Doğan Satmış

Tehcirde Alman subayların yaptıkları

04 Haziran 2016 Cumartesi

“Henüz 14 yaşında bir Ermeni kızıydım. Çemişkezek’te oturuyorduk, anne ve babamın gözdesiydim. İki ayda evimden oldum, ailemi kaybettim, yollara düştüm.
Şimdi Diyarbakır surlarının dışında, yaşıtım kızlarla iki gündür bekliyoruz. Öğleden sonra bizi esir tutanlar şehre götürdü. Karanlık dar sokaklardan geçerek demir kapılı bir eve getirildik. Bizi atlardan indirip içeri ittiler. Girişte bekleyen bir yabancı yanımıza geldi. Üniformasından Alman olduğu anlaşılıyordu. Evde kalanların tümü, askerler ve hizmetçiler dahil Almandı. Biz sekiz kızı, atların kaldığı taş zeminli odaya kapattılar.
Zamanın pek farkında değildim ama gece yarısından sonra olmalıydı, askerler hizmetçilerle yanımıza geldi. Üzerimizdeki kıyafetleri çıkardılar, çırılçıplak kaldık.
Korkarak ve utanarak üç Alman subayın bulunduğu odaya götürüldük.
Askerler bizi çırılçıplak karşılarında görmekten çok memnundu. Ellerimizle ve birbirimizin arkasına geçerek çıplak vücutlarımızı örtmeye çalışıyorduk ancak askerler sertçe çekerek bizi birbirimizden ayırdılar. Almanca konuşuyorlar, utangaç halimize gülüyorlardı.
Vücudumuzu okşamaya başladılar. Biz ‘Tanrı aşkına elbiselerimizi verin, bize dokunmayın’ diye yalvardıkça daha çok zevk alıyorlardı.
Bizi alıkoyan üç yabancı subay, o zaman Diyarbakır’daki az sayıdaki Almanlardandı. Çok nüfuzlu oldukları hallerinden belliydi.
Bu evde iki hafta esir kaldım. Bizden sonra eve pek çok kız daha getirildi. Almanlar kızlarla gönül eğlendiriyor, bıktıkları an kentin dışındaki tehcir kamplarına gönderiyorlardı.
Subayların komutanı Alman albay, benden itaat etmemi ve uysal olmamı istedi. Ama ben karşı koydum, ‘İstersen öldürebilirsin’ diyerek tüm gücümle onunla mücadele ettim.
Hayatımda ilk viskiyi bu evde tattım. Çok kötü bir tadı vardı. Almanlar çok viski içiyor ve içtikçe kabalaşıyorlardı. Bir gece tüm kızları masaya oturtup viski içmeye zorladılar. İçip sarhoş olmamız hoşlarına gidiyordu.
Günler geçince ve Almanlar bıktıkça, önce getirilen kızlar gönderiliyor, yerlerine yenileri getiriliyordu. Alman komutana direndiğim ve teslim olmadığım için beni göndermediler. Hatta, karşı koymam Alman albayı güldürüyor, eğlendiriyordu. Beni alkışlıyordu.
Eve benden önce getirilmiş ve bir Almanın gözdesi olduğu için herkesten uzun kalmış bir kız daha vardı. O, Almanların sarhoş olup kabalaştıklarında yaptıklarını bir gün anlattı.
Eve gelen kızları çıplak bir şekilde karşıya dizip memelerine nişan alarak ateş ediyorlarmış.
Bir sabah ayrılmaları emri geldi. Ve ertesi gün alelacele çıkıp gittiler. Ermenilerden çaldıkları her şeyi beraberlerinde götürdüler. Odaları arayıp Almanların sakladığı elbiselerimizi bulduk, giyindik.”

***

2013’te yayımlanan “GAYE” kitabımda (Alfa Yayınları), 101 yıl önce ailesiyle birlikte tehcire uğrayan Çemiş kezekli 14 yaşındaki bir kızın anılarına yer vermiştim.
Arshalus Mardigian, sağ kurtulup yerleştiği Amerika’da, başından geçenleri 1918’de kitaplaştırmış, filmini yapmıştı.
Ve bu kitap, halen Ermenistan’daki Erivan Soykırım Müzesi’nde sergileniyor.
Almanya’nın son kararı, bu genç kızın başına gelenleri hatırlattı.


Yazarın Son Yazıları

Volkan nasıl patladı? 21 Haziran 2016
İspanya fark yaptı 18 Haziran 2016
Cenazeler 11 Haziran 2016
Hoca ve cemaat 2 Nisan 2016