1. Dünya Savaşı’nı geçti
Deniz Berktay
Son Köşe Yazıları

1. Dünya Savaşı’nı geçti

16.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Geçtiğimiz günlerde, 10 Haziran’da, Rusya-Ukrayna savaşı, uzunluk bakımından 1. Dünya Savaşı’nı aştı. 2. Dünya Savaşı’nı aşıp aşmayacağı henüz belli değil.

Gerçi kimileri bu savaşın başlangıcını 2014’e, Rusya’nın Kırım’ı işgal ettiği tarihe götürüyor. Evet, Rusya o dönemde Ukrayna’ya ait Kırım Yarımadası’nı ele geçirip resmen kendi topraklarına kattığını ilan etmişti ve izleyen aylarda Ukrayna’nın Donbas bölgesinde Rus yanlısı ayrılıkçı gruplar, Rusya’dan aldıkları destekle Ukrayna güvenlik güçleriyle çatışmaya girmişti ama o dönemde yaşananların bir savaş hali olduğunu söylemek zordu. Zira her ne kadar dönemin Ukrayna yönetimi ve Ukrayna’daki milliyetçi çevreler, Rusya-Ukrayna savaşından da bahsetseler, 2014’ten 2022 şubatına kadarki dönemde, iki ülkenin birbiri nezdindeki konsolosluk ve büyükelçilikleri faaliyetlerine devam etmiş; iki ülke arasında ticari faaliyetler ve ulaşım, azalmakla beraber, nispeten normal seyrinde sürdürülmüştü. O nedenle 2014-22 dönemine melez savaş veya dolaylı savaş dönemi, 2022 başından bu zamana kadarki döneme ise doğrudan savaş dönemi demek daha doğru olur. Bu savaş zamanla kanıksandı, dünya gündeminde alt sıralara düştü. Şubat sonunda ABD’nin İran’a saldırması sonrasındaysa iyice geri planda kaldı. Fakat şimdi Körfez’de uzlaşmanın sağlanmasıyla Rusya-Ukrayna savaşı yeniden ön plana çıkmaya başladı.

TRUMP’IN İMKÂNLARI SINIRLI 

Trump’ın geçen pazar (14 Haziran) günkü doğum günü nedeniyle hem Putin hem de Zelenski onu aradı. Trump’ın konuşmasından, onun yeniden savaşı bitirme çabasına yöneleceği anlaşılıyor. Gerçi Trump’ın imkânları sınırlı. Zira İran’da adeta batağa saplanması, onun Batı dünyasındaki ve ABD iç politikasındaki prestijini daha da sarstı. Bu da Trump’ın Rusya veya Ukrayna’ya (ve Ukrayna’yı destekleyen İngiltere ve Kıta Avrupası ülkelerine) baskı yapma imkânını epey zayıflattı. Bunun dışında, sonbaharda ABD’de ara seçimlerin yapılacak olması nedeniyle ilerleyen aylarda Trump’ın dikkati ister istemez ülkenin iç siyasetine kayacak. Seçimlerden Demokratların galip gelme ihtimaliyse Rusya’nın hiç istemeyeceği bir durum. Zira Trump’ın ülke içinde nüfuzunun azalması onu dış politikada ister istemez Rusya karşıtı çevreler karşısında zayıf bırakacak ve Trump, Rusya’ya yönelik politikasını değiştirmek zorunda kalacaktır. Bu da Putin’in, kendi karşısında, tıpkı 2022- 2023 yıllarında olduğu gibi birleşik bir Batı cephesi bulması anlamına gelecek.

İngiltere ve Kıta Avrupası ülkelerinin önemli bir bölümü bu savaşı, Rusya’yı yıpratmak için bir vesile olarak gördüklerini saklamıyor. Nisan ayında Belçika genelkurmay başkanı, Avrupa’nın henüz Rusya’yla doğrudan savaşa hazırlıklı olmadığını, o nedenle Ukrayna’nın 2030 yılına kadar savaşı sürdürmesinin kendileri için iyi olacağını söyleyince Ukrayna’daki en Rus karşıtı bazı kesimler bile isyan etti; “Avrupa, bizi Rusya’ya karşı harcanacak malzeme olarak mı görüyor” diye. Oysa savaşın ilk iki yılında Ukrayna’da Avrupalıları, hele de İngiltere’yi eleştirmek hiç kolay değildi. Savaşın uzayıp kayıpların artması, Ukrayna kamuoyunda da Batı’ya karşı bazı illüzyonların dağılmasına yol açtı.

Ancak bir tarafta Rusya, Ukrayna konusunu sadece ABD’yle müzakere edilecek bir konu olarak görüp Ukrayna’ya ağır taleplerini sürdürüyor. İngiltere ve Ukrayna cephesi ise Rusya’nın başlıca talebi olan Ukrayna’nın daimi tarafsız devlet statüsüne kavuşması konusuna yanaşmıyor. Bu da önümüzdeki aylarda, müzakere süreci başlasa bile savaşın bütün şiddetiyle süreceğini gösteriyor. Ukrayna konusunu burada değerlendirmeye devam edeceğiz.