eğlenmeleri için arka planda birçok eğlence ve etkinliklerin de planlandığı biliniyor. 1968 Temmuz’unda 6. Filo gelecek diye genelev duvarlarını boyayanlar, 2026 Temmuz’unda Ankara’yı da NATO kurmayları için eğlenceli hale getirmeye çalışıyor. Ankara halkı kendi şehrinin sokaklarına çıkamazken NATO için Ankara “güvenli” hale getiriliyor. Bu hazırlıklara karşı çıkanlar sabah operasyonlarıyla evlerinden gözaltına alınıyor.
Tüm bu sıkıyönetim hali, bağımsızlığımızın kazanıldığı, Cumhuriyetin kurulduğu Ankara’nın tarihsel anlamına yönelik kasıtlı bir saldırıyı açığa vurmaktadır. Ancak unutulmamalıdır: 100 yıl önce emperyalistler tarafından aşağılanmayı kabul etmeyenler, Ankara’yı başkent yapmıştır. Benzer bir aşağılanmayı bu halk bugün de kabul etmez.
KAAN EROĞUZ
TARİHÇİ