Doğan Satmış

Cenazeler

11 Haziran 2016 Cumartesi

Geçen temmuz ayından beri cenaze kaldırıp duruyoruz.
IŞİD’in Suruç bombası ile başlayan, iki genç polisin PKK tarafından öldürülmesi ile devam eden süreçte çok ağır bir bilanço ortaya çıktı.
Gencecik şehitler birer birer önümüzden geçti.
Son olarak kadın polisler, üstelik biri hamile kadın polis can verdi.
Olukla kan döktüren “Hendek-barikat siyaseti” çöktü.
Devletin açıkladığı sayılara göre son operasyonlarda PKK tam 6 bin 700 kayıp verdi.
Olayların ekonomiye olumsuz yansıması da cabası.
Geldiğimiz noktada anlaşılıyor ki terörü besleyenlerden “rasyonel” veya “vicdani” davranış beklemek boşuna.
Onlar bildiklerini okuyacaklar.
Biz de bir süre daha böyle bir “cinnet” halinin mahkûmu olacağız.

***

Yıllar önce Nepal’in Başkenti Katmandu’da, yerel bir cenaze töreni izlemiştim.
Kentten geçen ve Nepallilerin kutsal olduğuna inandıkları, neredeyse kurumuş bir derenin kenarında, bizim musalla taşına benzer sıra sıra taş masalar vardı.
Masaların üzerinde de odun blokları dizilmişti.
Kısa aralıklarla, aile grupları en beyaz giysileri içinde, ölülerini taşıyarak bu taşların üzerine koyuyorlardı. Sonra da birileri, odunları tutuşturuyordu.
Ateşten yükselen alevler, üzerindeki cesedin tamamen yanmasına kadar sürdürülüyordu. Aile bireylerinin de, ceset iyice yanıp kül olsun diye, ellerindeki uzun kütüklerle onu alevlerin içine itmesi gerekiyordu.
Nepalliler için hayatın bir parçasıydı bu manzara.
Bizim gibi alışık olmayanlar içinse “vahşet” bile denebilir. Çıkan koku da cabası.
Bir arkadaşımız, manzaraya bir dakika bile dayanamamış, kusarak uzaklaşmıştı bölgeden.

***

Dün Türk Lloydu’nun eski Genel Müdürü olan kayınpederi de kaybettik.
Onun cenaze töreni için de, Karacaahmet Mezarlığı’na uğradık.
Müslümanların cenaze törenleri daha bir farklı. Ölümün, ramazan ayında ve bir cuma günü gerçekleşmesi, bir ayrıcalık sayılıyor. Belediyeler, insanlara sağlıklarında pek sergilemedikleri şefkati, ölümde fazlasıyla ve göze sokarak veriyorlar.
Hastalıkta gecikmesi muhtemel ambulanslar ölü evine çifter çifter gidiyor.
Bunları şikâyet olsun diye yazmıyorum.
Keşke devlet de, belediyeler de, politikacılar da, terörden medet umanlar da, Vezneciler’de masum insanların canını alan kadın canlı bomba da, biraz daha “rasyonel” ve “vicdani” düşünse.
Daha çok canlıyı öldürmek, toplumu cenaze kaldırılırken bile kavga etmeye alıştırmak, parti liderine kurşun bırakmak, halkı daha büyük refaha kavuşturmaz.
Olsa olsa, ülkenin adını listelerde biraz daha aşağı çeker, o kadar.
Eğer yapılacak bir şey varsa, insanları öldürerek değil, insanlar yaşarken ve insanları yaşatarak yapmalı.

***

Bakın dün bir rakam açıklandı.
Almanlar, çok fazla ölüm var diye tatil için önce Türkiye’den, sonra da Fas, Tunus gibi ülkelerden ayaklarını kestikleri için, Frankfurt Havalimanı’nın yolcu sayısı azalmış.
Sadece Türkiye değil, Fas ve Tunus gibi ülkeler de IŞİD yüzünden çok ihtiyaç duydukları turizm gelirlerinden oluyorlar.
Bir ülkenin geliri azalırsa, bu daha az eğitim, daha az refah ve daha fazla şiddete yol açar.
Yani şiddet şiddeti getirir.
Tıpkı cenaze törenlerinde yaşadığımız “kavgalar” gibi.  


Yazarın Son Yazıları

Volkan nasıl patladı? 21 Haziran 2016
İspanya fark yaptı 18 Haziran 2016
Cenazeler 11 Haziran 2016
Hoca ve cemaat 2 Nisan 2016