Mutlak Butlan ve Kılıçdaroğlu Modeli
Olayların Ardındaki Gerçek
Son Köşe Yazıları

Mutlak Butlan ve Kılıçdaroğlu Modeli

15.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

CHP Genel Merkezi’nin kuşatılması, Türk siyasal tarihine demokrasinin “tahrip” edildiği kara bir gün olarak geçecektir. Ankara’daki bar koruyucularından oluşan belinde bıçaklarla gelmiş bir güruh... Onlara destek olan ve plastik mermi, biber gazı kullanan polisler...

CHP Genel Merkezi’nin kapılarının yıkılması... Bu karma kuvvetin CHP Genel Merkezi’ni işgal etmesi... Seçilmiş genel başkan Özel ve ekibinin adeta yaka paça genel merkezden çıkarılması... Bu anlık görüntüler özellikle CHP örgütünün emekçileri tarafından asla unutulmaz. Ve sebep olanlar hiçbir zaman affedilmez.

Bu korkunç tablo bayramdan önce 21 Mayıs’ta gerçekleşti.

Bugün itibarıyla, bu olayın üzerinden dolu dolu üç hafta geçmiş bulunuyor. İlk aşamada anlaşılamayan durumlar da açıklığa kavuştu.

İşin esası şudur: CHP, siyasi iktidarın projesi uygulanarak işgal ediliyor ve parçalanıyor.

13 yıl genel başkanlığını ve milletvekilliğini yaptığı CHP’ye hukuken tartışmalı mutlak butlan etiketiyle gelen Kılıçdaroğlu’nun yönetim modeli de açıklığa kavuşmuş bulunuyor. Kılıçdaroğlu’nun yönetim modeli şudur:

Ben istediğim kararı alır ve uygularım. İstemediğim kararı “mutlak butlan ve tedbir kararı”nı gerekçe göstererek reddederim. İşte somut örnekler:

- Kılıçdaroğlu parti meclisi üyesi olmayanların da içinde olduğu yeni bir merkez yönetim kurulu oluşturuyor ve partiyi seçilmemiş bu kurulla yönetiyor.

- Kılıçdaroğlu CHP tüzüğüne aykırı olarak milletvekillerini kesin ihraç kararıyla yüksek disiplin kuruluna sevk ediyor. Oysa CHP tüzüğüne göre, milletvekilleri ancak parti meclisi kararıyla disiplin kuruluna sevk edilebilir. Kılıçdaroğlu, “Ben mutlak butlan başkanıyım, CHP tüzüğü beni bağlamaz” diyor.

- Kılıçdaroğlu, CHP grup başkanvekillerini azlediyor, onları yüksek disiplin kuruluna gönderiyor. Oysa CHP tüzüğüne göre grup başkanvekillerini CHP milletvekilleri seçer. Genel başkanın onları görevden alma yetkisi yoktur.

- Parti meclisinin 57 üyesinin 28’i istifa etti. CHP Meclis grubundan 100’ü aşkın milletvekili kendisine karşı olduğunu açıkladı, Kılıçdaroğlu cevap bile vermiyor. Hiç üzerine almıyor. Adeta “Çok iyi yapıyorsunuz, beni rahatlatıyorsunuz” diyor.

- Kendisinin atadığı merkez yönetim kurulu üyeleri “İstifalar önemli değil, beş kişi kalsak bile CHP’yi biz yöneteceğiz” diyor.

-Tüm bu kararları alırken Siyasi Partiler Kanunu’nu, CHP tüzüğünü bir yana bırakıyor. Adeta ben “Mutlak butlan olarak tayin edilmiş otokratım, beni tüzük-kanun ilgilendirmez” diyor.

- Mutlak butlancı Kılıçdaroğlu bunlar yetmezmiş gibi, son konuşmalarında siyasal iktidarın dış politikasına paralel görüşler ileriye sürerek “Yeniden Osmanlı coğrafyasına yönelmeliyiz” diyor. Bu politika değişikliği için parti meclisine sormayı aklına bile getirmiyor.

- Bir yandaş yazarın belirttiği gibi, “Kemal Bey adım adım CHP’yi geri alıyor”. Bu yandaş yazar yazısına şöyle devam ediyor: “Kılıçdaroğlu soğukkanlılığını kaybetmeden, ihraç taleplerinin parti meclisini konsolide etmeye, orta yolcuları yanına çekmekten hukuki süreci lehine çevirmeye kadar attığı her adımla CHP’yi adım adım geri alıyor.” Bir zamanlar “Bay Kemal” diye aşağılanan Kılıçdaroğlu böylece yandaş basının gözdesi oluyor.

Bu tabloyu daha da genişletebiliriz. Bugün CHP kurultayının bine yakın delegesi, kurultayın bir an önce toplanmasını isteyen noter onaylı taleplerini CHP Genel Merkezi’ne sunacaklar. Kılıçdaroğlu, CHP kurultay delegelerinin neredeyse yüzde yüzüne yaklaşan, bu büyük imza kitlesi karşısında ne diyecektir? Bugüne kadar yaptıklarına bakılırsa yine mahkemeye gönderme yapacaktır. “Mahkemenin tedbir kararı var” deyip delegenin bu iradesini reddetme yoluna giderse yeni bir hukuka aykırı davranış sergileyecektir. Yanılmayı çok isteriz.

Bu durumda, yukarıda belirtilen tablo karşısında, Kılıçdaroğlu, Türk siyasal tarihine AKP siyasi iktidarının çok sevdiği “mutlak butlancı” ve “CHP’yi bölen adam” olarak geçecektir.