Cumhuriyet köşe yazarı Nilgün Cerrahoğlu, 14 Haziran 2026 tarihinde “Yüzsüzlüğün elli tonu” başlıklı bir makale yayımladı.
“Alçaklığa Övgü”, “Aptallığa Övgü”, “Gönüllü Köleliğe Övgü” ve “Hainliğe Övgü”ye ilave olarak, onun bu yazısından bir “Övgü” makalesi daha çıkardım!
***
Cerrahoğlu’na göre yüzsüzlük Türkçede en çok karşılığı olan sözcüklerden biridir:
“Yüzsüzlük, pervasızlık, hayasızlık, utanmazlık, pişkinlik, arsızlık, küstahlık, sıkılmazlık, vicdansızlık, çekinmezlik, aldırmazlık, edepsizlik, perdesizlik, umursamazlık, duygusuzluk, yırtılmışlık, arlanmazlık, aldırışsızlık, vurdumduymazlık, sakınmasızlık, gamsızlık, pek yüzlülük, kayış suratlılık...”
Cerrahoğlu’nun saydığı sözcüklere ek olarak hemen aklıma geliveren şu eşanlamlı kelimeleri de ekleyebiliriz:
Yalakalık, dalkavukluk, yavşaklık, rezillik, arsızlık, ar damarı çatlamışlık, sallamazlık, iplemezlik, yüzüne tükürene yağmur yağıyor deme, kaşarlanmışlık, duvar suratlılık, hadsizlik, karaktersizlik, kişiliksizlik, döneklik, ahlaksızlık...
***
Cerrahoğlu’na göre yüzsüzlük, aslında sandığımızdan çok daha katmanlı ve derin bir olgudur:
Yüzsüzlükle atbaşı giden ilk katman “utanmazlık”sa, ikinci katman, “empati yoksunluğu”dur.
Kişinin zaten empati yeteneği yoksa “yüzsüzlük” aslında öyle çok özel bir gayret de istemez.
Empati olmayınca had bilme, sınırlara ve şahıslara saygı duyma gibi duygular da yok olur.
Yüzsüz olmak için Sinik ve Makyavelist olmak bile gerekli değildir. Duygusuz ve de saygısız olmanız yeterli ama ahlaksız ve vicdansız olursanız, yüzsüzlüğü daha kolay meslek edinebilir ve bütün yaşamınızın bir parçası haline getirebilirsiniz.
Cerrahoğlu, yüzsüzlüğün sadece bize ait bir özellik olmadığını da belirtiyor:
İtalyanların “duygusuzlukla” “yüzsüzlüğün” atbaşı gittiğini ifade eden “Faccia di bronzo/ Bronz surat” benzetmesini anımsatıyor.
Kimi insanlar için yüzsüzlük, asla bozulmayan, değişmeyen, aşınmayan, etrafındaki herkesi ve her şeyi hiçe sayarak en ufak duygu ifadesi barındırmayan ve karşınıza sfenks gibi kaskatı çıkan bir insan tipini betimliyor.
Yüzsüzlüğün bir ilkesi de alabildiğine küstah ve cüretkâr olmaktır:
Had bilmedikleri ve sınır tanımadıkları için her işe girişir, her makama aday olurlar.
Cerrahoğlu, yüzsüzlüğün evrensel özelliğini, Latinceye gönderme yaparak vurguluyor:
Latincedeki “Nihil est audacious quam impudens homo/Hiçbir şey pervasız ve yüzsüz bir insandan daha küstah/cüretkâr olamaz” şeklindeki ifadeyi anımsatıyor ve İtalyan özdeyişlerini alıntılıyor:
“Yüzsüz, dünyayı ele geçirse de saygınlığını yitirir/Chi ha sfacciataggine possiede il mondo, ma perde la stima di chi lo abita.”
“Yüzsüzlük duvarları aşmaya yarar ama uzun dönemde evin yolu kaybedilir/Avere la faccia tosta serve a superare i muri, ma alle lunga fa perdere la strada di casa.”
“Fikirleri zayıf ama yüzsüzlüğü/ utanmazlığı büyük!”
Ve Türkçe özdeyişlerle devam ediyor:
“Yüzsüz güçlü olunca haklı suçlu olurmuş.”
“Misafirin yüzsüzü ev sahibini ağırlar/kovar.”
***
“Yüzsüzlük” de aynen “Alçaklık”, “Aptallık”, “Gönüllü Kölelik”, ve “İhanet” gibi, farklı sınıflar, kimlikler ve cinsler arasında gayet demokratik olarak (!) dağılmıştır; herkeste, her yerde, her zaman görülebilir.
En tehlikelisi de lider koltuğunda oturanda olandadır!