CHP mi, yeni parti mi?
Mehmet Ali Güller
Son Köşe Yazıları

CHP mi, yeni parti mi?

15.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Diploma ve yolsuzluk diyerek CHP’ye operasyona CHP’cilik adına omuz verenler sadece CHP’ye değil, Türkiye’ye kötülük yapıyorlar.

Çünkü mesele diploma, yolsuzluk ve parti içi mücadele değildir, mesele yeni rejimin inşası yolunda “temsili demokratik sistem”in tırpanlanması meselesidir. Mesele sandığa el konma meselesidir.

Bugün “ama diploma, ama yolsuzluk” diyerek fiilen “temsili demokratik sistemin” yıkımına destek olanlarla, dün “Ama dosyada çete var, mafya var” diyerek Türk ordusuna yapılan Ergenekon-Balyoz operasyonuna fiilen destek verenler arasında fark yok.

Yeni rejimin yolu Ergenekon-Balyoz operasyonlarıyla açıldı, CHP’ye operasyonla inşa süreci ilerletiliyor.

CHP’YE KAYBETTİRMENİN AKTÖRÜ

Uzun analizlere gerek yok: Kılıçdaroğlu, CHP’yi AKP karşısında yeniden ikinci partiye düşürmesi için görevlendirildi. Saray nezdinde Bay Kemal’den Kemal Bey’e dönüşmesi, bu görevlendirmeyle ilgilidir.

Kılıçdaroğlu eskiden AKP’ye kötü muhalefet yaparak hizmet ediyordu; kendisinden sonra CHP birinci parti olunca bu kez doğrudan CHP’ye muhalefet ederek AKP’ye hizmet ediyor.

Bunu şu şekilde de ifade edebiliriz: Kılıçdaroğlu dün AKP’ye kazandırıyordu, bugün CHP’ye kaybettirmek için koltukta.

CHP’Yİ BÖLME HEDEFİ 

Kılıçdaroğlu CHP’yi kurultaya götürmeyecek; tersine sıra sıra CHP’deki mevzileri ele geçirerek CHP’yi birinci parti yapan kadroları tasfiye edecek. Genel başkanlık, merkez yürütme kurulu, parti meclisi derken şimdi de güçlü il başkanlıklarını tasfiye edecek.

Böylece fiilen CHP’yi ikiye bölmüş olacak: Seçilenlerin dışarıda kaldığı CHP ile atananların yönettiği CHP.

Saray için en iyi CHP, ikiye bölünmüş ve böylece birinci parti olmaktan düşmüş CHP’dir çünkü.

YENİ PARTİ Mİ, CHP’DE MÜCADELE Mİ?

Bu noktada Özel/İmamoğlu ekibi açısından bir ikilem var: Yola başka bir partiyle mi devam edilmeli, yoksa CHP içinde kalarak mücadeleye devam mı edilmeli?

CHP içinde kalarak CHP’yi Kılıçdaroğlu’ndan kurtarmaları, en azından seçimden önce, olası görünmüyor. Zira Kılıçdaroğlu’nun arkasında CHP delegesi ve millet yok ama Saray var, devlet bürokrasisi var, yargı var... (Millet uzun vadede elbette kazanır ama kısa vadenin kazananı bu tür mücadelelerde Saray-devlet bürokrasisiyargı cephesidir.)

CHP’de kalarak, seçimden sonraya kalsa da, yeniden CHP’de iktidar olmaları mümkün. Mümkün ama köprünün altından çok sular akmış olacak.

KILIÇDAROĞLU’NUN VERECEĞİ HASAR

Özel/İmamoğlu ekibi ayrı bir parti kurma yolunu seçerse bu kez şöyle bir tabloyla karşı karşıya kalacaklar: Bir kere Saray/Kılıçdaroğlu ortaklığı tarafından CHP’yi bölmekle, CHP’den kaçmakla suçlanacaklar. Bu elbette açılabilir bir sorun.

Ama asıl sıkıntı şurada: Kılıçdaroğlu’nun oyu, yapılan kimi araştırmalara göre şu anda yüzde 3-4 civarında. Ama Kılıçdaroğlu ekibi bunun yükseleceğini düşünüyor. Pusulada altı oku görünce oy verme alışkanlığı olanlar da dahil çeşitli faktörlerin devreye sokulmasıyla bu oranın yüzde 7-8 seviyesine çıkarılması, AKP’ye yeniden seçim kazandırır.

Ancak...

TÜRKİYE CEPHESİ MODELİ 

Özel/İmamoğlu ekibinin yeni partisinin önünde şöyle bir kazanç olasılığı da var: Üç kuşak aile geleneği başta, çeşitli nedenlerle, ne olursa olsun asla CHP’ye oy atmayacak bir kitle, Türkiye’nin yeni şartları nedeniyle yeni partiye oy verebilir. Bu Kılıçdaroğlu’nun vereceği kaybı karşılar mı, şimdilik belli değil.

Ama daha önemlisi şu: Yeni parti, bir rejim değişikliğini son hat üzerinde önleme hedefiyle yola çıkıp, soldan sağa birçok partiyle birlikte bir cephe modeliyle inşa edilirse, sendikalardan meslek odalarına ve kitle örgütlerine kadar çok kapsamlı bir Türkiye cephesi oluşturabilirse Kılıçdaroğlu’nun verdiği hasar telafi edilir ve seçimden birinci parti ve iktidar olarak çıkar.