Dini özgürlük değil, din siyaseti
Deniz Berktay
Son Köşe Yazıları

Dini özgürlük değil, din siyaseti

12.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Geçen hafta ABD’nin dünyadaki Ortodoksları denetlemek için Fener Patrtikhanesi’nden yararlandığını ve Fener patriğinin, unvanlarına “Yeni Roma Patriği”ni eklediğini yazmıştık. Son gelişmeler, Fener Patrikhanesi konusunun gündemi epey işgal edeceğini gösteriyor.

Fener Patrikhanesi konusu hiç de bizden uzak bir konu değil. Osmanlı’nın son döneminde Yunan milliyetçiliğine destek veren Fener, Lozan Anlaşması’nda Türkiye’nin İtilaf Devletleri’yle başlıca müzakere konularından birini oluşturmuş ve sonunda, bu kurumun sadece Türkiye’deki Rum Ortodoks cemaatin dini kurumu olacağı, başka hiçbir siyasi yetkisinin olmayacağı kabul ettirilmişti (Evet bu konu, anlaşmanın ana metnine dahil edilmemişti fakat müzakerelerde İtilaf Devletleri bu konuyu kabul etmiş ve tutanaklara geçmişti. O nedenle Lozan’da patrikhane konusunda hükmün olmadığı iddiası kesinlikle doğru değildir).

İşte son dönemlerdeki gelişmeler, Türkiye’nin Lozan’da zorlukla kabul ettiği düzenlemelerin aşındırılması tehlikesini taşıyor (Fener Patrikhanesi konusunun Türkiye açısından önemini en kapsamlı ve en kolay okunur şekilde anlatan bir eser olarak Cumhuriyet Yayınları’ndan çıkan “Rusya Batı Çatışmasında Fener Rum Patrikhanesi” adlı kitabımı naçizane tavsiye ederim).

Önceki gün Fener Patriği Bartholomeos, Yunanistan’da katıldığı törende patrikhaneye bağlı Heybeliada Ruhban Okulu’nun bu eylülde yeniden açılacağını söyledi. Bu okul 1971’de, Fener’in okulun Türk kurumlarının denetimine tabi olmasını istememesi nedeniyle patrikhane tarafından kapatılmıştı.

Bazıları bu okulun açılmasının, dini özgürlüklerle alakalı olduğunu savunuyor. Oysaki bu okulda, Türkiye’deki birkaç bin Rum Ortodoks için değil, diğer Ortodoks ülkeler için din adamlarının yetiştirilmesi öngörülüyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında bu okulda sadece Türk vatandaşı Rumlar okurken 1950’lerden itibaren okula yabancı öğrenciler de kabul edilmişti. Sonuçta 1950’den 1960’ların sonlarına kadar okulda sadece 38 Türk vatandaşı Rum öğrenci okurken başka ülkelerden 187 öğrenci okumuştu. Buraya bakarak “Ne güzel! Türkiye’de böyle yabancı öğrencilerin okuması, Türkiye’nin bölgedeki etkisini artırır” diyenler çıkabilir. Fakat bu okulun açılmasını asıl isteyen ABD yönetimi. Okulun açılması konusunda sorun çıktığında Fener Patrikhanesi, Türkiye’yi Trump’a şikâyet etmekten çekinmedi. Bu konuda ABD yönetimi, Türkiye’ye baskılarını artırdı. Bu şartlarda açılan okul, Türkiye’nin nüfuzunu mu arttıracak?

‘ILIMLI ORTODOKSLUK’ 

projesi Bartholomeos, FETÖ lideri Fethullah Gülen’le yoğun işbirliği halindeydi ve Ergenekon gibi kumpaslardan memnuniyetini gizlememişti. Sonuçta FETÖ, ABD’nin “ılımlı İslam” projesinin aracıydı, Bartholomeos da “ılımlı Ortodoksluk” projesinin. ABD’nin Avrasya’daki ılımlı İslam projesine Orta Asya’daki FETÖ okulları hizmet ediyordu, “ılımlı Ortodoksluk” projesine de çevre ülkelere ABD yanlısı rahipler yetiştirecek olan Heybeliada Ruhban Okulu’nun hizmet etmesi öngörülüyor.

Dolayısıyla Türkiye’deki gayrımüslimlerin hakları ayrıdır, patrikhanenin İngiliz-ABD projeleri doğrutusunda kullanılması apayrı.

Son olarak Türkiye’de şöyle bir anlayışın yaygın olduğunu gördüm: Fener, yurtdışında istediği gibi “ekümenik” olduğunu söylesin ama bizim devletimizle ilişkilerinde “ekümenik” unvanını kullanmasın. Bu yaklaşımda olanlara şunu soralım: Bütün dünyaya kendisini ekümenik olarak tanıtıp bunu kabul ettiren bir kurumun yarın Türk yetkililere, “Ben bütün dünyanın ekümenik olarak tanıdığı bir kurumum. Siz bana karışamazsınız” demeyeceğinin garantisi var mı?

Türkiye’nin egemenliğiyle yakından bağlantılı bu konuları vurgulamaya devam edeceğiz.

Yazarın Son Yazıları

Dini özgürlük değil, din siyaseti

Geçen hafta ABD’nin dünyadaki Ortodoksları denetlemek için Fener Patrtikhanesi’nden yararlandığını ve Fener patriğinin, unvanlarına “Yeni Roma Patriği”ni eklediğini yazmıştık.

Devamını Oku
12.05.2026
Fener Patrikhanesi ve Bizansçılık

ABD’nin “ılımlı İslam” anlayışıyla Türkiye’de ve çevre ülkelerde neler yapmaya kalktığını hiç değilse FETÖ’nün icraatları göstermeye yetti.

Devamını Oku
05.05.2026
Putin’in ‘Ermeni soykırımı’ çıkışı

Her yıl 24 Nisan tarihinde Batılı ülkelerin “soykırım” iddialarını tekrarlamasına alışmıştık ama bu 24 Nisan’da Putin’in de bu koroya katılıp 1915 olaylarını “soykırım” diye adlandırması, pek çok kişi için sürpriz oldu.

Devamını Oku
28.04.2026
Soros’un safında mı olunmalı?

Bu hafta, yakın coğrafyamızdaki önemli bir gelişmeyi, Bulgaristan seçimlerini yazmayı düşünüyordum.

Devamını Oku
21.04.2026
Trump’ın Avrupa bozgunu

Macaristan’da geçen pazarki parlamento seçimlerinin hiç de 9.5 milyon nüfuslu bir Orta Avrupa ülkesinin iç işlerinden ibaret olmayacağı, bunun Avrupa’daki güç dengeleri açısından önemli bir seçim süreci olacağı belliydi (ben de bu konuyu bu köşede birkaç kez naçizane dile getirmiştim).

Devamını Oku
14.04.2026
Kafkasya ve Orta Asya’nın kilidi Ermenistan

İran Savaşı’nın en başında, bu savaşın Rusya için ikilemler içerdiğini yazmıştım.

Devamını Oku
07.04.2026