Hikmet Altınkaynak

Ferhan Şensoy, iyi ki yaşadı...

09 Eylül 2021 Perşembe

Ferhan Şensoy’u son yolculuğuna uğurladık.

Türkiye sarsıldı. Özellikle onun büyük ustalığını bilenler, sevenleri; sanki ailesinden birini yitirmişçesine üzüldüler, yürekleri parçalandı, etkilendiler, etkilendik. 

Son yolculuğuna katılanlardan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Hepimiz hüzünlüyüz, kendisini uğurluyoruz ama ismi, eserleri her zaman yaşayacaktır. Kadıköy’de ‘Müze Gazhane’de çok özel bir sahnemiz var. İsmini orada yaşatmak isteriz” dedi. Ferhan Şensoy Tiyatrosu’nun müjdesini verdi.

Ferhan Şensoy, bunu ve bunun daha çoğunu çoktan hak etmişti, bana göre. Çünkü tam 50 yıl sahnede kaldı. Yazdığı 56 oyun oynandı. Bu oyunlarla toplumu aydınlattı. Tiyatroda bir ekol yarattı. Hem güldürdü hem ilettiği gerçeklerle seyirciye yol gösterdi. 

Bu oyunların çoğunu kendi yönetti ya da bunlarda oyunculuk, dekoratörlük yaptı. 50’ye yakın çok önemli ödül aldı. Bu süreçte 25 kitaba imza attı. 9 filmde, 10 TV dizisinde, 1 TV, 1 de reklam filminde rol aldı. 

Tüm bu yapıtlar düşünüldüğünde Ferhan Şensoy’un tiyatro tarihimizdeki yeri tartışmasız ilk sıralardır. Hem yazar olarak hem de yönetmen ve oyuncu olarak... Geleneksel tiyatroyu çağdaş Türk tiyatrosuna Şensoyca bağlayan kuramcı olarak...

Türk tiyatrosuna kendi mührünü bastı. Bunda özellikle dili, yazarlığı öne çıktı.

‘KAVUKLU’ OLDU

Ferhan Şensoy, “Ortaoyunu”nun “kavuk” geleneğini Münir Özkul’dan 1989’da devraldı, “Kavuklu” oldu. Ses Tiyatrosu’nu “Ses 1885” adıyla kurumsallaştırdı, böylece Ortaoyuncular’ı geniş bir özgürlüğe kavuşturdu. Sözünü, eleştirisini sakınmadı. Her türlü saldırıya da göğüs gerdi.

Münir Özkul’dan aldığı kavuğu 2016’da Rasim Öztekin’e emanet etmiş, o da bir yıl önce Şevket Çoruh’a devretmişti ki geçen mart ayında Rasim Öztekin de aramızdan ayrıldı. Buna çok üzüldü. Cenazesine bile katılamadı, çünkü hastaydı. Onunla vedalaşması şiirsel bir mektupla oldu. Bu mektubunda geçen “...Günü geldi, uçtu gitti gökyüzüne, kavuklu fotoğrafı asılı durur Ses 1885’te. Bir gün ben de uçup geleceğim gökyüzüne, buluşuruz gökyüzünde, neşeli bir meyhanede” sözleri, herkesi çok duygulandırmıştı. Şimdi bu mektup anımsanıyor, sevenlerini üzüyor...

Bu arada eşi, kızları, dostları, arkadaşları, sevenleri unutulmaz anılarını paylaştı. Birlikte fotoğrafları, anıları yayımlandı. Ben de sözlüğümdeki biyografisinin redaksiyonu için buluştuğumuz günü anımsadım. O günlerde Türkiye’nin “Kahraman Bakkal”ıydı ve Süper Markete Karşı savaş veriyordu! 

Yaşamöyküsünü kendi roman tadında yazdı. Üçüncü kitabı Başkaldıran Kurşun Kalem adını aldı. Aslında tüm kahramanlığı da yaşamı da toplum içindi.

TİYATROYA GALATASARAY LİSESİ’NDE BAŞLADI

Ferhan Şensoy, toplum için savaşımına ilk adımını edebiyatla attı. 1969’da önce Yeni Ufuklar ve Soyut dergisinde şiir ve öyküler yayımladı. Gazetemiz Cumhuriyet’in mizah eki Dinozor’da karikatürleri, Kitap-lık dergisinde denemeleri çıktı. 1970’te yazdığı Je M’en Fous Bilader adlı yarı Fransızca yarı Türkçe oyun, kurduğu Galatasaray Oyuncuları isimli amatör toplulukla Haldun Taner’in yardımıyla, Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda provası yapıldı, bir kez sergilendi. O kadar! 

İlk kitabı Kazancı Yokuşu da 1978’de Yücel Yayınları’ndan çıktı. 

Sonra yarım yüzyıl “rüzgâr gibi geçti”, 25 kitaba ulaştı.

Yazdığı, oynadığı her oyun gündemi sarstı, siyasetçileri eleştiriyor, seyircinin kendine gelmesi bilinçli düşünmesi için, sanki onların yüzüne bir avuç su serpiyordu. Onlara ışık oluyordu. Ama bir yandan da fanatiklerin saldırılarıyla karşılaşıyordu. 

O hiç korkmadı. Sanata saygısı olan siyasetçiler alkışladı, gizli gizli gelip oyunlarını izledi.

Mizah tiyatro sanat olmasaydı, Ferhan Şensoy olmasaydı, Ferhan Şensoylar olmasaydı, dünya hoşgörüden uzak, kamplaşan, ilkel bir toplum olmaz mıydı?

Türk tiyatrosunda bir ekol yaratan Ferhan Şensoy iyi ki vardı, yaşadı, yaşayacak...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Eylülün son pazarı... 30 Eylül 2021