Benim tiyatro yaşamımda Bursa’nın özel bir yeri vardır. 2000-2005 yılları arasında, biri Bursa Şehir Tiyatrosu (o zamanki adıyla Bursa Kültür, Turizm ve Sanat Vakfı Tiyatrosu), biri Nilüfer Belediyesi Tiyatrosu, beşi de Bursa Devlet Tiyatrosu’nda olmak üzere yedi oyun sahneledim bu güzel kentte: “İyi Geceler Anne”, “Kadın Oyunları”, “Troya: At Doğuran Savaş”, “Bernarda Alba’nın Evi”, “Çığ”, “Doğ Güneşim Doğ” ve tabii ki sanat yaşamımda önemli bir yeri olan, Bursa seyircisiyle de özel bir bağ kuran “Orkestra”. Bursa kentini, Bursa’nın tiyatro seyircisini, Bursa’nın halkını çok severim. Ama Bursa ve tiyatro deyince aklına ilk gelen ismi söyle deseler, hiç duraksamadan Feyha Çelenk diye yanıtlarım.
İLK KADIN MÜDÜR
1971-72 sezonunda eşi Ali Cengiz Çelenk’in Bursa Devlet Tiyatrosu müdürlüğüne atanması üzerine onunla birlikte Bursa’ya yerleşen Feyha Çelenk, 1987-1994 yılları arasında bizzat tiyatronun müdürlüğünü yürütmüş, 1995 yılında da Bursa Kültür, Turizm ve Sanat Vakfı Tiyatrosu’nun kurucusu olmuştu. Bu tiyatro daha sonra Bursa Şehir Tiyatrosu’na dönüşecekti.
Bursa Devlet Tiyatrosu ile ilk kez, 2000 yılında sahneye koyduğum, Marsha Norman’ın yazdığı, Yıldırım Türker’in dilimize kazandırdığı “İyi Geceler Anne” oyunu ile tanıştım. Tomris Çetinel ve Ceyhan Gölçek’in rol aldıkları o oyun beni hem Bursa ile hem de hayatımda iz bırakan çok önemli iki kişiyle buluşturdu: Oyunun kostüm tasarımcısı Hale Eren ve Feyha Çelenk.
Her ikisi de farklı bir tiyatro eğitiminin ve terbiyesinin, farklı bir kurumsallaşma anlayışının, tiyatroda belki kâğıda dökülmemiş ama olmazsa olmaz kuralların temsilcileriydi. Aralarında da baktıkça insanın içini güzelleştiren tatlı bir dostluk, kuşaklararası ilişkinin değerini hatırlatan sıkı bir bağlılık vardı.
“Kostümlerin Hanımefendisi” sevgili Hale Eren’i iki yıl önce kaybetmiştik. Bursa’da tiyatronun kurumsallaşmasında belki de en büyük pay sahibi olan sevgili Feyha Çelenk’i de bir ay önce, 17 Nisan’da kaybettiğimizi 28. Afife Jale Ödülleri Töreni’nde kuliste birlikte otururken arkadaşı, duayen tiyatro sanatçısı Tülin Oral’dan öğrendim.
Feyha Çelenk, “İyi Geceler Anne”den sonra beni kurucusu olduğu ve genel sanat yönetmenliğini sürdürdüğü Bursa Kültür, Turizm ve Sanat Vakfı Tiyatrosu’nda “Troya: At Doğuran Savaş” adlı oyunu sahneye koymam için davet etti. Ondan sonra da Bursa seyircisiyle gerçek anlamda buluşmamı sağlayan “Orkestra” ile sürdü Bursa yolculuğum ve Feyha Çelenk ile onur duyduğum dostluğum. Unutulmaz bir Maria Mandel oynamıştı “Orkestra”da.
KUŞAKLARARASI İLİŞKİ
Feyha Çelenk kadar sorumlu, onun kadar hem işine hem dostluklarına bağlı, onun kadar hem bulunduğu yerde varlığıyla bir ağırlık oluşturan hem de herkesin derdine koşan bir idareci ve sanatçı az bulunur. Devlet Tiyatroları bünyesindeki ilk kadın müdürdü ve Bursa’da, ben dahil herkesin “Feyha abla”sıydı. Çünkü eli bir şekilde herkese değmişti. Yine “Orkestra”da rol alan emektar sanatçı Hikmet (Orhon) abla ile aralarındaki bağlılık, ona sahip çıkışı Feyha Çelenk’in o vefalı kişiliğinin olduğu kadar kuşaklararası ilişkiyi derinden kavramış sanatçı bilincinin de yansımasıydı.
O bilincin temsilcileri, örnekleri giderek azalıyor artık. En önemlisi o bilinci ve o güzel insanları yaratan toprağı kurutmaya, yerine medyatik, bol cafcaflı, hep şöhret peşinde koşulan, emek harcamadan en tepeye çıkmanın amaç haline getirildiği; emeğe saygının, kuşaklararası ilişkinin öneminin tuhaf karşılandığı bir dünya koymaya çalışıyorlar. Başarırlarsa Feyha Çelenk’lerin yeri dolmayacak ne yazık ki... Geç duydum, geç yazdım Feyha abla. İyi ki yollarımız kesişmiş, seni tanımışım. Seni hiç unutmadım, hiç unutmayacağım.