Buradan nereye?
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Buradan nereye?

15.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi. Peki nereye gidiyor? İki örnek yardımcı olabilir.

1924-26

İtalya’da sosyalist lider Giacomo Matteotti, 1924 genel seçimlerindeki faşist şiddeti, hileleri ifşa eden parlamento konuşmasından birkaç gün sonra, faşist bir çete tarafından öldürüldü. Cinayet İtalya’da toplumsal infiale yol açtı. Sosyalist, komünist, liberal, Katolik, popülist, muhalefet milletvekillerinden oluşan Avantino Grubu, meclisi boykot etti. Kamuoyu, hatta bazı liberal müttefikleri Mussolini’den uzaklaşmaya başladı. Mussolini hükümeti bir meşruiyet krizine girdi. Ancak Avantino, kitlesel bir genel grev veya halk ayaklanması örgütleyemedi. Faşist milislere karşı pasif kaldı. Gramsci liderliğindeki komünistler, bu pasif protestoyu eleştirerek işçi sınıfını silahlı direnişe, genel greve çağırdı, ardından Aventino blokundan koptu. Mussolini, muhalefetin köşeye sıkıştığını anlayınca karşı atağa geçti. İki yıl boyunca kararname üstüne kararname yağdı; basın, sendikalar, partiler sırayla kapandı. Süreç yavaştı ama her adım bir öncekini meşrulaştırıyordu. Ocak 1926’da Mussolini, “Her şeyin sorumluluğunu üstleniyorum” dediğinde muhalefet tükenmişti.

OCAK-TEMMUZ 1933

Ocak 1933’te Naziler iktidara geldiklerinde mecliste mutlak çoğunluğa sahip değillerdi. Hitler için yavaşlık tehlikeliydi. 27 Şubat gecesi Reichstag (Parlamento binası) yakıldı. 23 Mart’ta Reichstag yandığı için Opera Binası’nda toplanan Alman Parlamentosu’na Hitler’in tam bir diktatör olmasını sağlayan “yetkilendirme -kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi- yasası” sunuldu. Hitler’in imzaladığı “yasaları” anayasa sınırlayamıyordu. Uluslararası antlaşmalarda meclisin onayı gerekmiyordu.

Tutuklanan veya kaçmak zorunda kalan 81 komünist milletvekilinin tamamı, bazı Sosyal Demokrat (SPD) vekiller oturuma katılamadı. Opera binasının içi, dışı silahlı SA ve SS milisleriyle dolduruldu. Sosyal Demokratlar toptan hayır oyu verdi ama yasa geçti. Bu yasanın ardından birkaç ay içinde tüm sendikalar kapatıldı, Nazi Partisi dışında tüm siyasi partiler yasaklandı. Temmuz 1933’te, Almanya resmen muhalefetsiz, tek partili bir devlete dönüştü.

2013-2026

Gezi olayı bir hegemonya krizi yarattı, rıza alma kapasitesini hızla kaybetmeye başlayan AKP ve siyasal İslam, toplumsal dönüşümleri hızlandırırken şiddet uygulamaya yöneldi, süreç olarak faşizm tam anlamıyla belirginleşti. 15 Haziran 2015 seçimleri, bu gerçeği, sürecin şiddet dozunun hızla artmakta olduğunu gösterdi. Artık yargı da araçlaşmıştı. Bundan sonra süreç, Kılıçdaroğlu CHP’sinin meşrulaştırıcı desteğiyle parlamentonun, sandığın işlevini aşındırmaya, yürütmeyi mutlaklaştırmaya doğru ilerledi. 2023’te CHP Kılıçdaroğlu’nu başından atınca rejim partisinin meşruiyet krizi derinleşti. Diğer taraftan vatandaşların, sivil toplumun, siyasi aktörlerin neyin “normal”, “meşru” ya da “mümkün” olduğuna dair algısı yeniden şekilleniyordu. Kitlelerle buluşan, fiilen bir karşı hegemonya kurmaya başlayan dinamik liderliyle CHP’nin karşısında rejimin, seçim kazanmak için alması gerekecek riskler hızla artıyordu.

Tasfiye her zaman yasakla değil, bazen imkânsızlaştırmayla da gerçekleşir. CHP, İmamoğlu’nun tutuklanmasından başlayarak gizli tanık, itirafçı, şantaj araçlarıyla yargının hedefine kondu. Mutlak butlan, CHP’ye polis zoruyla girilmesi. Pınar Türker’in savunmasında sergilediği “mevzuata uygun”, belli ki sıradanlaşmış işkence uygulamaları, devletin “disiplin ve cezalandırma” rejimine korkutma, yıldırma araçlarının -terörün- eklenmiş olduğunu belgeliyordu.

Mussolini ve Hitler, muhalefeti yasakla, açık şiddetle ortadan kaldırmıştı. Türkiye’de muhalefet önce baskı altına alındı sonra da iktidarın yönettiği bir çatışma alanına dönüşmeye başladı. Ancak bence, asıl amaç, muhalefetin hayal edilebilirliğini ortadan kaldırmak. Türkiye’de henüz tek bir partili rejim yok. Kılıçdaroğlu CHP’si Cumhur İttifakı’na katılırsa, gerek de kalmayabilir. Tren, hız kesmeden Özgür Özel’e doğru ilerliyor. Büyük olasılıkla son durak olacak o noktaya ulaşmasını önlemeye çalışmak gerekiyor. Yoksa süreç tamamlanabilir. 

Yazarın Son Yazıları

Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026
Biraz da komplo teorisi

Çok garip zamanlarda yaşıyoruz.

Devamını Oku
04.06.2026
‘Was will Kılıçdaroğlu?’

Sevgili Prenses Marie, O kasvetli Viyana akşamındaki sohbetimizin verdiği cesaretle, bu kez İstanbul’un yapışkan (bu zamanlarda küresel ısınma diye bir şey var) bir gecesinde başka türlü uyuyamayacağımı anlayınca kalkıp bir süredir aklımı kurcalayan bir soruyu sizinle, bu kez bir meslektaşınız olarak paylaşmak istedim.

Devamını Oku
01.06.2026
‘Alea iacta est’

Sezar, Roma’ya doğru yürürken ordusunu Rubicon nehrinden geçirince “Alea iacta est” (Zar atıldı) demiş...

Devamını Oku
28.05.2026