Ekonomik güç zayıfsa askeri güç kazandırmaz...
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

Ekonomik güç zayıfsa askeri güç kazandırmaz...

11.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

ABD’nin neden İran karşısında eli kolu epey bağlı olduğu konusunda çok sayıda yorum var. Özellikle Hürmüz kilidini açmak için Trump’ın ileri sürdüğü kaba cehennemi bombalamaktan tutun donanmanın petrol tankerlerine kılavuzluk etmesine kadar varan senaryoların sonuçsuz kalıyor görünmesi, Trump’ı tam bir cendereye soktu.

Savaşı bir an önce bitirmek istiyor

İran bunun farkında, bu bakımdan direniyor ve ABD’nin bir İran tankerine el koymasına ateşle karşılık veriyor. Trump’ın tek söyleyebildiği “Deli bunlar...” Yapabildiği ise “Barışa yanaşmazsa...” diye tehdit etmek.

Trump’ın açmazı, petrolsüzlüğün dünyayı soktuğu ekonomik zorluklar, ülkelerin homurtularının giderek yükselmesi, kasımda yapılacak seçimler ve benzin fiyatlarının artıyor olması.

KÜÇÜK COĞRAFİ BÖLGENİN ZAFERİ

ran’ın Hürmüz petrol yolunu kilitlemesi, küçük bir bölgenin coğrafi konumunun dev bir askeri gücü durdurabileceğinin kanıtı. Aslında Afganistan’dan apar topar kaçması, Vietnam yenilgisi gibi büyük olayları anımsayacak olursak ABD’nin belleğinde coğrafyanın önemini bilmesi gerektiğini düşünebilirsiniz.

Ama askeri gücün her açıdan büyüklüğü gözleri kör ediyor ve beyinleri esir alıyor. Trump’ın her zaman ABD’nin savaş gücüne tapındığına şahidiz. Trump’ı dünyada zor durumda bırakan bir başka gelişme de dünya Katoliklerinin lideri papadır.

Tüm bu gelişmeler Trump’ı sınırlıyor ve bunu net görüyoruz.

EKONOMİ ZAYIFLARSA...

İran savaşı Amerikan hegemonyasının dünyada adım adım geri çekildiği veya zora girdiği bir döneme de denk geldi.

ABD İkinci Dünya Savaşı’nın muzaffer ülkesiydi. Gerçi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği gibi bir rakibi de vardı.

ABD büyük askeri gücünün yanı sıra güçlü ekonomisi ile de yakın geleceğe kadar dünyanın en büyük gücü oldu.

Rakipsiz dolar egemenliği ve güçlü ekonomisi ile askeri gücünü sürekli besledi ve ayakta tuttu.

Zaten bu ikisi olmasaydı, askeri gücü bu kadar yaygın olamazdı.

***

Fakat özellikle 2000’li yıllardan sonra dünya değişmeye başladı, Çin’in ekonomik birikimi ABD’yi zorladı ve bugün borcunun 40 trilyon dolara dayanması ile giderek zayıflayan ekonomisini döndürmekte güçlüklerle karşılaşacağı çok açık bir ABD ortaya çıkardı.

ABD’nin ekonomisinin artık eskisi gibi olmadığını ortaya çıkaran bir başka olgu, siyasi amaçlarına ulaşmak için ülkelere uyguladığı yaptırımların giderek etkisini yitirmesidir.

İRAN HEP AYAKTA KALDI 

Bu özellikle İran konusunda ortaya çıktı. İran tüm yaptırımlara rağmen ayakta kaldı ve ihtiyaçlarını hem kendi üreterek hem de arka kapı ticaret yollarıyla karşıladı. İran’ın bilim ve teknolojideki üretkenliğini de anımsamak gerekir. Ucuz İHA ve füze gibi savaş araçlarını rahatça üretirken ABD’nin bir gelişmiş füzesinin milyonlarca dolara mal olmasının, nasıl karşılaştırılamaz savaş maliyetleri ortaya çıkardığı; dünyanın giderek çok kutupluya dönüşmesi de İran’a yardımcı oldu. Rusya ve Çin ile ilişikleri ile de yaptırımları aştı, ABD çaresiz kaldı.

Bir Amerikan gazetesinin yorumu çarpıcı: ABD, on yıllardır gücünü pekiştiren bir stratejiyi terk ederken Rusya daha da cesurlaştı, Çin Batı’nın önüne geçti ve İran gibi orta güçler Amerikan ekonomik ve askeri gücüne karşı koymayı başardı.

***

İran, ABD’nin 14 maddelik barış önerisine dün yanıt verdi, henüz sonuçlarını bilmiyoruz.

Ama İran’ın müzakere taktiği, zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ve atom enerjisi konularını ötelemek ama yaptırımları kaldırılması ve saldırıların (İsrail dahil) durdurulması karşılığında Hürmüz kilidini gevşetmek ve açmak.

Tabii daha pek çok ayrıntı var.

Ama esas ABD’nin savaşın bitmesini istediğini, İran’ın elinin ise güçlü olduğunu söylemeliyiz.